WHICH GIRL WOULD YOU KIDNAP: A CRITIQUE OF MOZART’S OPERA THE ABDUCTION FROM THE SERAGLIO AND KÖROĞLU’S EPIC THE ABDUCTION OF THE ARAB’S DAUGHTER
Öz
Comparative literature or the science of comparative literature, which developed as a branch of literary history towards the second quarter of the 19th century, is a discipline that, in its simplest form, allows societies to see and interpret each other through their literature. In other words, the science of comparative literature is an attempt to read cultures based on the existing works and literary creations of different societies to be examined. The basis of comparative literature lies in the concept of “Weltlitarature /world literature” formulated by Goethe. In this context, it can be said that the discipline of comparative literature, which has taken shape around the idea of establishing a “world literature”, originated from the notion of transcending the national in order to serve as a bridge. In comparative literary studies, works can be evaluated in terms of form, content, theme, influence, similarities and differences between two or more works. As in other disciplines within the social sciences, the discipline of comparative literature also encompasses numerous methods of analysis relating to the comparison of literary works. Over the two centuries since the discipline’s inception, approaches such as Positivist, Psychoanalytic, Marxist, Feminist, Reckoning, Reader Centred Analysis and Philosophy Based Analysis, as well as methods centred on the work itself, such as Text Based Analysis, Interpretative Analysis, Aesthetics of Reception and Pluralist Analysis. Among eleven methods of comparative literature, it is undoubtedly possible to state that the pluralist approach is particularly useful in terms of providing the researcher with considerable flexibility and offering a range of options. The pluralistic approach is a method that affords the researcher freedom in narration, presentation and interpretation, thereby sparing from becoming bogged down within a single method. The pluralistic approach is a method, in a sense, enables the researcher to analyse a literary work according to its predominant characteristics, relying on their own intuitive judgement. The results were obtained in the reading attempt regarding the structure, content and function comparisons between both texts within the pluralistic analysis technique: In the structural context; In the opera Abduction from the Seraglio, dramatic performances were expressed with arias followed by ballads, accompanied by Eastern wind and percussion instruments, and in Köroğlu's The Abduction of the Arab's Daughter, dramatic performances related to the performance were expressed with aydım/folk songs accompanied by a two-stringed saz/dutar. While Belmonte's adventure started and ended individually just to save Konstanze, Köroğlu fell in love with Bibihan after kidnapping her, but the acceptances of traditional norms inhibited his feelings, and eventually the text ended by marrying Bibihan to the hero's old uncle upon the request of the ceremony. Functionally, the first text the rise of Eurocentric orientalism in terms of its results; It has been evaluated that Köroğlu's epic creation, The Abduction of the Arab's Daughter, provides a functional reference that the Arabs who came to the Turkmensahra region as a result of the Arab-Turkmen wars of the 7th century were integrated into the Turkmen society through marriage.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
This study has complied with all the rules governing the principles of scientific research and publication ethics.
HANGİ KIZI KAÇIRIRDINIZ: MOZART’IN SARAYDAN KIZ KAÇIRMA OPERASI İLE KÖROĞLU’NUN ARAP’IN KIZINI KAÇIRMASI EPİĞİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Öz
19.yy’ın ikinci çeyreğine doğru edebiyat tarihinin bir kolu olarak gelişen mukayeseli edebiyat veya karşılaştırmalı edebiyat bilimi, en yalın haliyle toplumların edebiyatları aracılığıyla birbirlerini nasıl görüp yorumladıklarına olanak tanıyan bir disiplindir. Bir başka ifadeyle karşılaştırmalı edebiyat bilimi, farklı toplumlara ait incelenecek mevcut eserlerden, edebi yaratımlardan hareketle kültürleri okuma denemesidir. Karşılaştırmalı edebiyatın temelinde, Goethe’nin formüle ettiği “Weltlitarature (dünya edebiyatı)” kavramı yatmaktadır. Bu bağlamda bir dünya edebiyatı kurma düşüncesi etrafında şekillenen karşılaştırmalı edebiyat biliminin; milletlerin birbirini tanımasına köprü olacak şekilde ulusal olanın ötesine geçme fikriyle doğduğunu söylemek mümkündür. Karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarında iki veya daha fazla eser arasında biçim, içerik, konu, motif, gelişim, etkilenme, benzerlik ve farklılıklar açısından değerlendirme yapılabilmektedir. Sosyal bilimler içerisinde diğer disiplinlerde olduğu gibi karşılaştırmalı edebiyat disiplini içerisinde de yapıtların karşılaştırılmasına ilişkin birçok inceleme yöntemi bulunmaktadır. Disiplinin ortaya atıldığı tarihten günümüze kadar geçen iki asır içerisinde Pozitivist, Psikanalitik, Marksist, Feminist, Hesaplaşmacı, Okuyucuya Yönelik İnceleme, Felsefeye Dayalı İnceleme metotlarının yanı sıra eserin kendisini esas alan Metne Bağlı İnceleme, Yorumlayıcı, Alımlama Estetiği, Çoğulcu İnceleme, metotları söz konusudur. On bir farklı karşılaştırmalı edebiyat yöntemi içerisinde hiç şüphesiz araştırmacıya derin bir esneklik sağlaması ve farklı seçenekler sunması açısından çoğulcu inceleme tekniğinin oldukça kullanışlı olduğunu söylemek mümkündür. Çoğulcu (eklektik) inceleme yöntemi, araştırmacıya bir anlatım ve aktarım, yorumlama rahatlığı sağlayan, onu tek bir yöntem içinde bunalıp kalmaktan kurtaran bir yöntemdir. Çoğulcu inceleme yöntemi, araştırmacının bir bakıma kendi sezgi gücüne dayanarak bir edebi eseri ağır basan özelliğine göre incelemesine olanak tanıyan bir yöntemdir. Bu çalışmada karşılaştırmalı edebiyat disiplini içerisinde yöntemsel açıdan esneklik ve öznel bir değerlendirme sağlayan çoğulcu inceleme tekniği kullanılarak kendi kültürel referans çevrelerinden hareketle Batı medeniyetinin başat operalarından sayılan Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma Operası ile yayılma alanı olarak Türk sözlü ve yazılı gelenek içerisinde Doğu ve Batı Türklüğünü aynı retorik macerada buluşturan Köroğlu Destanının Türkmensahra varyantında tarafımızca derlenen ‘Köroğlu’nun Arap’ın Kızını Kaçırması’ kolu mukayese edilmiş, her iki yaratım arasındaki yapısal, fonksiyonel ve tematik unsurlar bireysel ve kolektif yaratım içerisinde kültürel bağlam süzgecinden geçirilerek mukayese edilmiştir. Çoğulcu inceleme tekniği içerisinde her iki metin arasında yapı, içerik, fonksiyon karşılaştırılmalarına ilişkin yapılan okuma denemesinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Yapısal bağlamda; Saraydan Kız Kaçırma operasında, dramatik gösterimler Doğuya has nefesli ve vurmalı sazların eşliğinde baladların ardılı aryalarla anlatılmış, Köroğlu’nun Arap’ın Kızını Kaçırması kolunda ise icra performansına bağlı dramatik gösterimler iki telli saz/dutarın eşliğinde aydım/türkülerle ifade edilmiştir. Metinlerin karşılaştırılmalı sosyo-kültürel izdüşümlerinde başlangıçta İspanyol soylusu Belmonte ve Halk kahramanı Köroğlu müşterek amaçlar doğrultusunda hareket etseler de metinlerin derin yapısında, bireysel ve geleneksel dünya görüşü her iki metin arasındaki makasın açılmasına neden olmuştur. Belmonte’nin macerası salt sevgilisi Konstanze’yi kurtarmak için bireysel başlayıp bireysel son bulurken, Köroğlu ise Bibihan’ı kaçırdıktan sonra ona âşık olmasına rağmen geleneksel normlara bağlı kabuller onun duygularına ket vurmuş, nihayetinde törenin isteği üzerine kahramanın yaşlı amcasıyla Bibihan evlendirilerek metin son bulmuştur. Fonksiyonel açıdan, birinci metin sonuçları itibariyle Avrupa merkezli oryantalizmin yükselişini öncülerken; Köroğlu’nun Arap’ın Kızını Kaçırması epik yaratımında ise 7. yy Arap-Türkmen savaşlarına binaen Türkmensahra bölgesine gelen Arapların evlilik yoluyla devşirildiğine, Türkmen toplumu içerisinde entegre edildiğine dair işlevsel referans sağladığı değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Bu çalışmada bilimsel araştırma ve yayın etiği ilkelerine dair uyulması gereken tüm kurallara uyulmuştur.