Klasik Türk Edebiyatı’nda divanı günümüze ulaşabilmiş ilk kadın şair, Mihrî Hatun’dur. Kadı ve şeyh ailesinden gelen, malumat sahibi, Amasya sarayındaki hamilerinin şiir meclislerinde bulunan Mihrî, Necâtî’ye yazdığı nazireleriyle bilinir. Bu yazıda, biyografik veriler üzerinden Mihrî’nin divan şairleri arasındaki yerini belirleme amacı taşınmadığından öncelikle hayatı ve eseri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Makaleye konu olan Mihrî Divanı’nda “-âr+eteğin” kafiye+redif dizilişinde iki gazeli vardır. Bu şiirlerden “Düşdüm ayaklara elden komadum yâr eteğin/Gerçi yârüm komadı bir nefes ağyâr eteğin” matlalı gazel, Mecma‘u’n-Nezâ’ir ve Pervâne Bey Mecmuası’nda Necâtî’nin aynı kafiye ve redifle yazılmış “Şöyle muhkem tutayın bir dahi dil-dâr eteğin/Yâ elüm katʿ ideler yâ keseler yâr eteğin” matlalı gazeline nazire olarak kayıtlı toplam yirmi bir şiirin içinde yer almaktadır. Bu nazire izleğinde dikkati çeken şu olmuştur: Mihrî’nin bu gazeli, Pervâne Bey’de sirkatin çeşitlerinden “nesh”e uyacak şekilde şair Emrî’ye ait gösterilmiştir. Söz konusu gazel, Emrî Divanı’nda aynı kafiye ve redifle yazılmış iki şiirden biridir. Öyleyse XVI. yüzyıl şairi Emrî’nin XV. yüzyılın ikinci yarısında doğan ve XVI. yüzyılın başlarında vefat eden Mihrî’nin divanını okuduğu ya da onun şiirlerinden haberdar olduğu söylenebilir. Hatta bu nazire ağı, Mihrî’nin etkileme-etkilenme ekseninin her iki tarafında yer alabildiğini de ispatlar niteliktedir. Mihrî’nin her iki gazelinde de geçenنامی şeklinde yazılan kelimenin şimdiye kadar bir özel isim gibi kabul edilip Nâmi/Nâmî okunduğu; ancak bu şekildeki okumanın grameri bozduğu ve anlam bulanıklığına sebebiyet verdiği fark edilmiştir. Makalede, kelimenin Türkçe belirtme eki almış nâm kelimesi hâlinde; yani “nâmı” olarak okunması gerektiği teklif edilmiştir. Ayrıca bağlamdan hareketle “yakasuz nâm” için ariflikle alakalı olmak üzere kâğıt üstünde yazmayan, daha tarif edilmemiş, henüz rütbe olarak omuza takılmamış rütbe tanımı yapılmıştır. Bu teklif üzerinden şimdiye kadar “Öl diril ol yakasuz Nâmi eğer ‘ârif isen” şeklinde okunan beytin neden “Öl diril al yakasuz nâmı eğer ‘ârif isen” biçiminde okunması gerektiği de açıklanmıştır. Son olarak Mihrî ve Emrî’nin aynı dış yapıdaki ikinci gazellerinin kafiyeyi taşıyan ya da anlatının kurgulandığı müşterek kelimeleri ile ifade benzerlikleri göz önüne alındığında Necâtî’ye nazire olduğu söylenebilir.
Mihrî Hatun Necâtî Emrî gazel “-âr+eteğin” kafiye+redif dizilişi nazire.
Mihrî Hatun is the first female poet in Classical Turkish Literature whose divan has survived to the present day. Coming from a family of judges and sheikhs Mihrî was well-informed. She participated in the poetry assemblies of her patrons in the Amasya palace. She is known for his nazires to Necâtî. This article does not aim to determine Mihrî's place among Divan poets through biographical data. First of all, brief information about Mihrî's life and work is given. In the Mihrî Divan, which is the subject of the article, there are two ghazals in the rhyme+redif sequence of "-âr+eteğin". Among these poems, the ghazal with the matla “Düşdüm ayaklara elden komadum yâr eteğin/Gerçi yârüm komadı bir nefes ağyâr eteğin” is included in a total of twenty-one poems in Mecma'u'n-Nezâ'ir and Pervâne Bey Mecmuası, which are registered as a nazires [nazire a poem modeled after another in terms of form and content] to Necâtî's ghazal with the same rhyme and redif “Şöyle muhkem tutayın bir dahi dil-dâr eteğin/Yâ elüm katʿ ideler yâ keseler yâr eteğin”. In this nazire chain it has been noted that this ghazal of Mihrî is shown to belong to the poet Emrî in Pervâne Bey, in accordance with the so-called “nesh” form of sirkat. The ghazal in question is one of the two poems in Emrî Divan written with the same rhyme and redif. The aforementioned ghazal is one of the two poems in Emrî Divan written with the same rhyme and redif. Therefore, it can be said that the 16th century poet Emrî read the divan of Mihrî, who was born in the second half of the 15th century and died in the early 16th century, or was aware of her poems. In fact, this nazire network proves that Mihrî was able to be on both sides of the affecting and being affected axis. The word written as نامی which is used in both of Mihrî’s ghazals has been accepted as a proper name and read as Nâmi/Nâmî until now; however, it has been realized that this reading disrupts the grammar and causes ambiguity in meaning. In the article, it was suggested that the word should be read as the word nâm with the Turkish accusative suffix, i.e. “nâmı”. In addition, based on the context, “yakasuz nâm” was defined as a rank that is not written on paper, has not yet been described, and has not yet been worn on the shoulder, related to sage. Through this proposal, it is also explained why the couplet, which has been read as “Öl diril ol yakasuz Nâmi eğer ‘ârif isen”, should be read as “Öl diril al yakasuz nâmı eğer ‘ârif isen”. Finally, Mihrî and Emrî's second ghazals which have the same external structure, can be said to be nazires to Necâtî, given their similarities in rhyme or in expression with the common words.
Mihrî Hatun Necâtî Emrî ghazal “-âr+eteğin” rhyme+redif sequences nazire [imatio]
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Osmanlı Sahası Klasik Türk Edebiyatı |
Bölüm | Makaleler |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 23 Mart 2025 |
Yayımlanma Tarihi | 24 Mart 2025 |
Gönderilme Tarihi | 21 Ocak 2025 |
Kabul Tarihi | 16 Şubat 2025 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 1 |