BUGÜNE TERCÜME EDİLEMEYECEK BİR ÂŞIK MUSİKİSİ METNİ: HÂZÂ MECMÛA-İ SÂZ Ü SÖZ
Öz
17. yüzyıl, askeri, siyasi ve iktisadi alanlardaki yıkıcı sorunlara rağmen, Osmanlı İmparatorluğu'nun kültürel-sanatsal alanlardaki yükselişine sahne olur. Musiki ve edebiyat, siyasi çalkantılar ve dönüşen toplumsal yapılar arasında bu yükselişin en temel itici gücü hâline gelir. Elbette bu sürecin şekillenmesine etken olan ana unsurlardan biri de âşıklık geleneğidir. Sözlü ve yazılı kaynakları bulunan ve 17. yüzyıldan itibaren giderek kurumsallaşan bu köklü gelenek, estetik bir ifade biçimi olmasının ötesinde, dini, siyasi, ahlaki ve felsefi temaları işleyen çok yönlü bir üslup geliştirir. Nitekim 17. yüzyılda yazılan ve Osmanlı musiki geleneğine ait çeşitli eserleri ihtiva eden Hâzâ Mecmûa-i Sâz ü Söz (HMSS), aynı zamanda âşık sanatının ilk kapsamlı metinlerinden biridir. Hâsılı bu açıdan ayrı bir kıymeti haiz olan HMSS, bugüne dek sayısız araştırmacı tarafından irdelenmiş ve muhtelif yönleri itibarıyla analiz edilmiştir. Ne var ki konuyla ilgili literatürde, HMSS'deki âşık musikisi örneklerinin tam olarak nasıl bir taksonomik yaklaşım doğrultusunda tanımlanıp sınıflandırıldığı meselesi henüz tartışmaya açılmamış ve bu örnekler, genellikle modern taksonomik kriterler uyarınca değerlendirilmiştir. Oysa HMSS gibi pre-modern müzik metinleri, esas itibarıyla bugüne tercüme edilmeye direnen çok farklı hakikat çerçevelerinin ürünüdür. İşte bu iki farklı olgu arasında gerilim, HMSS'deki âşık musikisi örneklerini modern bilgi kalıplarımızla yorumlamaktan artık vazgeçmemiz gerektiğine işaret etmektedir. Nihayet bütün bu argümanlardan hareketle şekillenen ve son kertede Fransız filozof Michel Foucault'nun bilginin tarihselliğine referansla işlerlik kazandırdığı 'episteme' kavramını merkezine alan bu makalenin nihai amacı, HMSS'deki âşık musikisi taksonomisinin, 17. yüzyıl Osmanlı bilgi rejiminin hangi kuralları uyarınca mümkün hâle geldiğini ve bugünün Türk halk edebiyatı ve Türk halk müziği kategorileriyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu tartışmaya açmaktır. Hâsılı bu nihai amaç doğrultusunda kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve konuyla ilgili kaynaklardan elde edilen somut bulgular ışığında, HMSS'deki âşık musikisi taksonomisinin yalnızca kendi döneminin epistemik çerçevesi içerisinde anlamlı olduğu, yani günümüze tercüme edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Kuşkusuz ki HMSS özelinde ulaşılan bu sonuç, çok daha genel bir planda geçerlilik arz etmekte ve bilhassa müzikolojik yayınlar için, pre-modern müzik metinlerinin epistemik bağlamlarını dikkate alan analitik bir tarihyazımı anlayışına ihtiyacımız olduğunu vurgulamaktadır. Öyle ki Foucault'nun yapıtlarından devralınabilecek olan bu analitik tarihyazımı anlayışı, HMSS gibi pre-modern müzik metinlerinin kendi epistemik bağlamlarına tekrar yerleştirilebilmesini mümkün kılacak ve daha da önemlisi konuyla ilgili literatürün kahir ekseriyetini karakterize eden tarihsel süreklilik varsayımlarının, kurucu-özne nosyonlarının ve anakronik yaklaşımların derinlikli bir eleştiriye tabi tutulmasına yol açacaktır.
Anahtar Kelimeler
A TEXT OF ÂŞIK MUSIC THAT CANNOT BE TRANSLATED TO THE PRESENT: HÂZÂ MECMÛA-İ SÂZ Ü SÖZ
Öz
The 17th century saw the rise of the Ottoman Empire in cultural and artistic fields despite significant military, political, and economic struggles. Music and literature became the main driving forces behind this growth amid political upheaval and social change. A key factor shaping this process was the tradition of âşıklık. This deeply rooted tradition, with both oral and written sources and increasing institutional support from the 17th century onward, develops a complex style that addresses religious, political, moral, and philosophical themes beyond simple aesthetic expression. Hâzâ Mecmûa-i Sâz ü Söz (HMSS), written in the 17th century and containing various works from the Ottoman musical tradition, is also among the earliest comprehensive texts on âşık art. As such, the HMSS has been extensively studied and analyzed by many researchers due to its exceptional value. However, in relevant literature, the question of how exactly the examples of âşık music in the HMSS are defined and classified through a taxonomic approach has not yet been addressed. On the other hand, modern taxonomic standards have usually been applied to evaluate these examples. Still, pre-modern musical texts like the HMSS are fundamentally products of very different conceptual frameworks, which resist direct translation into today's context. The tension between these two different phenomena suggests we should avoid interpreting the âşık music examples in the HMSS solely through contemporary knowledge patterns. The aim of this article, which is shaped by all these arguments and ultimately centers on the concept of 'episteme', which French philosopher Michel Foucault operationalized with reference to the historicity of knowledge, is to open a discussion on the rules under which the taxonomy of âşık music in the HMSS became possible in the 17th-century Ottoman knowledge regime and how it relates to today's Turkish folk literature and Turkish folk music categories. In short, in line with this aim, a comprehensive literature review was conducted, and in the light of the concrete findings obtained from relevant sources, it was concluded that the taxonomy of âşık music in HMSS was only meaningful within the epistemic framework of its time, that is, it cannot be translated to the present day. This conclusion extends beyond this case, emphasizing the need for an analytical, historiographical approach that considers the epistemic frameworks of pre-modern musical texts, especially in musicology. Such an approach, rooted in Foucault's ideas, would enable the recontextualization of pre-modern musical texts like the HMSS within their epistemic frameworks and, more importantly, allow for a more profound critique of assumptions related to historical continuity, the nature of the constituent subject, and the anachronistic methodologies that dominate much of the existing scholarship.
Anahtar Kelimeler