The human factor is a crucial element in the construction of the state. Human resources not only ensure the stability of the state but also determine its governance system. Democratic governance systems have essential prerequisites, one of which is meritocracy. Meritocracy refers to the selection of public officials from among qualified individuals or the assignment of public services to capable and competent individuals. Meritocracy, which represents a system where individuals' social status is determined based on their talents and efforts, aims to create a fair environment and provide equal opportunities for everyone. Democracy, on the other hand, stands out as a governance model in which all citizens have equal rights. However, various contradictions may arise in practice. Chief among these is ethnocracy, which disrupts the integration of democracy and meritocracy and stands in direct opposition to it.Ethnocracy represents discrimination based on ethnic identity, as well as factors such as origin, cultural differences, and social status. Thus, ethnocracy is a concept that intersects ethnic groups, ethnic identity, and discrimination. This situation hinders the prominence of merit and talent, posing a significant threat to justice.The aim of this study is to examine the concepts of democracy, meritocracy, and ethnocracy, and to detail the causes and consequences of ethnocracy, which is one of the most critical issues in democratic societies. The study is based on a literature review, utilizing primary and secondary sources, and analyzes the topic through examples from national practices. This research aims to highlight the importance of a merit-based governance approach by combining theory with practice and to propose some solutions to the problems in public administration.
Devletin inşasında insan faktörü önemli bir unsurdur. Beşeri unsurlar, devletin istikrarını sağlarken aynı zamanda yönetim biçimini de belirler. Demokratik yönetim sistemlerinin önemli olmazları vardır. Devlet görevlilerinin nitelikli insanlar arasından seçilmesi veya kamu hizmetlerinin ehliyet ve liyakat sahibi kişilere gördürülmesini ifade eden meritokrasi bunlardan bir tanesidir. Bireylerin yetenek ve çabaları doğrultusunda sosyal konumlarının belirlendiği bir sistemi ifade eden meritokrasi; adil bir ortam yaratarak, her bir bireye eşit fırsatlar sunmayı amaçlar. Demokrasi ise tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu bir yönetim biçimi olarak öne çıkmaktadır. Ancak uygulamada farklı çelişkiler ortaya çıkabilmektedir. Bunların başında da genelde demokrasi ile meritokrasi bütünselliğini bozan ve bu duruma tamamen ters olan etnokrasi görüntüsüdür. Etnokrasi, etnik kimliğin yanı sıra, köken, kültürel farklılıklar ve sosyal statü gibi unsurlar da içeren bir ayrımcılığı temsil eder. Dolayısıyla, etnokrasi, sadece etnik grup değil, aynı zamanda etnik kimlik ve ayrımcılığın kesiştiği bir kavramdır. Bu durum, liyakat ve yeteneğin öne çıkmasını engelleyerek, adaletin sağlanmasına yönelik ciddi bir tehdit oluşturur. Bu çalışmanın amacı, demokrasi- meritokrasi ve etnokrasi kavramlarını incelemek, demokratik toplumların en önemli sorunlarından biri olan etnokrasinin sebep ve sonuçlarını ayrıntılarıyla ortaya çıkarmaktır. Çalışmada, literatür taraması, bir ve ikincil kaynaklara inme yöntemi esas alınmış ve ülke uygulamaları örnekleri üzerinden konu irdelenmiştir. Bu çalışma, teori ile pratiği birleştirerek liyakat esaslı bir yönetim anlayışının önemini vurgulamayı ve kamu yönetimindeki sorunlara yönelik bazı çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kamu Yönetimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 9 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 16 |