Bu çalışma, siyasal kültür ve siyasal rejim arasındaki etkileşimi Marksist terminoloji çerçevesinde incelemektedir. Tarihsel olarak Antik Yunan'dan günümüze siyasal kültür-siyasal rejim ilişkisinin izini süren araştırma, Marksist düşünce geleneğinde bu etkileşimin nasıl kavramsallaştırıldığını eleştirel bir perspektifle ele almaktadır. Klasik Marksizm'in altyapı-üstyapı ayrımı çerçevesinde kültür unsurlarını genellikle ekonomik determinizm bağlamında değerlendirdiği görülürken, yirminci yüzyılda Gramsci ve Althusser gibi düşünürlerin katkılarıyla bu anlayışın önemli bir dönüşüm geçirdiği saptanmaktadır. Gramsci'nin "hegemonya" kavramı ile Althusser'in "devletin ideolojik aygıtları" kavramsallaştırması, siyasal kültür unsurlarının siyasal rejimin sürdürülebilirliğindeki rolünü ve bu unsurlara ilişkin mücadele alanlarını yeniden tanımlamıştır. Karşılaştırmalı metin analizi yöntemiyle gerçekleştirilen çalışma, Marksist teorinin ekonomik determinizmini aşarak, kültürel alanın özerkliğini vurgulayan yaklaşımların gelişimini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, siyasal rejimin meşruiyetinin sağlanmasında ve sürdürülmesinde hegemonik kültürel pratiklerin işlevi açığa çıkarılmaktadır. Araştırma sonucunda, Marksist düşünce geleneğinde siyasal kültür-siyasal rejim etkileşiminin, özellikle Batı Marksizmi olarak adlandırılan çizgide, ekonomik determinizmden kültürel hegemonya analizine doğru evrildiği tespit edilmektedir. Bu evrim, günümüzde neoliberal küreselleşme, dijitalleşme ve çok-kültürlülük tartışmaları bağlamında siyasal kültür-siyasal rejim ilişkisinin anlaşılması için de analitik bir çerçeve sunmaktadır.
Siyasal Kültür Siyasal Rejim Marksizm Hegemonya Devletin İdeolojik Aygıtları
This study examines the interaction between political culture and political regime within the framework of Marxist terminology. Tracing the historical relationship between political culture and political regime from Ancient Greece to the present day, the research critically analyzes how this interaction has been conceptualized in the Marxist tradition. While classical Marxism generally evaluated cultural elements within the context of economic determinism through the base-superstructure distinction, this understanding underwent a significant transformation in the twentieth century with the contributions of thinkers such as Gramsci and Althusser. Gramsci's concept of "hegemony" and Althusser's conceptualization of "ideological state apparatuses" redefined the role of political culture elements in the sustainability of political regimes and the areas of struggle related to these elements. Using comparative textual analysis, the study reveals the development of approaches that emphasize the autonomy of the cultural field by transcending the economic reductionism of Marxist theory. In this context, the function of hegemonic cultural practices in establishing and maintaining the legitimacy of the political regime is revealed. The research concludes that the interaction between political culture and political regime in the Marxist tradition, especially in what is called Western Marxism, has evolved from economic determinism toward an analysis of cultural hegemony. This evolution also provides an analytical framework for understanding the relationship between political culture and political regime in the context of contemporary discussions on neoliberal globalization, digitalization, and multiculturalism.
Political Culture Political Regime Marxism Hegemony Ideological State Apparatuses
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kamu Yönetimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 20 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 14 Sayı: 2 |