Bu makale din–siyaset ilişkisinin modern dönemde ortadan kalkmadığını, bilakis biçim değiştirerek yeniden üretildiğini savunur. Kuramsal çerçevede Weber, Durkheim, Berger, Casanova, Schmitt, Arendt, Habermas, Taylor ve Asad’dan yararlanılarak meşruiyet, kamusal alan, sekülerleşme/laiklik ve post-seküler toplum gibi kavramlar ele alınmıştır. Türkiye’de laiklik ilkesi bağlamında devlet ve din ilişkisini incelemektedir. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti siyasetinde din ve devlet arasında kendine has gerilimli bir ilişkinin bulunduğu ve din politikalarının devletin kontrolündeki Diyanet gibi resmî kurumlar tarafından yönlendirildiği iddia edilmiştir. Ayrıca laiklik söylemi ile dinsel politikalar arasında oluşan uyum ve karşıtlık belli bir dinamik üzerinde varlığını sürdürmektedir. Türkiye’de devletin dine dair yaptığı düzenlemeler merkeziyetçi karakter göstermekle birlikte bireysel ve toplumsal düzeyde dinsel özgürlüğü tamamen sınırlandırdığı da söylenemez. Buna rağmen Türkiye’de laikliğin bir devlet politikası olmasının ötesinde sosyal bir fenomen olarak algılandığı ve toplumsal pratiklere yansıdığı iddia edilmiştir. Nihayetinde Türkiye’de laiklik ilkesinin eşitlikçi ve özgürleştirici söylemi ile fiili uygulamalar arasında boşluklar ortaya çıktığı ve bu çerçevede dini çoğulculuk, bireysel özgürlükler üzerinde sınırlandırıcı sonuçlar doğurduğu ifade edilmiştir.
This article argues that the relationship between religion and politics has not disappeared in the modern era but rather has been reproduced in a different form. Within the theoretical framework, concepts such as legitimacy, public sphere, secularization/secularism, and post-secular society are examined with reference to Weber, Durkheim, Berger, Casanova, Schmitt, Arendt, Habermas, Taylor, and Asad. It examines the relationship between the state and religion in the context of the principle of secularism in Türkiye. The study argues that there is a unique tension between religion and the state in the politics of the Republic of Türkiye and that religious policies are directed by official institutions under state control, such as the Directorate of Religious Affairs (Diyanet). Furthermore, the harmony and conflict between the discourse of secularism and religious policies continues to exist within a certain dynamic. Although the state's regulations on religion in Türkiye are centralized in nature, it cannot be said that they completely restrict religious freedom at the individual and societal levels. Nevertheless, it is argued that secularism in Türkiye is perceived as a social phenomenon beyond being a state policy and is reflected in social practices. Ultimately, it has been stated that gaps have emerged between the egalitarian and liberating discourse of the principle of secularism in Türkiye and its actual implementation, and that within this framework, religious pluralism has had restrictive consequences on individual freedoms.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Politika ve Yönetim (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 16 |