Bu karşılaştırmalı çalışma, klasik kahramanın yolculuğunun -ayrılış, erginlenme (inisiyasyon) ve dönüş evrelerinden oluşan sürecin- Sami ve Japon dinî geleneklerinde nasıl tezahür ettiğini incelemektedir. Joseph Campbell’ın monomit kuramı, evrensel bir kahraman anlatısı paradigması sunmakta ve bu çerçevede İbrahimî dinlerin peygamber anlatılarının Japon Budist kurucuların hayat hikayeleri ile karşılaştırılmasına imkân tanımaktadır. Makale, Sami geleneğinin önde gelen figürleri (Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed) ile Japon geleneğinin önemli temsilcileri (Kūkai, Shinran ve Nichiren) üzerine odaklanarak, her iki bağlamda da monomitin üç aşamasının nasıl belirdiğini göstermektedir. Geniş kültürel ve doktriner farklılıklara rağmen bu anlatılar, dikkat çekici yapısal benzerlikler ve ortak motifler sergilemektedir. Her bir figür sıradan toplumdan bir ayrılış yaşamakta, genellikle kutsal bir dağda ya da bir mağarada geçen dönüştürücü sınavları veya vizyon görme/vahiy alma gibi tecrübeler edinmekte (bu durum simgesel bir ölüm ve yeniden doğuş biçimini ifade etmektedir) ve nihayetinde bir dinî topluluğu kurmak veya yenilemek üzere geri dönmektedir. Dikkat çekici biçimde Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed doğrudan ilahî vahiy tarafından yönlendirilmiş olarak tasvir edilmekteyken, Kūkai, Shinran ve Nichiren ise mistik tecrübeler ile aydınlanmış olarak tasvir edilmektedir. Bununla birlikte altı figürün de benzer bir ayrılış-erginlenme-dönüş döngüsünü tamamladığı görülmektedir. Örneğin Hz. Musa’nın Horeb/Sina Dağı’nda aldığı vahiy, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi ve dirilişi ile Hz. Muhammed’in Hira Mağarası’ndaki aldığı ilk vahiy; Kūkai’n kutsal zirvede aydınlanması, Shinran’ın sürgün tecrübesi ve manevi yeniden doğuşu ve Nichiren’in ise idam edilecekken yaşadığı mucizevi kurtuluş ile paralellik göstermektedir. Bu tür benzerlikler, farklı geleneklerde ortak bir ayrılış-erginlenme-dönüş kalıbının var olduğunu ortaya koymakta ve monomit kuramının din kurucularının hikayelerinin incelenmesinde kültürler arası geçerliliğini göstermektedir. Sonuç olarak bu inceleme kutsal dağı, insan ve ilahi olan arasındaki bir eşik olarak vurgulamakta ve monomit modelinin evrenselliğini teyit ederek, kültüler/inanışlar arasında tezahür eden bir Ezeli Hikmet anlayışının var olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca her bir kahramanın kişisel yolculuğunun toplumsal uygulamaların ve inançların temeli haline gelmesiyle, bireysel manevi/mistik deneyimlerin nasıl kurumsallaşmış geleneklere dönüştüğünü de ortaya koymaktadır.
Bu makalenin yazarı aynı zamanda bu özel sayının da editörlerinden biridir. Makalesinin hakem süreçleri, bu makaleye erişimi kapatılarak diğer editör tarafından yürütülmüştür.
This comparative study applies Joseph Campbell’s monomyth theory to examine how the classic hero’s journey—comprising the stages of departure, initiation, and return—manifests in Semitic and Japanese religious traditions. Campbell’s paradigm of a universal hero narrative provides a framework to compare the prophetic narratives of the Abrahamic faiths with the hagiographies of Japanese Buddhist founders. The article analyzes the life stories of key figures from the Semitic tradition (Moses, Jesus, and Muḥammad) alongside those from the Japanese tradition (Kūkai, Shinran, and Nichiren) to illustrate the monomyth’s three stages in each context. Despite vast cultural and doctrinal differences, these accounts exhibit striking structural similarities and shared motifs: each figure undergoes a departure from ordinary society, faces transformative trials or visionary encounters often set on a sacred mountain or in a cave (signifying a form of symbolic death and rebirth), and ultimately returns to establish or renew a religious community. Notably, Moses, Jesus, and Muḥammad are depicted as guided by direct divine revelation, whereas Kūkai, Shinran, and Nichiren derive insight through meditative visions; nonetheless, all six figures fulfill an analogous departure–initiation–return cycle. For instance, Moses’s revelation on Mount Horeb, Jesus’s crucifixion and resurrection, and Muḥammad’s first vision in the Cave of Ḥirāʾ find parallels in Kūkai’s enlightenment on a sacred peak, Shinran’s exile and spiritual rebirth, and Nichiren’s near-execution miracle, respectively. Such parallels highlight a common departure–initiation–return pattern underlying disparate traditions, demonstrating the model’s cross-cultural applicability in the study of religious founders. In conclusion, the analysis underscores the sacred mountain as a liminal threshold between human and divine and affirms the universality of the monomyth pattern, suggesting a Sophia Perennis—a perennial wisdom—shared across cultures. It further shows how individual mystical experiences are transformed into institutionalized traditions, as each hero’s personal journey becomes the foundation for enduring communal practices and beliefs.
The author of this article is also one of the editors of this special issue. The peer review process for this manuscript was managed by the other editor, and the author’s access to the review process was restricted.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Dinler Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.37697/eskiyeni.1790750 |
| IZ | https://izlik.org/JA66MM25UM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 60/Special Issue of Japan-Islam |