İslam geleneği içerisinde ilhamını Arap coğrafyasında yetişen nam sahibi din büyükleri ve ulemanın hayatına dair biyografik bilgileri derlemekten alan tezkire türü, akabinde dilbilimci, hekim, kâtip ve şairleri de kapsayan geniş bir yelpazeye kavuşmuştur. Muhammed b. Sallam’ın kaleme aldığı Tabakatü’ş-şu’arâ ile birlikte tezkire türü, şair odaklı bir perspektife kavuşmuş ve bu gelenek Fars ve Türk edebiyatlarında da neşvünema bulmuştur. Arap edebiyatında genellikle tabakat usulüyle yazılan şair tezkireleri, özellikle coğrafi yakınlık, müşterek dinin sağladığı ortak değerler ve güçlü bir şiir geleneği olması sebebiyle ilk olarak Fars edebiyatına sirayet etmiştir. Arap edebiyatındaki sürece benzer bir seyir takip eden ilk dönem Fars tezkirelerinin ortaya çıkışını hızlandıran en önemli faktör, dönem idarecilerinin şiir ve şairi, patronajın ayrılmaz bir parçası olarak görmelerinden kaynaklanır. Osmanlı sahası tezkireciliğini hem şekil hem de muhteva açısından derinden etkileyen Fars tezkirelerinin ilk örnekleri, Nizâmî-i Arûzî’nin Çehâr Makâle’sinin şairler bölümü (1156), Muhammed Avfî’nin Lübâbü’l-elbâb’ı (1221) Molla Câmî’nin Bahâristân’ının yedinci babı (1478) ve Devletşah’ın Tezkiretü’ş-şu’arâ’sıdır (1487). Bu çalışmada, isimleri zikredilen Farsça eserlerin sırasıyla yazıldıkları kronolojik tarihler esas alınarak mukaddimelerinde şiir, şair ve şiir-patronaj ilişkisi ile ilgili bilgiler verilerek ilk dönem şu’ara tezkirecilerinin şiiri oluşturan iç ve dış etmenlere dair fikir ve değerlendirmeleri ortaya konulacaktır.
Tezkireler Fars Tezkireleri Patronaj Şiir ve Şair Şiir Teorisi
Within the Islamic tradition, the tezkire genre, which draws its inspiration from compiling biographical information on the lives of renowned religious figures and scholars who grew up in the Arab geography, later acquired a wide range that included linguists, physicians, scribes and poets. With the Tabakatu’ş-şu’arâ written by Muhammad b. Sallam, the tezkire genre gained a poet-focused perspective and this tradition also flourished in Persian and Turkish literature. In Arabic literature, poet tezkires, which are generally written in the tabakat method, first spread to Persian literature due to geographical proximity, common values provided by a common religion and a strong poetic tradition. The most important factor that accelerated the emergence of the early Persian tezkires, which followed a similar course to that in Arabic literature, stemmed from the fact that the administrators of the period viewed poetry and poets as inseparable parts of patronage. The first examples of Persian tezkires that deeply influenced the Ottoman field tezkire in terms of both form and content are the poets section of Nizamî-i Arûzî’s Çehâr Makâle (1156), Muhammed Avfî’s Lübâbü’l-elbâb (1221), the seventh chapter of Molla Jamî’s Bahâristân (1478) and Devletşah’s Tezkiretü’ş-şu’arâ (1487). In this study, information about poetry, poet and poetry-patronage relationship will be given in the introductions of the Persian works whose names are mentioned, based on their chronological dates, and the ideas and evaluations of the early şu’ara tezkires on the internal and external factors that constitute poetry will be revealed.
Tezkires Persian Tezkires Patronage Poet and Poetry Theory of Poetry
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Dili ve Edebiyatı (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 21 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 4 |
Yazar, dergimizde yayınlanan makalelerin telif hakkına sahip olup çalışmaları CC BY-NC 4.0 lisansı altındadır./The author owns the copyright of the articles published in our journal and his works are under CC BY-NC 4.0 licence.