Atlı ve elektrikli tramvay dönemlerinde İstanbul sokaklarında yoğunlaşan kaza olgusu, kamuoyunun gündeminde sürekli yer bulmuş, tramvay kazaları basında sıklıkla manşetten verilen ve merakla takip edilen haberler arasında olmuştur. Troleybüs ve otobüs işletme dönemlerinde de alınan önlemlere rağmen toplu taşıma araçlarının karıştığı kazalar devam etmiş ve kamuoyu ilgisini korumuştur. 1961-1966 döneminde İstanbul’da faaliyette bulunan tramvay, troleybüs ve otobüs işletmelerine ait kaza verileri, söz konusu ulaşım sistemlerinin yapısal ve işlevsel farklılıkları çerçevesinde karşılaştırmalı bir değerlendirme olanağı sunmaktadır. İnceleme, kazalara etki eden döneme özgü faktörleri, işletme bazında dağılımı ve yoğunluk düzeylerini sistematik biçimde ele almakta; maddi hasarlı kazaların baskın, yaralanmalı ve ölümlü kazaların ise sınırlı bir oranla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Araştırma, tramvay işletmesinde ölümlü kazaların giderek azaldığını, buna karşın altyapının eskimesi ve araç parkının yaşlanması nedeniyle genel güvenlik performansında görece bir gerileme olduğunu göstermektedir. Troleybüs ve otobüs sistemlerinde ise maddi hasarlı kazaların yoğunluğu, şehir içi ulaşımda lastik tekerlekli araçların yaygınlaşmasının yol açtığı yeni risk alanlarını işaret etmektedir. Bulgular, tramvayın tasfiye süreciyle birlikte güvenlik göstergelerinde gözlenen değişimleri ve lastik tekerlekli sistemlerin kent içi ulaşım dinamikleri üzerindeki etkilerini, kentsel ulaşım politikalarının yeniden biçimlendirilmesi bağlamında değerlendirmeye olanak sağlamaktadır.
Etik Beyan gerekmemektedir.
During the horse-drawn and electric tram era, accidents were common on the streets of Istanbul and were constantly in the public eye. Tram accidents were frequently featured in the headlines and were eagerly followed by the press. Despite the measures taken during the trolleybus and bus era, accidents involving public transport vehicles continued and remained a topic of public interest. Accident data from tram, trolleybus, and bus operations in Istanbul between 1961 and 1966 provide an opportunity for comparative analysis within the framework of the structural and functional differences of these transportation systems. The study systematically examines the factors specific to the period that influenced the accidents, their distribution and intensity levels by operator, and reveals that accidents resulting in material damage were predominant, while accidents resulting in injury and fatalities occurred at a limited rate. The research shows that fatal accidents in tram operations have been decreasing, but there has been a relative decline in overall safety performance due to the ageing of infrastructure and vehicle fleets. In trolleybus and bus systems, the intensity of accidents resulting in material damage points to new risk areas caused by the widespread use of rubber-tyred vehicles in urban transport. The findings enable an assessment of the changes observed in safety indicators alongside the tram phase-out process and the impact of rubber-tyred systems on urban transport dynamics within the context of re-shaping urban transport policies.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bölgesel Ekonomi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Aralık 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 2 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 19 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 36 Sayı: 1 |