MARKSİZMLE HRİSTİYANLIK SARKACINDA LATİN AMERİKA KURTULUŞ TEOLOJİSİ
Öz
1492’de Kristof Kolomb tarafından ‘keşfinden’ itibaren az gelişmişlik ve siyasi istikrarsızlık yanında direnişlerle karakterize olan Latin Amerika’nın yaklaşık son beş yüz yıllık tarihini, kıtaya özgü formlarıyla kapitalizm ve din sütunları üzerinden okumak mümkündür. Bu minvalde 1960’ların sonlarında ortaya çıkmış, sıradan insanların yoksulluk deneyimleri ile ilintili bir praksis alanı olarak Kurtuluş Teolojisi, Hristiyanlığın geleneksel uygulamalarını ve yoksulluk olgusunu sorgulayan, soyut teolojik yorumlardan ziyade gündelik hayata yaslanan toplumsal bir hareket olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda Kurtuluş Teolojisi, Marksizme ve Katolik inanca dayanır. Ne var ki Kurtuluş Teolojisi iki tarafın da eleştirilerine maruz kalmıştır. Çalışma bu çerçevede Kurtuluş Teolojisi’nin Marksizm ile Hristiyanlık arasında teorik olarak salındığını göstermeyi hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda da Kurtuluş Teolojisi’nin dini açıdan ‘heretik’ Marksist açıdansa ‘sözde Marksist’ olarak görüldüğü bulgusuna ulaşmıştır. Çalışma da bu tabloyu ortaya koyacak şekilde Kurtuluş Teolojisi’ne yönelik eleştirileri, Hristiyan ve Marksist çevrelerden gelen yanıtlar etrafında ele almaktadır. Bu minvalde çalışmanın birinci bölümünde Kurtuluş Teolojisi’nin 1970-1980 arasındaki ideolojik ve pragmatik yolculuğu kurtuluş, özgürleşme, selamet, umut, emek gibi kavramlar etrafında açıklanmaktadır. İkinci bölümünde Kurtuluş Teolojisi’nin ilgili Papalık Yönergeleri ve Katolik ilahiyatçılar tarafından nasıl eleştirildiği ortaya konmaktadır. Üçüncü bölümde ise Kurtuluş Teolojisi’nin Marksist çevrelerle ilişkisindeki kuramsal çatışma noktaları analiz edilmektedir. Bu açıdan da ilgili literatürde konu edilmemiş bir tartışmayı bütünlüklü olarak toplumsal hareketler literatürüne kazandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma nitel bir araştırma olarak karşılaştırmalı sosyolojik-tarihsel okumaya dayanmaktadır. Bu okumaya esas olan literatür incelemesi tematik, dokuman bazlı ve bağlamsal çözümleme teknikleri kullanılarak yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler
Kurtuluş Teolojisi, Hristiyan Marksizmi, Hristiyan Sosyalizmi, Papa II. Jean Paul, Hegelyen Marksizm
Etik Beyan
Bu çalışma, literatür taraması ve doküman incelemesine dayanan nitel bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırma sürecinde insan katılımcılarla doğrudan temas kurulmamış, anket, mülakat ya da gözlem gibi veri toplama yöntemleri kullanılmamış ve kişisel veriler işlenmemiştir. Bu nedenle çalışma, etik kurul onayı gerektiren araştırmalar kapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte, araştırmanın tüm aşamalarında akademik dürüstlük, bilimsel sorumluluk ve araştırma etiğine ilişkin temel ilkelere uyulmuştur.
Latin American Liberation Theology: The Oscillation Between Marxism and Christianity
Öz
Since its ‘discovery’ by Christopher Columbus in 1492, the roughly five-hundred-year history of Latin America -marked by underdevelopment, political instability, and persistent forms of resistance-can be analyzed through the continent-specific manifestations of capitalism and religion. In this context, Liberation Theology, which emerged in the late 1960s as a praxis-oriented response to the poverty experiences of ordinary people, occupies a position as a social movement grounded in everyday life, questioning both traditional Christian practices and the phenomenon of poverty rather than offering purely abstract theological interpretations. Indeed, the core of Liberation Theology rests upon Marxism and, in particular, Catholic belief. Yet the movement has faced criticism from both perspectives. From this perspective the study seeks to demonstrate that Liberation Theology theoretically oscillates between Marxism and Christianity. Hence it finds that the movement is regarded as “heretical” from a religious standpoint and as “so-called Marxist” from a Marxist perspective. Accordingly, the study presents criticisms of Liberation Theology alongside responses from both Christian and Marxist circles. In this pathway the first chapter situates the ideological and pragmatic trajectory of Liberation Theology between 1970 and 1980, organized around key concepts such as salvation, liberation, well-being, hope, and labor. The second chapter examines the critiques leveled against the movement by relevant Papal directives and Catholic theologians. The third chapter analyzes the theoretical points of conflict in Liberation Theology’s engagement with Marxist thought. In doing so, the study aims to contribute a comprehensive discussion -previously underexplored in the literature- to the broader scholarship on social movements. In terms of methodology, the study is qualitative and relies on a comparative sociological-historical approach. The supporting literature review was conducted using thematic, document-based, and contextual analysis techniques.
Anahtar Kelimeler
Liberation Theology, Christian Marxism, Christian Socialism, Pope John Paul II, Hegelian Marxism