Küresel iklim değişikliğini an ve an giderek daha çok hissettiğimiz şu günlerde bu durum bir kriz halini almıştır. Kriz insanın içinde bulunduğu trajik durumun bir yansıması olmakla beraber durumun farkına varılması ve bununla mücadele edilmesi için gerekli entelektüel tavrın benimsenebilmesi için bir uyarıcı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kriz olarak adlandırılabilecek bu durumun gerçekleşmesinin nedenlerini insanın ontolojik ve kültürel yapısında aranması gerekliliği belirmektedir. Bu çalışmada bu yaklaşımdan hareketle insanın kültür-doğa gerilimi bağlamında geliştirilen medeniyetin eleştirilebilecek yönlerine değinilmeye çalışılmıştır. İnsanın doğanın efendisi olduğu anlayışının getirdiği yıkıcı etkilere dikkat çekilmiştir. Daha sonra özellikle insanın varlığın bütününe ekonomik bir araç olarak yaklaşmasının getirdiği yok ediciliğe karşı tavır alınması gerektiğine değinilmiştir. İnsanın meydana getirdiği birçok kültürde doğayla barışık, ona değer veren anlayışlarından olduğundan hareketle dayanışmaya dayalı bir varoluşun imkanının gereği üzerinde durulmuştur. Hiyerarşik, baskıcı, tüketime dayalı anlayışın insanda bulunduğunu ve bunun da krizin kökeninde yer aldığı iddia edilmiştir.
In these days when we feel global climate change more and more, this situation has become a crisis. Although crisis is a reflection of the tragic situation that people are in, it also appears as a warning to be aware of the situation and to adopt the intellectual attitude necessary to combat it. It becomes clear that the reasons for this situation, which can be called a crisis, must be sought in the ontological and cultural structure of man. In this study, based on this approach, it was attempted to address the aspects of civilization that could be criticized, which was developed in the context of human culture-nature tension. Attention is drawn to the destructive effects of the understanding that man is the master of nature. Later, it was mentioned that a stance should be taken against the destructiveness that comes from man's approach to the whole of existence as an economic tool. Given that many cultures have embraced understandings that are at peace with and value nature, the possibility of an existence based on solidarity is emphasized. It argues that a hierarchical, oppressive, and consumption-based mindset is inherent in humanity, and that this lies at the root of the crisis.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Çevre Felsefesi, Etik, Siyaset Felsefesi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 3 Mart 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA74PE76MA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 28 |