Türk romanında köye yöneliş II. Abdülhamid Dönemi’nde (1880’ler) başlar. Bu yönelişin doğal sonucu olarak Anadolu halkını ilgilendiren meseleler de kısmen romana yansır. Bu tutum daha sonra Anadolu insanının eserlerde giderek daha sık ele alınmasına yol açar. Ancak Türk edebiyatında ilk defa hangi yazarın köyü ve köylüye dair sorunları romana taşıdığı meselesi hâlâ tartışmaya açıktır. Ortak bir görüş var ise o da Ahmet Mithat Efendi, Nabizâde Nazım, Mizancı Mehmet Murad ve Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın birbirini takip ederek zaman içinde olgunlaşan gerçekçi köy romanlarının ortaya çıkışına vesile olmalarıdır. Ebubekir Hâzım Tepeyran, bir kamu yöneticisi olarak Anadolu’da doğrudan şahit olduğu meseleleri Küçük Paşa adlı romanına taşıyarak bir köyün içerisinde bulunduğu sefaleti gerçekçi bir yaklaşımla ortaya koyar. Aslında bir köy örneği üzerinden Anadolu’da yaşanan hayatın gerçeklerini yansıtır. Eserde küçük bir köylü çocuk (Salih)’un trajik hayatını merkeze alarak genel çerçevede Anadolu köy ve insanının temel ihtiyaçlar (yemek, barınma, eğitim, ekonomi)’dan yoksun oluşunu anlatır. Ebubekir Hazım Tepeyran bu durumu yansıtırken devletin Anadolu köylüsünü ihmal etmesine ayrıca dikkat çeker. Buna göre devlet köylüye karşı sorumluluklarını yerine getirmediği gibi köylüye sadece vergi ve askerlik için ihtiyaç duyduğunu vurgular. Romanda yoksulluk ve tabiatın zor şartlarıyla mücadele etmek zorunda kalan köylünün devlet yöneticileri tarafından hatırlanmaya ihtiyacı olduğu ana fikri işlenir. Yazarın vermeye çalıştığı ana fikir ve yardımcı fikirler çerçevesinde tespit edilen problemler şu şekilde tasnif edilmeye çalışılmıştır: Coğrafî yapı ve mekânın özelliklerinden kaynaklı problemler, ekonomik problemler, sosyo-kültürel problemler (inanışlar, örf-âdetler, giyim-kuşam vs.), medenî hizmetlerden yoksunluk problemi (eğitim, sağlık, ulaşım vb.), devlet-köylü ilişkisinden kaynaklı problemler ve aydın/şehirli-köylü ilişkisinden kaynaklı problemler vb. Sanatçı kimliğinden ziyade kamu yöneticisi kimliğiyle bilinen Ebubekir Hâzım Tepeyran, bir yönetici olarak imparatorluğun çeşitli yerlerinde mutasarrıflık ve valiliklerde bulunur. Dolayısıyla gittiği yerlerde köy ve şehir arasındaki farkları gözlemleme fırsatı yakalar. Anadolu köylerine devlet elinin değmediğini görmesi, insanların sefil durumda olmaları vb. nedenler Tepeyran’ı bir köy romanı yazmaya yöneltir. Çünkü böylece yazar, Küçük Paşa romanı aracılığıyla Anadolu köylerinin temel sorunlarını da duyurma imkânı bulur. Aynı zamanda bir yönetici olarak Tepeyran’ın bakış açısıyla o günlerde Anadolu köylerinin çeşitli sorunlarına dikkat çekilir.
II Abdülhamid Dönemi Türk edebiyatında köye yöneliş köy romanı Ebubekir Hazım Tepeyran Küçük Paşa
The trend towards rural settings in Turkish novel emerged during the reign of Abdulhamid II in the 1880s. As a result, these works reflected the problems experienced by the Anatolian people. Consequently, Anatolian characters and rural life began to appear more frequently in literary texts. However, the question of which author first introduced village life and the issues faced by villagers to Turkish novels remains a subject of scholarly debate. There is, however, a consensus that Ahmet Mithat Efendi, Nabizade Nazım, Mizancı Mehmet Murad and Ebubekir Hâzım Tepeyran collectively paved the way for the realist village novel through a process of literary maturation. Drawing on his direct experience of Anatolia, public administrator Ebubekir Hâzım Tepeyran presents the misery of a village in a realistic way in his novel Küçük Paşa. He provides a realistic portrayal of the poverty prevalent in Anatolia by focusing on a single village. Through the tragic life of the young peasant Salih, the novel illustrates the deprivation of basic human needs, such as food, shelter, education, and economic stability, in rural Anatolian communities. Tepeyran’s narrative explicitly critiques the state’s neglect of rural populations, highlighting the government’s failure to fulfil its responsibilities and its view of the peasantry merely as a source of taxes and conscripts. The novel’s central argument is that the Anatolian villager, who is struggling against poverty and environmental hardship, must be recognised by the state. The problems identified in the novel can be grouped into several categories within the framework of its overt and implicit messages: geographical and environmental constraints; economic deprivation; socio-cultural issues, such as belief systems, customs, and attire; a lack of access to civic services, such as education, healthcare, and infrastructure; a disconnection between the state and the peasantry; and tensions between rural communities and urban intellectuals. Ebubekir Hâzım Tepeyran is better known as a civil servant than as a literary figure. He held various administrative posts, such as district and provincial governor, throughout the Ottoman Empire. This gave him first-hand experience of the disparities between urban centres and rural areas. His observations of the limited state presence in Anatolian villages and the impoverished conditions of the villagers motivated him to document these realities in literary form. In Küçük Paşa, Tepeyran not only articulates the socio-economic challenges faced by Anatolian villages, but also offers a unique perspective shaped by his dual identity as a public official and a novelist.
The reign of Abdulhamid II the rural turn in Turkish literature the village novel Ebubekir Hazım Tepeyran Küçük Paşa
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 3 |