Bu çalışma, klasik ve çağdaş din sosyolojisinin iki temel figürü olan Weber ve Berger’in sekülerleşme teorilerini, kentsel mekânın dönüştürücü etkileri bağlamında karşılaştırmalı bir analize tabi tutmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Weber’in makro-yapısal rasyonalizasyon tezi ile Berger’in mikro-fenomenolojik çoğulculuk analizinin, modern kentsel yaşamdaki dinsel dönüşümü açıklamada sunduğu imkanları ve aralarındaki kuramsal ayrışma noktalarını belirlemektir. Çalışmada yöntem olarak nitel literatür taraması ve kuramsal karşılaştırma tercih edilmiştir. Weberci perspektiften sekülerleşme, rasyonalizasyonun bir sonucu olan “dünyanın büyüsünün bozulması” ve bürokratik bir “demir kafes” inşası olarak ele alınırken, Bergerci perspektifte süreç, dinsel “inandırıcılık yapılarının” sarsılması, “kutsal şemsiye”nin parçalanması ve dinin bir “tercih” nesnesine dönüştüğü çoğulculuk krizi üzerinden analiz edilmektedir. Karşılaştırmalı analiz sonucunda, kentsel mekânın Weber için rasyonel-yasal otoritenin mutlak kalesi, Berger için ise inançların rekabet ettiği çoğulcu bir anlam pazarı olduğu saptanmıştır. Çalışmanın ulaştığı temel sonuç, sekülerleşmenin doğrusal bir gerileme süreci değil, kentsel rasyonalite ile dinsel anlam inşası arasında sürekli yeniden üretilen diyalektik bir dönüşüm olduğudur. Makale, elde edilen teorik bulgular ışığında, modern kent planlamasında teknik rasyonalite ile bireyin ontolojik anlam ihtiyacı arasındaki dengenin kurulmasına yönelik politika önerileriyle son bulmaktadır.
Sekülerleşme Max Weber Peter Berger Rasyonalizasyon Kentleşme Kutsal Şemsiye
This study conducts a comparative analysis of the secularization theories of Weber and Berger, two fundamental figures of classical and contemporary sociology of religion, within the context of the transformative effects of urban space. The primary objective of the article is to identify the opportunities provided by Weber's macro-structural rationalization thesis and Berger's micro-phenomenological pluralism analysis in explaining religious transformation in modern urban life, as well as the theoretical points of divergence between them. Qualitative literature review and theoretical comparison were preferred as the methods in the study. From a Weberian perspective, secularization is treated as the “disenchantment of the world” resulting from rationalization and the construction of a bureaucratic “iron cage” while in the Bergerian perspective, the process is analyzed through the shaking of religious “plausibility structures,” the shattering of the “sacred canopy,” and the crisis of pluralism where religion transforms into an object of “choice.” As a result of the comparative analysis, it has been determined that urban space is an absolute fortress of rational-legal authority for Weber, whereas for Berger, it is a pluralistic market of meaning where beliefs compete. The main conclusion reached by the study is that secularization is not a linear process of decline, but a dialectical transformation continuously reproduced between urban rationality and religious meaning construction. In light of the theoretical findings obtained, the article concludes with policy recommendations aimed at establishing a balance between technical rationality and the individual's ontological need for meaning in modern urban planning.
Secularization Max Weber Peter Berger Rationalization Urbanization Sacred Canopy
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kamu Yönetimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 22 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.59274/enderun.1878297 |
| IZ | https://izlik.org/JA57DJ75UY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 10 Sayı: 1 |