Binlerce yıllık geçmişi olan Şamanizm’in bir inanç sistemi mi yoksa bir din mi olduğu bilim çevrelerinde halen tartışılmaktadır. Bu kavram, literatürde biri dar diğeri daha geniş bir yorumla iki farklı anlamda kullanılmaktadır. Şamanizm’in dar tanımı Sibirya ve Orta Asya ile sınırlıdır; ancak bu tanım en azından Asya’daki dinî olguyu ifade eder. Daha geniş olan diğer yaklaşım ise bölgesel sınırlar koymaz ve merkezî bir unsurun varlığı olarak esrimeye önem verir. Bu geniş yorumun savunucuları, genellikle Eliade’nin Şamanizm tanımını kabul ederler. Kavramın bu kullanımı, din tarihi ve kültürel antropoloji literatüründe daha yaygındır. Bununla birlikte Macar folklorist, dilbilimci, etnograf, oryantalist ve ilk Mançu-Tunguz sözlüğünün editörü Vilmos Diószegi yeryüzünde neredeyse gelişmemiş her kültürde Şamanizm benzeri unsurlarla karşılaşıldığını saptar. Ancak bunları Şamanizm ile bağdaştırmaz. Her iki bakış açısının da haklılığı ve kendine göre bazı dayanakları vardır. Bu bağlamda pratikte maddî ve işlevsel olmak üzere iki farklı tanım yapılmıştır. Oldukça karmaşık olan Şamanizm kavramı, genellikle toplum bilimi, psikoloji ve dinler tarihi çerçevesinde yorumlanmıştır. Türk kültürünün birçok niteliğini kapsayan Şamanizm, İslamiyet’ten önceki dönemde ideolojik ve sosyo-kültürel alanda yönlendirici işlevi üstlenen ve uygulayan bir inanç akımıdır. Türklerin eski dönemlerde kabul ettiği Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik, İslam gibi dinler bile Şamanist unsurları ve bunlara bağlı uygulamaları onların bilinçaltlarından silip atamamıştır. Şamanik düşünce ve eylemler eski Türklerin sadece inanç sistemlerini değil felsefelerini de oluşturur. Çalışmada Türk Şamanizm’i halkbilimi açısından ele alınmaya, anlamlandırılmaya ve ifade edilmeye çalışılmıştır. Şamanizm’i doğal çevresindeki yerine oturtmak halk bilimi içerisinde yer alan monografilerin çalışma alanına girer. Örneğin bir Altay şamanının yetenekleri, Altay halklarının yaşam ve gelenekleri ile ilgili bilgi sahibi olunmadan okunursa Şamanizm’in gerektiği gibi anlaşılamamasına neden olur. Bu çalışma, bir yanda din felsefesinden, diğer yanda kültürel antropolojiden gelen argümanların yardımıyla Şamanizm ile ilgili olarak yapılmış bazı formülasyonları ve ifadeleri gözden geçirmeyi, yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır. Aynı bağlamda Türklerin Tek Tanrı inancı ve Şamanizm uygulamaları, din ve inanç tartışmaları ekseninde evrensel felsefî antropolojinin geniş yorumuyla değerlendirilmiştir
Whether Shamanism, which has a history spanning thousands of years, is a belief system or a religion is still debated in academic circles. The term Shamanism is used in the literature in two senses: one narrower and the other broader. The narrow definition of shamanism is limited to Siberia and Central Asia; however, this definition at least describes the religious phenomenon in Asia. A broader approach, however, does not set regional boundaries, but emphasizes ecstasy as a central element. Proponents of this broad interpretation generally accept Eliade’s definition of shamanism. This usage of the concept is more common in the literature of religious history and cultural anthropology. However, Vilmos Diószegi, a Hungarian folklorist, linguist, ethnographer, orientalist, and editor of the first Manchu-Tungus dictionary, also notes that shamanistic elements are found in almost every underdeveloped culture on earth. Yet, he does not associate these with shamanism. Both perspectives have merit and some evidence to support them. In this context, two different definitions have been offered in practice: a material definition and a functional definition. The rather complex concept of Shamanism has generally been interpreted within the frameworks of sociology, psychology, and the history of religions. Shamanism, encompassing many aspects of Turkish culture, is a belief system that played a guiding and influential role in the ideological and socio-cultural spheres in the pre-Islamic period. Even religions adopted by the Turks in ancient times, such as Manichaeism, Buddhism, Christianity, Judaism and Islam, could not erase Shamanistic elements from their subconscious. Shamanic thought and practices constitute not only the belief systems but also the philosophies of the ancient Turks. This study attempts to examine, interpret, and express Turkish Shamanism from a folklore perspective. Placing Shamanism within its natural environment falls within the scope of monographs in folklore studies. For example, understanding the abilities of an Altai shaman without prior knowledge of the life and traditions of the Altai peoples can lead to a misunderstanding of Shamanism. This study aims to review and rethink certain formulations and expressions regarding Shamanism, drawing on arguments from both the philosophy of religion and cultural anthropology. In the same context, the monotheistic belief and shamanistic practices of the Turks are evaluated within the framework of religious and belief debates, using a broad interpretation of universal philosophical anthropology.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Dışındaki Türk Halk Bilimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 6 Şubat 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.55666/folklor.1854247 |
| IZ | https://izlik.org/JA59WE97UC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 1 |