Language is one of the most fundamental elements in constructing the identity of human communities and connecting them to one another throughout history. It is an undeniable fact that language plays a central role in the transmission of each nation’s intellectual world, belief system, cultural heritage, and social values from generation to generation. In this respect, distortions occurring in a nation’s language are not limited merely to the lexical or structural level but directly affect the religious, cultural, and intellectual integrity of the society in question. Therefore, the protection and proper use of language also mean preserving the memory of a civilization. The rapid expansion of Islam over vast regions and the intense interaction of Arabs with various other nations also led to a number of challenges concerning the correct pronunciation, meaning, and grammatical usage of the Arabic language. These developments necessitated the emergence of scholarly works on Arabic grammar to prevent possible distortions and misunderstandings in the language. In particular, the sciences of nahw (syntax) and iʿrāb (grammatical analysis) became independent disciplines during this process. It is evident that iʿrāb al-Qur’ān studies, which focus on the lexical and syntactic analysis of the Qur’ān, hold a special place in the development of these linguistic sciences. In this context, among the classical works written in the field of iʿrāb al-Qur’ān, the al-Baḥr al-Muḥīṭ, a tafsīr (Qur’ānic commentary) by Abū Ḥayyān al-Andalusī (d. 745/1344), occupies a distinguished position. The profound approach the author demonstrates in analyzing the grammatical structure of the Qur’ānic verses is of great significance not only in terms of Qur’ānic exegesis but also for Arabic grammar, nahw, and ṣarf (morphology). Indeed, al-Baḥr al-Muḥīṭ is considered not only a tafsīr but also a scholarly legacy of source value in the field of iʿrāb al-Qur’ān. This study systematically examines the method of iʿrāb followed by Abū Ḥayyān in the work, the linguistic principles he relied upon, the classical nahw sources he consulted, and the different grammatical schools—such as Basra and Kūfa—represented by the authors of those sources. In particular, the preferences the author made between these schools, the scholarly reasons behind each preference, the critiques he directed against various views, and the original linguistic analyses he developed are discussed in the context of iʿrāb al-Qur’ān. This provides valuable insight into the historical development and trajectory of the science of iʿrāb al-Qur’ān. Furthermore, the examples cited by Abū Ḥayyān in his iʿrāb explanations, his stance on variant readings (qirā’āt), his lexical and syntactic preferences, and the fact that he sometimes goes beyond grammar to offer evaluations on the semantic level are particularly noteworthy. In this respect, al-Baḥr al-Muḥīṭ can be considered a prime example of a syntax-centered exegetical approach within the classical tafsīr tradition. In the study, all these elements are addressed using a comparative method as far as possible. Additionally, the author’s contribution to linguistic sciences, particularly the field of iʿrāb al-Qur’ān, his scholarly methodology, and original interpretations are analyzed through a systematic assessment based on eight grammatical topics on which he especially focused in the iʿrāb of Sūrat al-Baqara, thereby presenting a comprehensive perspective.
Arabic Language and Rhetoric İʿrāb naḥw Iʿrāb al-Qurʾān al-Baḥr al-Muḥīṭ Abū Ḥayyān
Dil, toplumların kimliğini inşa eden ve onları tarih boyunca birbirine bağlayan temel unsurların başında gelir. Her milletin düşünce dünyasının, inanç sisteminin, kültürel mirasının ve toplumsal değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında dilin merkezi bir işlev üstlendiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu bakımdan, bir milletin dilinde meydana gelen bozulmalar yalnızca kelime ve yapı düzeyinde sınırlı kalmayıp, söz konusu toplumun dinî, kültürel ve zihnî bütünlüğünü de doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple dilin korunması ve doğru kullanımı, aynı zamanda bir medeniyetin hafızasını muhafaza etmek anlamına gelmektedir. İslâmiyet’in kısa sürede geniş coğrafyalara yayılması ve Arapların farklı milletlerle yoğun etkileşim içerisine girmesi de, Arapçanın doğru telaffuzu, anlamı ve gramer kurallarına uygun kullanımı hususunda birtakım zorlukların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu gelişmeler, dildeki muhtemel tahrif ve yanlış anlamaları önlemek üzere Arap dili gramerine dair ilmî çalışmaların ortaya çıkmasını gerekli kılmıştır. Özellikle nahiv ilmi veya diğer adıyla i‘râb ilmi bu süreçte müstakil bir disiplin halini almıştır. Bu ilmin gelişiminde Kur’ân’ın lafzî ve nahvî tahliline dair yapılan i‘râbü’l-Kur’ân çalışmalarının özel bir yeri olduğu açıktır. Bu bağlamda, i‘râbü’l-Kur’ân alanında kaleme alınan klasik eserler arasında Ebû Hayyân el-Endelüsî’nin (ö. 745/1344) el-Bahru’l-muhît adlı tefsiri müstesna bir yere sahiptir. Müellifin söz konusu eserinde Kur’ân âyetlerinin i‘râbına dair sergilediği derinlikli yaklaşım, yalnızca tefsir ilmi açısından değil; Arap dili grameri, nahiv ve sarf gibi dil ilimleri bakımından da büyük önem arz etmektedir. Öyle ki el-Bahru’l-muhît, sadece bir tefsir metni olarak değil, aynı zamanda i‘râbü’l-Kur’ân ilmi açısından da kaynak niteliği taşıyan bir ilmî miras olarak kabul edilmiştir. Bu çalışma, Ebû Hayyân’ın söz konusu eserinde takip ettiği i‘râb yöntemini, istinat ettiği dilsel prensipleri, başvurduğu klasik nahiv kaynaklarını ve bu kaynakların müelliflerince temsil edilen Basra ve Kûfe gibi farklı dil ekollerini sistematik biçimde incelemektedir. Özellikle müellifin bu ekoller arasında yaptığı tercihler, her bir tercihin ardında yatan ilmî gerekçeler, çeşitli görüşler karşısında ortaya koyduğu tenkitler ve kendi geliştirdiği dilsel çözümlemeler, i‘râbü’l-Kur’ân ilmi bağlamında tahlil edilmiştir. Bu durum i‘râbü’l-Kur’ân ilminin tarihî gelişim seyrini anlamak açısından önemli veriler sunmaktadır. Ayrıca Ebû Hayyân’ın i‘râb açıklamalarında yer verdiği örnekler, kıraat farklılıkları karşısındaki tavrı, lugavî ve nahvî tercihleri; kimi zaman sadece gramerle sınırlı kalmayıp, semantik düzlemde de değerlendirmelerde bulunması dikkat çekicidir. Bu yönüyle de el-Bahru’l-muhît, klasik tefsir geleneği içinde nahiv merkezli bir tefsir anlayışının tipik örneği olarak değerlendirilebilir. Çalışmada bütün bu unsurlar karşılaştırmalı yöntemle ele alınmıştır. Müellifin başta iʿrâbü’l-Kur’ân ilmi olmak üzere dil ilimlerine katkısı, ilmî yaklaşımı ve özgün yorumları ayrıca ortaya konmuştur. Bakara sûresinde nahiv konularında özellikle yoğunlaştığı sekiz iʿrâb mevzusu üzerinden yapılan bu inceleme, iʿrâbü’l-Kur’ân ilmi açısından sistematik ve bütüncül bir değerlendirme imkânı sunmuştur.
Arap Dili ve Belâgatı İʻrâb Nahiv İʻrâbü’l-Kur’ân el-Bahru’l-muhît Ebû Hayyân.
Bu makale, “Ebû Hayyân'ın tefsirinin İʻrâbu'l-Kur'ân Açısından ahlili (Fâtiha ve Bakara Sûreleri örneğinde)” (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) başlıklı yüksek lisans tezimden üretilmiştir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arap Dili ve Belagatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 6 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |
Dergi İletişim: dinbil@alparslan.edu.tr
Din ve Bilim-Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.