Latin Amerika kökenli bir oluşum olan büyülü gerçekçilik terimi, tarihte ilk kez Alman sanat eleştirmeni Franz Roh tarafından kullanılır. Terimin edebiyat alanında ise ilk kez İtalyan yazar Massimo Bontempelli tarafından kullanıldığı bilinir. Genel anlamda gerçek ile mistik olanı bağdaştırarak doğaüstü olayları anlatan, folklorik ögelere, halk anlatılarına yer veren ve fantastik unsurlar barındırmasıyla bilinen terimin izlerine özellikle çağdaş edebiyat eserlerinde rastlanır. Terim, araştırmacılar tarafından metin içinde mitolojik unsurları kullanarak gerçek ile gerçek dışının iç içe geçip sıradanlaşması olarak da ifade edilir. Batıl inanışların, efsanelerin, masalların ortaya çıkardığı büyülü anlatım tarzından hareketle, kurgulanan eserlerin olağanlığı ve okuyucuya gündelik hayatın bir parçası gibi gelmesi terimin gerçekçilik ile ilişkisini ortaya koyar. Çalışmamızda Dina Rubina’nın “Çingene” adlı öyküsü büyülü gerçekçilik teriminin özellikleri açısından analiz edilmiştir. Ele aldığımız eserde yer alan gerçek dışı ve mistik durumlar, kehanette bulunma gibi folklorik ögeler, gerçekleşen beddualar, ileri ve geri zaman akışı, çok sesli anlatı gibi terime dair yapılar vurgulanarak eserin büyülü gerçekçilik türüne uygun özellikleri gösterilmiştir.
Rus edebiyatı büyülü gerçekçilik dina rubina mistizm çingene
The term magical realism, a formation of Latin American origin, was first used in history by the German art critic Franz Roh. It is known that the term was first used in literature by the Italian writer Massimo Bontempelli. In general terms, the traces of the term, which describes supernatural events by reconciling the real and the mystical, includes folkloric elements, folk narratives and is known for containing fantastic elements, are found especially in contemporary works of literature. The term is also expressed by researchers as the intertwining and ordinaryisation of the real and the unreal by using mythological elements in the text. Based on the magical narrative style created by superstitions, legends and fairy tales, the ordinariness of the fictionalised works and the fact that they seem like a part of everyday life to the reader reveals the relationship of the term with realism. In our study, Dina Rubina’s story ‘Gypsy’ is analysed in terms of the characteristics of the term magical realism. Unreal and mystical situations, folkloric elements such as prophesying, curses, forward and backward time flow, polyphonic narrative, etc. are emphasised and the characteristics of the work suitable for the magical realism genre are shown.
Russian literature magical realism Dina Rubina mysticism gypsy
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Rus Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 21 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.30767/diledeara.1685723 |
| IZ | https://izlik.org/JA22BR38TB |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 33 |
Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi Creative Commons Atıf-GayrıTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY-NC-ND 4.0) ile lisanslanmıştır.