In pre-Islamic Arabian society, social, economic, political and military treaties between individuals and tribes were important. Despite the fact that these treaties were important and actually practiced, it is difficult to understand the narration of the Messenger of Allah in the hadith sources that says “There is no alliance in Islam” in absolute terms. At first glance, the narration could be understood as Islam’s total prohibition of alliances and treaties. On the other hand, it is obvious that the Messenger of Allah participated in social alliances such as hilf al-fudul before his prophethood and expressed his pride in being part of such a community during his prophethood. On the other hand, it is also known that a treaty was made between the Islamic State of Medina and the polytheists with the Treaty of Hudaybiyyah. In this study, it is explained how this narration has been understood and should be understood in the historical process. In order to understand the narration from a holistic point of view, all the relevant narratives have been examined, and the historical meanings and interpretations have been compiled by scanning the sources. The majority of our classical sources have evaluated the narration within the framework of treaties of muaqhat that require inheritance. When considered in its historical context, it is seen that the narration occurred during the conquest of Mecca and emphasized the unity of Muslims and the lack of need for alliance between tribes.
İslâm öncesi Arabistan toplumunda şahıslar ve kabileler arası sosyal, ekonomik, siyasî, askerî antlaşmalar/hilf önemliydi. Söz konusu antlaşmalar önemli ve de fiilen uygulanmakta olmasına rağmen hadis kaynaklarında Resûlullah’ın mutlak olarak “İslâm’da ittifak yoktur” rivayetini anlamayı zorlaştırmıştır. Rivayet, ilk bakışta İslâm’ın ittifak ve antlaşmaları tamamen yasakladığı şeklinde anlaşılabilmektedir. Buna karşılık Resûlullah’ın peygamberlik öncesi hilfü’l-fudûl gibi sosyal ittifaklara katıldığı ve peygamberliği döneminde böyle bir cemiyette yer almaktan gurur duyduğunu ifade ettiği izahtan varestedir. Öbür taraftan Hudeybiye musâlahasıyla Medine İslâm Devleti ile müşrikler arasında bir antlaşma yapıldığı da bilinmektedir. Bu çalışmada sözü edilen rivayetin tarihi süreç içerisinde nasıl anlaşıldığı ve anlaşılması gerektiği izah edilmiştir. Rivayetin bütüncül bir bakış açısıyla anlaşılması için ilgili bütün tarikler incelenmiş, kaynaklar taranarak tarihi süreçteki anlama ve yorumlar derlenmiştir. Klasik kaynaklarımızın ekseriyeti rivayeti miras gerektiren muâhât antlaşmaları çerçevesinde değerlendirmiştir. Tarihî bağlam bütünlüğü ile ele alındığında rivayetin Mekke’nin fethi sırasında varit olduğu, Müslümanların birlik ve beraberliğinin sağlanması sebebiyle artık aşiretler arası ittifaka gerek kalmadığına vurgu yaptığı görülmektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 27 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.61304/did.1659537 |
| IZ | https://izlik.org/JA62PP38DX |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 62 Sayı: 1 |