FOLKLOR MERKEZLİ SİNEMA YAKLAŞIMI BAĞLAMINDA “GÜLLÜ” FİLMİNİN İNCELENMESİ: “LA RAGAZZA CON LA PİSTOLA” İLE KARŞILAŞTIRMALI BİR OKUMA*
Öz
Sinema, 20. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir gelişim göstererek küresel ölçekte güçlü bir kültürel etki alanı oluşturmuş önemli bir sanat dalıdır. Halk bilimi ise bir toplumun halk kültürüne ait unsurlarını; gelenek, görenek, inanç, âdet, yaşam biçimi, sözlü kültür ve dil gibi ögeler çerçevesinde inceleyen disiplinler arası bir bilim alanıdır. Bu bağlamda sinema ve halk bilimi, ortak olarak halk kültüründen beslenmeleri ve bu kültürel birikimi farklı biçimlerde işleme kapasiteleri bakımından birbirleriyle ilişkili iki alan olarak değerlendirilebilir. Hazırlanan bu çalışmada “Güllü” filmi folklor merkezli sinema yaklaşımı bağlamında incelenerek sinemada halk bilimi unsurlarının temsiliyeti gösterilmek istenmiştir. Araştırmada film, folklor ve sinema ilişkisini sistematik biçimde sınıflandıran yaklaşım temel alınarak görüntü, ses ve metin merkezli analiz yöntemleri doğrultusunda değerlendirilmiş; halk kültürüne ait unsurların sinemaya özgü anlatı içerisindeki işlevleri bütüncül bir perspektifle ele alınmıştır. Görüntü merkezli analizde; yerleşim türleri, ekonomi, sosyal yapı, beslenme kültürü, giyim-kuşam, taşıma teknikleri, halk hekimliği, halk hukuku ve geçiş ritüelleri gibi folklorik unsurların filmdeki temsilleri incelenmiştir. Bu analiz, filmde işlenen geleneksel yaşam uygulamalarının, folklorik unsurların çarpıcı bir şekilde temsil edildiğini ortaya koymuştur. Trabzon ve İstanbul arasında kurulan mekânsal karşıtlık hem coğrafi bir ayrım hem de geleneksel ve modern değerler arasındaki kültürel farklılığın bir ifadesi olarak filmde işlenmektedir. Filmde, köy hayatı doğallık ve yerellik üzerine kuruluyken kent yaşamı daha karmaşık ve dönüştürücü bir alan olarak kurgulanmıştır. Ses merkezli analizde, Karadeniz’e özgü kemençe ve horon müziklerinin yalnızca bir arka plan unsuru olmadığı; aksine mekânı kuran, duyguyu yönlendiren ve kültürel kimliği işitsel olarak inşa eden önemli taşlar olduğu saptanmıştır. Filmde kullanılan şarkı ve enstrümanlar, sahnenin daha anlamlı olmasını ve izleyicinin görüntünün ardındaki duyguyu hissetmesini sağlar. Bu bağlamda ses, folklorun performans boyutunu görünür kılan ve anlatının ritmini belirleyen bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Metin merkezli incelemede ise “La Ragazza con la Pistola” adlı yapıttan uyarlanan filmin yerelleşen ve metne yön veren unsurları ele alınmıştır. Her iki filmde ortak olan “namus” teması ve taşradan kente yönelen kadın karakterin dönüşümü incelenmiş; ancak “Güllü”nün yerelleştirme süreci içerisinde geleneksel değerleri yeniden üreten bir anlatı yapısı benimsediği sonucuna ulaşılmıştır. Kaynak olarak kullanılan filmde kadın karakterin bireyselleşme süreci ön plana çıkarken “Güllü”de bu dönüşüm sınırlı kalmakta ve anlatı geleneksel değerlerin yeniden tesis edilmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu netice, Türk sinemasında yerlileştirme sürecinin sadece biçimsel değil, ideolojik bir yeniden üretim içerdiğini göstermektedir. Makale, “Güllü” filminin halk bilimi unsurlarını yalnızca yansıtan bir metin olmadığını; bu unsurları yeniden üreterek kültürel kimlik, toplumsal cinsiyet rolleri ve ideolojik yapılar bağlamında dönüştüren bir temsil alanı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle film, Türk sinemasında folklorun estetik ve anlatısal bir bileşen olarak nasıl işlev gördüğünü gösteren önemli bir örnek niteliğindedir.
Anahtar Kelimeler
ANALYZING “GÜLLÜ” THROUGH THE FOLKLORE-CENTERED APPROACH TO CINEMA: A COMPARATIVE READING WITH “LA RAGAZZA CON LA PISTOLA”
Öz
Cinema is a significant art form that has undergone rapid development since the early twentieth century and has established itself as a powerful medium of cultural influence on a global scale. Folklore, on the other hand, is an interdisciplinary field that examines the traditions, customs, beliefs, practices, oral traditions, language, and ways of life that constitute a society’s folk culture. In this context, cinema and folklore can be regarded as two interrelated fields, as they both draw upon folk culture and possess the capacity to process this cultural heritage in different ways. In this study, the film “Güllü” is analysed within the framework of a folklore-centred approach to cinema, with the aim of demonstrating the representation of folklore elements in cinema. In the research, the film was evaluated using image-, sound- and text-centred analytical methods, based on a framework that systematically categorises the relationship between cinema and folklore; the functions of elements belonging to folk culture within the cinematic narrative were addressed from a holistic perspective. In the image-centred analysis, the representations in the film of folkloric elements such as settlement types, economic life, social structure, food culture, clothing, and transportation practices, folk medicine, folk law and rites of passage were examined. In the film, while village life is portrayed as authentic and rooted in local traditions, urban life is portrayed as a more complex and transformative sphere. In the sound-centred analysis, it was found that the kemençe and horon music, characteristic of the Black Sea region, are not merely background elements; on the contrary, they are key components that establish the setting, shape emotional responses, and construct cultural identity through sound. In this context, sound has been assessed as an element that brings the performative dimension of folklore to the fore and determines the rhythm of the narrative. In the text-centered analysis, the localized elements that shape the film, which was adapted from “La Ragazza con la Pistola”, were examined. The theme of ‘honour’, common to both films, and the transformation of the female character moving from the countryside to the city were examined; however, it was concluded that “Güllü” adopts a narrative structure that reproduces traditional values within its process of localisation. The article demonstrates that the film “Güllü” is not merely a text that reflects folkloric elements; rather, it offers a representational space that transforms these elements by reproducing them within the context of cultural identity, gender roles and ideological structures. In this respect, the film serves as an important example illustrating how folklore functions as an aesthetic and narrative component in Turkish cinema.
Anahtar Kelimeler