ÂŞIK FERYÂDÎ VE DÎVÂNÇESİ
Öz
Bu çalışma, Artvinli Âşık Feryâdî’nin hayatı, sanatı ve Kütahya Mustafa Hakkı Yeşil Kütüphanesi’ndeki dîvânçesi üzerinedir. Çalışmanın amacı; Âşık Feryâdî’nin hayatı, sanatı ve şairliğini dîvânçesi bağlamında inceleyerek Türk edebiyatı tarihindeki yerini ortaya koymaktır. Asıl adı bilinmeyen Feryâdî 1841/42’de o zamanki adı Livane olan Artvin’in Hezor köyünde dünyaya gelmiştir. 30 yaşına kadar köyünde yaşamış ardından yedi yıl sürecek olan İstanbul gurbetine gitmiştir. Üsküdar ve Kanlıca civarında yaşamış, kahvehane işletmiştir. Ağır bir hastalığa yakalanarak 1877/1878’de köyüne geri dönmek zorunda kalmıştır. Şairin yaşamının sonraki evresine dair bilgi bulunmamaktadır. Türk edebiyatında “Feryâdî” mahlasını kullanan dokuz farklı şair tespit edilmiştir. Bu şairlerden Maksut Koca (d.1961), Osman Erten (d.1959), Mustafa Çağıran (d.1914), Mehmet Kurt (d.1938), İsmail Hakkı Aras (d.1889) ve Fuat Gündüz (d.1933); yaşadıkları dönem itibariyle buradaki Feryâdî ile farklı şahıslardır. Aynı dönemde yaşamış olan Erzurumlu Derviş Hasan, Posoflu Fakiri’nin oğlu Feryâdî Ferhat ve Deli Baba Mehmet ise biyografik veriler ve memleket aidiyetleri bakımından farklılık göstermektedirler. Bu noktada, Artvin’in Hezor köyünden olan Feryâdî, Türk edebiyatı literatüründe tespit edilen onuncu Feryâdî’dir. Tüm bu isimlerin Erzurum-Kars-Artvin üçgeninde yetişmiş olması, bölgedeki mahlas seçiminde bir devamlılık ve öykünme olduğuna dair bir işarettir. Feryâdî, halk şiiri dairesinde yetişmiş olmakla birlikte yedi yıl yaşadığı İstanbul’da klasik şiirle de temas kurmuş bir şairdir. Feryâdî’nin sanat anlayışı toplumsal meseleler üzerine serzenişler ve nasihatler üzerine inşa edilmiştir. Şairin hece ölçüsüyle kaleme aldığı şiirlerin tamamı 11’li hece ölçüsündedir. Şair, halk şiirinin şekil ve muhteva özelliklerini işlemesi bakımından başarılıdır. Aruz vezniyle yazdığı gazel ve kasidelerde ise teknik açıdan başarısızdır. Klasik şiir dairesinde kaleme alınan şiirlerden 7 tanesi Mefâîlün/ Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün, 8 tanesi ise Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün kalıbıyla yazılmıştır. Şiirlerin tematik merkezinde; ahlaki yozlaşma, dedikodu, liyakatsizlik gibi toplumsal meseleler yer almaktadır. Bilhassa liyakatsizlik ve cehalete yönelik sert eleştirileri, onun iyi bir gözlemci ve toplumsal sorunlara karşı duyarlı bir kişi olduğuna işarettir. Çalışmanın kaynağını oluşturan dîvânçe, yalnızca Feryâdî’nin şiirlerini değil; aynı zamanda dönemin İstanbul âşıklarından olduğunu düşündüğümüz Beğzâdî ve Nûrî’nin şiirlerini de ihtiva etmektedir. 55 sayfadan oluşan dîvânçede toplam 43 şiir bulunmaktadır. Bu şiirlerin 1’i Âşık Nûrî’ye, 3’ü Âşık Beğzâdî’ye, otuz dokuzu ise Âşık Feryâdî’ye aittir. Feryâdî’nin kaleme aldığı şiirlerin 23 tanesi koşma, 13 tanesi gazel, 1 tanesi müseddes ve 1 tanesi de kaside nazım şekliyle kaleme alınmıştır. Bir şiiri ise tek dörtlükten ibaret olup nazım şekli tespit edilememiştir. Buna göre şekli tespit edilmiş 38 şiirin 23 tanesi halk şiiri sahasına, 15 tanesi ise klasik divan şiiri sahasına dahildir. Feryâdî başarılı sayılmasa da klasik şiir sahasında da boy göstererek, önceki asırlardan süregelen halk şairlerinin divan şiiri dairesinde kalem oynatma çabasına dahil olmuştur.
Anahtar Kelimeler
ÂŞIK FERYÂDÎ AND HİS DÎVÂNÇE
Öz
This study focuses on the life, artistic persona, and the dîvânçe (small collection of poems) of Âşık Feryâdî of Artvin, located in the Kütahya Mustafa Hakkı Yeşil Library. The objective of this study is to examine Âşık Feryâdî’s life and poetic identity within the context of his divançe, thereby establishing his significance in the history of Turkish literature. Feryâdî, whose real name remains unknown, was born in 1841/42 in the village of Hezor in Artvin (formerly known as Livane). He resided in his village until the age of 30, after which he moved to Istanbul for a seven year period of labor. During his time in Istanbul, he lived in the districts of Üsküdar and Kanlıca and operated a coffeehouse. Due to a severe illness, he was compelled to return to his village in 1877/1878. There is no available information regarding the subsequent stages of the poet's life. Research indicates that nine different poets have utilized the pseudonym “Feryâdî” in Turkish literature. Among these, Maksut Koca (b. 1961), Osman Erten (b. 1959), Mustafa Çağıran (b. 1914), Mehmet Kurt (b. 1938), İsmail Hakkı Aras (b. 1889) and Fuat Gündüz (b. 1933) are distinct individuals based on their respective eras. Others who lived during the same period -Derviş Hasan of Erzurum, Feryâdî Ferhat (son of Fakiri of Posof), and Deli Baba Mehmet- differ from the subject of this study in terms of biographical data and regional affiliation. Consequently, Feryâdî of Hezor (Artvin) is identified as the tenth “Feryâdî” documented in Turkish literary literature. The fact that all these figures emerged from the Erzurum-Kars-Artvin triangle suggests a sense of continuity and emulation in the selection of pseudonyms within the region. Although Feryâdî was trained within the tradition of folk poetry, he also engaged with classical Ottoman poetry during his seven-year residence in Istanbul. Feryâdî’s artistic approach is built upon moral admonitions and grievances regarding social issues. All of the poems written by the poet in syllabic meter consist of 11 syllables. The poet is successful in employing the formal and thematic characteristics of folk poetry; however, he is technically unsuccessful in the ghazals and qasidas he composed in prosodic (aruz) meter. Among his poems written in the classical style, seven were composed in the Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün meter, while eight followed the Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün pattern. The thematic focus of his poetry centers on social issues such as moral decay, gossip, and meritocracy (or the lack thereof). His harsh critiques, particularly regarding incompetence and ignorance, indicate that he was a keen observer sensitive to societal problems. The divaniçe, which serves as the primary source of this study, contains not only Feryâdî’s work but also poems by Beğzâdî and Nûrî, who are thought to be contemporary Istanbul ashiks. The 55-page manuscript includes a total of 43 poems: one belonging to Âşık Nûrî, three to Âşık Beğzâdî, and thirty-nine to Âşık Feryâdî. Of Feryâdî’s poems, 23 are koşma, 13 are ghazals, one is a musaddas, and one is a qasida. One poem consists of a single stanza and its specific form could not be identified. Accordingly, of the 38 poems with identified forms, 23 belong to the field of folk poetry, while 15 fall under the domain of classical Divan poetry. Although Feryâdî may not be deemed technically accomplished in classical forms, by producing works in this field, he participated in the long-standing tradition of folk poets attempting to write within the sphere of Divan literature.
Anahtar Kelimeler