Garp Ocakları olarak tanımlanan Trablusgarp, Libya ve Cezayir, Akdeniz’de Müslüman korsanlık faaliyetlerini yürütenlerin üs olarak kullandıkları bölgelerin başında gelmiştir. Bölge Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra bile korsanlık faaliyetleri devam etti. Osmanlı Devleti kimi zaman korsan filolarını kendi hakimiyetine alarak rakip devletlerine karşı kullandı. Bölge korsanları İstanbul’un onayını almadan ve zaman zaman da ona karşı, korsanlık faaliyetlerine devam etti. Bu nedenle Osmanlı Devleti ile imzalanan antlaşmalarda Garp Ocakları’ndan kaynaklı korsanlık faaliyetlerinin engelleneceğine dair hükümler yer almaktadır. Osmanlı Devleti bu hükmü kabul ederken aynı zamanda olası zararları da karşılamayı kabul etti. Fakat bölgeden kaynaklı korsanlık bir türlü son bulmadı. Bu durum Osmanlı Devleti ile diğer devletler arasında sürekli sorun haline gelmiş ve ayrıca Akdeniz ticareti için büyük bir tehdit oluşturmuştur. Bu nedenle Viyana Kongresi sonrasında Garp Ocakları’ndan kaynaklı devam eden korsanlık ve kölelik faaliyetine son verilmesi yönünde bir karar alınmıştır. Beyaz köleliğin sonlandırılması amacıyla 1816’ın baharında bir İngiliz filosu bölgeye gönderilmiş fakat Cezayir ile yapılan müzakerelerden olumlu sonuç alınamamıştır. Nihayetinde Ağustos 1816’ta İngiliz-Hollanda birleşik filosu Cezayir’e bir operasyon düzenlemiş ve Cezayir limanı ve donanmasına büyük bir darbe indirmişti. Bu çalışmada bir Osmanlı toprağı olan Cezayir’e karşı yapılan bu harekâta yönelik Osmanlı Devleti’nin tutumu ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Tripolitania, Libya and Algeria, defined as the Western Odjaks or the regencies, were among the regions used as bases by Muslim pirates in the Mediterranean. Even after the region came under Ottoman rule, piracy activities continued. The Ottoman Empire sometimes took pirate fleets under its control and used them against rival states. The pirates of the region continued their piracy activities without the approval of Istanbul and sometimes against it. For this reason, the treaties signed with the Ottoman Empire included provisions stipulating that piracy activities originating from the regencies would be prevented. While accepting this provision, the Ottoman Empire also agreed to cover possible damages. However, piracy in the region never came to an end. This situation became a constant problem between the Ottoman Empire and other states and also posed a great threat to the Mediterranean trade. Therefore, after the Congress of Vienna, a decision was taken to put an end to the piracy and slavery activities originating from the Western Odjaks. A British fleet was sent to the region in the spring of 1816 in order to end white slavery, but negotiations with Algeria did not yield positive results. Finally, in August 1816, a combined Anglo-Dutch fleet launched an operation in Algiers and dealt a major blow to the Algerian port and navy. In this study, the attitude of the Ottoman Empire towards this operation against Algeria, an Ottoman territory, was tried to be revealed.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Yakınçağ Akdeniz Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 27 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 88 |
Dergimiz EBSCOhost, ULAKBİM/Sosyal Bilimler Veri Tabanında, SOBİAD ve Türk Eğitim İndeksi'nde yer alan uluslararası hakemli bir dergidir.