Thomas Bauer’ın “Neden İslam’ın Orta Çağı Yoktu – Antik Çağ’ın Mirası ve Doğu” adlı eseri, Avrupa merkezli bir kavram olan “Orta Çağ”ın İslâm tarihi için kullanımını eleştirmektedir. Bauer, İslâm dünyasının Rönesans veya Aydınlanmayı kaçırarak “Orta Çağ’da sıkışıp kaldığı” gibi yaygın klişeleri sorgulayarak, bu terimin İslâm için kullanılmasının muğlaklık, yanlış çıkarımlar, gizli değersizleştirme, egzotikleştirme, emperyalist çağrışım ve nesnel temelden yoksunluk gibi altı önemli soruna yol açtığını belirtmektedir. Yazar, 5. ve 11. yüzyıllar arasındaki Yakın Doğu ile Avrupa’yı okuryazarlık, bilimsel faaliyetler ve toplumsal yaşam gibi birçok yönden karşılaştırmaktadır. Bu karşılaştırmalar sonucunda, İslâm coğrafyasında Batı’daki gibi Antik Çağ mirasını keskin bir kırılmayla reddeden bir değişimin yaşanmadığını, aksine bu kültürün korunduğunu ve geliştirildiğini ortaya koyar. Bauer, İslam’da 6. yüzyıldan 11. yüzyılın başına kadar olan dönemi “İslamî Geç Antik Çağ” ve “İslâm İlimlerinin Biçimlendirici Dönemi” olarak adlandırır. 11. yüzyılın, Antik mirasın kalıcı olarak yazıya geçirildiği ve Cebelitarık’tan Hindikuş’a uzanan geniş coğrafyada yeni bir çağın başlangıcını işaret ettiğini belirtmektedir. Kitabın nihai önerisi, “Orta Çağ” kavramının İslâm için kullanılmasından tamamen vazgeçilmesi ve 11. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasının “Erken/İlk Modern Çağ” olarak adlandırılabileceği yönündedir. Eser, Batı merkezli tarih yazımına karşı alternatif ve ikna edici bir bakış açısı sunarak literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır.
Thomas Bauer’s work Why There Was No Middle Ages in Islam: The Legacy of Antiquity and the East critically examines the application of the Eurocentric concept of the “Middle Ages” to Islamic history. Bauer challenges widespread clichés such as the claim that the Islamic world remained “trapped in the Middle Ages” due to having missed the Renaissance or the Enlightenment. He argues that using this term for Islam leads to six major issues: ambiguity, misinterpretation, implicit devaluation, exoticization, imperialist connotations, and a lack of objective basis. The author compares the Near East and Europe between the 5th and 11th centuries in terms of literacy, scientific activity, and social life. Through these comparisons, he demonstrates that, unlike in the West, the Islamic world did not undergo a sharp rupture from the legacy of Antiquity; rather, it preserved and developed that cultural heritage. Bauer refers to the period from the 6th century to the early 11th century as the “Islamic Late Antiquity” and the “Formative Period of Islamic Sciences.” He identifies the 11th century as the point at which the legacy of Antiquity was firmly codified in writing, marking the beginning of a new era across a vast region stretching from the Strait of Gibraltar to the Hindu Kush. The book ultimately advocates for abandoning the use of the term “Middle Ages” in reference to Islam altogether and proposes that the period between the 11th and 18th centuries be described instead as the “Early Modern Period.” By offering an alternative and compelling perspective against Western-centric historiography, Bauer’s work makes a significant contribution to the academic literature.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Tarihi ve Medeniyeti |
| Bölüm | Kitap İncelemesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 31 Sayı: 60 |