Türk edebiyatı tarihinde XIX. yüzyılın ayırt edici bir özelliği “yeni”yi bir değer haline getirmiş olmasıdır. Bu asırda özellikle batıyla ilişkilerin yoğunlaşması sürecine bağlı olarak siyasi, sosyal, askeri, ekonomik vb. alanlardaki yeniliklerin yanında sanatta da görülen yenilikler sık gözlemlenen bir olgu olmuştur. Bu olgusal yenilik edebiyatın bir güzel sanat olarak telakkisiyle birlikte “edebiyat” kavramının içeriğinin yenilenmesiyle sonuçlanmıştır. Kavramı tarife çalışan dönem edebiyatçılarının edebiyatın bilim ve ahlakla ilişkisine bağlı olarak yaptığı tariflerde durum kendini göstermektedir. Tür konumundaki bir kavram bağlı bulunduğu genel cins bir kavramın özelliklerini yüklendiği için edebiyatın bilimi, ahlakı veya sanatı cins kavram olarak belirlemesiyle tarifi farklı bir görünümde olacaktır. Çalışmanın amacı Osmanlı basınında edebiyatın bağlı bulunduğu kavramlara göre nasıl tarif edildiğini göstermektir. Bunun için “edebiyat”ın basında bir zamanlar kitaplarda 19. yüzyıla gelindiğinde ek olarak gazete ve dergilerde nasıl tarif edildiğinin gelişimi ortaya konulmuştur. Esas amaç edebiyat kelimesinin tarih içindeki sözlük anlamlarını belirlemek değil edebiyat kavramının tarihî süreçteki gelişimini tespit etmektir. Kavramın anlamı kelime sözlüklerinde değil onu kullananların tasarruflarında görüldüğünden ilgili tespit 16. yy’den 19. yy’ye kadar Kâdı Hüseyin b. Hasan (el-Kostantinî), Taşköprizade, Kâtip Çelebi, Cevdet Paşa, Şinasi, Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci, Süleyman Paşa, Ebuzziya Tevfik, Abdülgani Seni, Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Süleyman Nazif, Şemsettin Sami, Tevfik Fikret gibi siyasetçi, alim veya edebiyatçıların kullanımındaki geniş bir yelpazede gösterilmiştir. Ancak edebiyat kavramının tanımında edebiyatın bir güzel sanat olarak telakkisine giden bir süreç gözlemlendiğinden özellikle Osmanlı basınında estetik ve sanat üzerine değerlendirmelerde bulunan yukarıdaki bazı isimlerin yanında Abdülhalim Memduh, Sakızlı Ohannes Paşa, Halit Safa, Nurettin Ferruh gibi isimlerin sanat tariflerine de yer verilmiştir. Özellikle 1880’den sonra estetik ve sanata dair Osmanlı basınında görülen yazılardan sonra edebiyat kavramının içeriği değişmeye ve dönüşmeye başlamıştır. Baumgarten, Kant ve Hegel gibi sanat felsefecilerinin sanat ve estetiğe yönelik dikkatleri, özellikle Kant’ın felsefede iyi ve güzel ayırımından sonra edebiyat, Aristoteles’ten beri gelen kavramsallaştırma sürecinde büyük bir değişim geçirmiştir. Batıdan etkilenen Türk edebiyatçılarının kavramsallaştırdığı güzel sanatların bir dalı olan edebiyatın anlamında da birtakım değişimlerin varlığı kaçınılmaz olmuştur. Bu değişimlerin gelişim süreci de Osmanlı basınında edebiyatın tarifinin ahlaktan sanata doğru bir seyir takip ettiğini ortaya koymaktır.
“Edebiyat” kelimesi Arapça “e-d-b” kökünden türetilmiştir. Arapçada yemeğe davet maksadıyla “eddebe’r-racule” denilir. “Edeb”in asıl manası dua yani davettir. Hususi anlamda yemeğe daveti ifade etmesi asıl anlamından kopmadığı şekliyledir. Kelime bir melekeyi ifade ederken “edube edeben” (edeb melekesini ihraz etti) denilir ki bunu elde eden de ediptir. Buna göre çoğulu “üdebâ” olur. Kelime sırf ahlaki bir inceliği (edep) ve yazarlığı çağrıştıran (edip) kullanımından daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. “Âdibe yüeddibu’l-bilâd” denilirken kastedilen şey şehirleri adaletle doldurmaktır. “Eddebe’l-kavm alâ emrin” ifadesinde “üzerine cemetti ayrıca ona riyazet-i nefs ve mehasin-i ahlakı öğretti.” anlamı kastedilir. Buna göre “edeb”, sahibini faziletlerden bir fazilete ulaştıran övülen bir riyazet, iyi ahlak ve yüce cömert insanların yaptıkları (fi’lu’l-mekarim) anlamlarına gelir. Bunun zarfı olarak “hüsnü’t-tenavül” anlamı yemekte veya herhangi bir durumda iyi, güzel şekilde ele almak veya yönelmek demektir. “Edebü’ş-şecer” (ağacın edebi), ağacın suyunun arttığını ifade eder (Ahmed Rızâ, 1908: 152-153).
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 5 Şubat 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.55666/folklor.1854273 |
| IZ | https://izlik.org/JA49KZ74UG |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 1 |