This study presents a comprehensive comparative evaluation of high-rise and low-rise building typologies in Türkiye’s seismically active regions, addressing their seismic behavior, economic viability, environmental footprint, and socio-psychological impacts. Utilizing Finite Element Method (FEM) simulations and Life Cycle Cost Analysis (LCCA), the research integrates structural modeling with long-term performance metrics, supported by generalized data derived from the 2023 Kahramanmaraş earthquake and national statistical sources. In accordance with TBDY-2018, high-rise buildings are defined as those exceeding 15 stories or 60 meters in height, while low-rise buildings typically fall below this threshold. The analysis indicates that, under normalized seismic loading conditions, low-rise buildings exhibit lower inter-story drift and base shear demands, reflecting different dynamic responses. Economically, high-rise developments are associated with 20–30% higher life-cycle costs, primarily due to maintenance, vertical transportation systems, and energy-intensive infrastructure requirements. From an environmental perspective, high-rise structures consume approximately 30% more operational energy and emit up to 35% more CO₂ over their lifespan, attributed to mechanical system dependence and higher embodied carbon in construction materials. Additionally, socio-psychological assessments reveal that high-rise living often correlates with increased social isolation, reduced neighborhood interaction, and adverse effects on mental well-being, whereas low-rise environments tend to support stronger community ties. While recognizing the inherent design and regulatory distinctions between these typologies, this study employs harmonized analytical methods to derive context-specific insights, offering guidance for urban planners and policymakers seeking to align seismic safety with sustainable, livable development strategies.
Seismic Resilience Building Typologies Life Cycle Cost Analysis (LCCA) Environmental Impact Social Well-being Sustainable Urban Development Construction Management Urban Planning Green Building
Bu çalışma, Türkiye’nin deprem açısından aktif bölgelerinde yer alan yüksek ve alçak katlı bina tipolojilerinin sismik davranış, ekonomik sürdürülebilirlik, çevresel etki ve sosyo-psikolojik sonuçlar açısından kapsamlı ve karşılaştırmalı bir değerlendirmesini sunmaktadır. Sonlu Elemanlar Yöntemi (FEM) simülasyonları ve Yaşam Döngüsü Maliyet Analizi (LCCA) kullanılarak yapılan araştırma, yapısal modellemeyi uzun vadeli performans göstergeleriyle bütünleştirmekte ve 2023 Kahramanmaraş depremi ile ulusal istatistiksel kaynaklardan elde edilen genel verilere dayanmaktadır. TBDY-2018 yönetmeliğine göre, yüksek katlı binalar 15 katı veya 60 metreyi aşan yapılar olarak tanımlanırken, alçak katlı binalar bu eşiklerin altında kalan yapılardır. Normalize edilmiş sismik yükleme koşulları altında yapılan analizler, alçak katlı binaların daha düşük katlar arası ötelenme (interstory drift) ve temel kesme kuvveti taleplerine sahip olduğunu ve bu yapıların farklı dinamik tepkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ekonomik açıdan bakıldığında, yüksek katlı yapıların bakım, düşey ulaşım sistemleri ve enerji yoğun altyapı gereksinimleri nedeniyle yaşam döngüsü maliyetlerinin %20–30 oranında daha yüksek olduğu görülmektedir. Çevresel açıdan ise, yüksek katlı binaların yaklaşık %30 daha fazla işletme enerjisi tükettiği ve yaşam süreleri boyunca %35’e varan oranda daha fazla CO₂ salımı yaptığı belirlenmiştir; bu durum, mekanik sistem bağımlılığı ve yapı malzemelerinde yer alan gömülü karbon miktarının yüksekliği ile ilişkilidir. Sosyo-psikolojik değerlendirmeler, yüksek katlı yaşamın sıklıkla artan sosyal izolasyon, azalan komşuluk etkileşimi ve zihinsel iyi oluş üzerinde olumsuz etkilerle ilişkili olduğunu; buna karşın, alçak katlı çevrelerin daha güçlü topluluk bağlarını desteklediğini göstermektedir. Bu tipolojiler arasındaki yapısal ve düzenleyici farklılıklar dikkate alınarak, çalışma bağlama özgü içgörüler üretmek amacıyla bütüncül analiz yöntemleri kullanmakta; böylece, sismik güvenlik ile sürdürülebilir ve yaşanabilir kentsel gelişim stratejilerini uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan şehir plancılarına ve karar vericilere yol göstermektedir.
Sismik Dayanıklılık Bina Tipolojileri Yaşam Döngüsü Maliyet Analizi (YDMA) Çevresel Etki Sosyal Refah Sürdürülebilir Kentsel Gelişim İnşaat Yönetimi Kentsel Planlama Yeşil Bina
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Deprem Mühendisliği, Mimari Mühendislik, Yapı Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 12 Aralık 2024 |
| Kabul Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.24012/dumf.1599942 |
| IZ | https://izlik.org/JA93UD77UG |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 16 Sayı: 4 |