GELENEKSEL EL SANATLARINDA YENİLİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: SİVRİHİSAR CEBE USTASI METİN ALTAY
Öz
Somut olmayan kültürel mirasın korunması kapsamı; objelerin üretimi, bakımı, yeniden yaratımı ve yaşatılmasının yanı sıra geleneğin ustalarını da dikkate almaktadır. Toplumların kuşaktan kuşağa aktardığı sözlü anlatımlar, ritüeller, törenler ve el sanatları gibi uygulamalar; kimlik, aidiyet ve estetik değerlerin taşıyıcılarıdır. Bu doğrultuda, 2003 yılında UNESCO tarafından kabul edilen “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi” kapsamında öne çıkan alanlardan biri olan el sanatları geleneği, kültürel çeşitliliğin ve insan yaratıcılığının somut bir yansımasıdır. Bu tür unsurlar, bireyler arasında ortak bir hafıza oluşturarak toplumsal dayanışmayı güçlendirmekte ve kültürel sürekliliğe canlılık kazandırmaktadır. Aynı zamanda, küreselleşmenin homojenleştirici etkilerine karşı yerel kimliğin korunmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda, Eskişehir’de geleneksel olarak sürdürülen “Sivrihisar cebesi” önemli bir el sanatı örneğidir. Cebe; tel örgü tekniğiyle altın, gümüş veya bakır tellerin örülmesiyle oluşturulan özgün bir takı formudur. Bu çalışmada, Sivrihisar cebesi zanaatını geliştirerek günümüze taşıyan Yaşayan İnsan Hazinesi adayı sarraf Metin Altay’ın, cebeye katkısı ele alınmaktadır. Geleneksel teknik bilgiyle modern estetik anlayışını birleştiren Altay, örgü cebeyi sadece korumakla kalmamış; aynı zamanda sabit tezgâh modeli, erkek koleksiyonları ve özgün desen çalışmaları katkılarıyla Sivrihisar cebesinin kullanım alanlarını genişletmiştir. Çalışmada; Altay ve ailesi ile yapılan yüz yüze görüşmelerden edinilen veriler ışığında ustanın hayatı, sanatı, üretim biçimi ve çıraklık ilişkileri üzerinden Sivrihisar cebesinin geçirdiği dönüşüm irdelenmektedir. Ayrıca, Altay ailesinin sonraki kuşak temsilcileriyle yapılan sözlü görüşmeler aracılığıyla, zanaatın kuşaktan kuşağa aktarımı, öğrenim süreçleri ve güncel üretim pratikleri de değerlendirilmektir. Sivrihisar cebesinin tarihçesi, coğrafi işaret süreci, kültürel işlevi ve toplumsal bellekteki yeri gibi unsurlar da bu incelemenin kapsamındadır. Metin Altay, Sivrihisar cebesini geleneksel yöntemler ve bireysel yaratıcılıkla birleştirerek çeşitlendirmiş ve çağın tüketim anlayışına uygun yeni tasarımlarla geliştirmiştir. Çalışma sonucunda, Altay’ın üretim sürecinde yaptığı teknik yeniliklerle geleneksel Sivrihisar cebe zanaatını işlevsel ve güncel bir sanat alanına dönüştürdüğü tespit edilmiştir. Böylelikle yerel bir zanaatın, küresel etkiler karşısında direnç kazanabilmesi ve üretimde yer alan gelenek ustalarının bu süreçteki dönüştürücü gücü Metin Altay örneği üzerinden belgelenmiştir.
Anahtar Kelimeler
INNOVATION AND SUSTAINABILITY IN TRADITIONAL HANDCRAFTS: SİVRİHİSAR CEBE MASTER METİN ALTAY
Öz
The scope of safeguarding intangible cultural heritage encompasses not only the production, maintenance, recreation and transmission of cultural expressions, but also the bearers of these traditions. Practices such as oral narratives, rituals, ceremonies and crafts, passed down from generation to generation within communities, serve as carriers of identity, a sense of belonging and aesthetic values. In this regard, the tradition of handicrafts one of the prominent areas under the Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage adopted by UNESCO in 2003 is a tangible reflection of cultural diversity and human creativity. Such elements strengthen social solidarity by creating a shared memory among individuals and bring vitality to cultural continuity. At the same time, they play an important role in preserving local identity against the homogenizing effects of globalization. In this context, the “Sivrihisar cebe”, traditionally practiced in Eskişehir, is an important example of handicraft heritage. Cebe is a unique form of jewelry created by weaving gold, silver or copper wires using a wire-mesh technique. This study examines the contributions of goldsmith Metin Altay, a candidate for the Living Human Treasure award, who has advanced the craft of Sivrihisar cebe and carried it into the present day. Combining traditional technical knowledge with a modern aesthetic understanding, Altay has not only preserved the woven cebe but has also expanded its areas of use through his contributions to the fixed-loom model, men's collections and original pattern designs. The study explores the transformation of Sivrihisar cebe through the master’s life, art, production methods and apprenticeship relationships, based on data obtained from face-to-face interviews with Altay and his family. Furthermore, through oral interviews with representatives of the next generation of the Altay family, the intergenerational transmission of the craft, learning processes and current production practices are evaluated. The history of Sivrihisar cebe, its geographical indication process, its cultural function and its place in social memory are also addressed. Metin Altay has diversified Sivrihisar cebe by combining traditional methods with individual creativity, advancing it with new designs suited to contemporary consumption. The study finds that Altay’s technical innovations in the production process have transformed the traditional craft of Sivrihisar cebe into a functional and contemporary art form. Thus, the example of Metin Altay demonstrates the ability of a local craft to gain resilience in the face of global influences and highlights the transformative power of traditional masters in the production process.
Anahtar Kelimeler