Amaç: Bu çalışmanın amacı, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) takip edilen yüksek riskli bebeklerin klinik özelliklerini ve bu bebeklere yönelik erken müdahale yaklaşımlarını ele alan güncel bilimsel literatürü incelemek, mevcut uygulamaları karşılaştırmak ve alandaki gelişmeleri özetlemektir. Yöntem: Çalışmaya dahil edilecek yayınlar 2015–2025 yılları arasında yayımlanmış, YYBÜ’lerde izlenen yüksek riskli bebeklere odaklanan, erken müdahale yaklaşımlarını veya gelişimsel sonuçları inceleyen orijinal araştırmalar, sistematik derlemeler veya klinik rehberler olarak belirlenmiştir. Tarama PubMed, Science Direct ve Web of Science veri tabanlarında yapılmış; “high-risk neonates”, “prematüre”, “infant”, “NICU”, “early intervention”, “developmental outcomes” gibi anahtar kelimeler kullanılmıştır. Bulgular: İncelenen literatür doğrultusunda, YYBÜ’de izlenen yüksek riskli bebeklerin klinik özelliklerinin büyük ölçüde prematürite, düşük doğum ağırlığı, perinatal asfiksi, respiratuar distres sendromu ve YYBÜ’de kalış süresi gibi durumlara bağlı olarak şekillendiği görülmektedir. Çalışmalar bu bebeklerin solunum problemleri, nörolojik bulgular, beslenme güçlükleri, metabolik bozukluklar, enfeksiyon ve doğumsal anomaliler açısından daha yüksek risk taşıdığını ortaya koymaktadır. Erken müdahale yaklaşımlarının, özellikle fizyoterapi, beslenme desteği, aile merkezli bakım (kanguru bakımı ve gelişimsel bakım, ten teması) ve gelişimsel destek programları ile entegrasyonunun, kısa ve uzun vadeli nörogelişimsel sonuçlar üzerinde olumlu etkiler sağladığı bildirilmektedir. Bununla birlikte, müdahale yöntemlerinin standardizasyonu ve etkilerinin değerlendirilmesi konularında literatürde kısıtlılıklar mevcuttur. Genel olarak, yüksek riskli yenidoğanların erken dönemde çok disiplinli yaklaşımlarla izlenmesinin, komplikasyonları azaltmada ve yaşam kalitesini artırmada önemli olduğu vurgulanmaktadır. Sonuç: Yüksek riskli yenidoğanların klinik izlemi ve erken müdahale yaklaşımları, yaşam kalitesi ve uzun dönem nörogelişimsel sonuçlar açısından kritik öneme sahiptir. Literatür, multidisipliner ve bireyselleştirilmiş bakım modellerinin etkinliğini desteklemektedir. Ancak uygulamalarda birlik sağlanması kısa ve uzun dönem etkilerin daha fazla araştırılması, bu alandaki bilgi eksiklerini gidermek açısından gereklidir. Ayrıca YYBÜ’de sağlanan gelişimsel bakımın taburculuk sonrası nörogelişimsel takip ve erken müdahale yaklaşımları ile tamamlanarak sonuçların değerlendirilmesi önerilmektedir.
prematüre bebek yenidoğan yoğun bakım ünitesi erken tıbbi müdahale rehabilitasyon nörogelişimsel bozukluklar
Purpose: This study aims to examine current scientific literature regarding the clinical characteristics of high-risk infants in neonatal intensive care units (NICUs) and the early intervention approaches applied to these infants, to compare current practices, and to summarize developments in the field. Methods: The publications included in the study were original research articles, systematic reviews, or clinical guidelines published between 2015 and 2025, focusing on high-risk infants in NICUs, and addressing early intervention approaches or developmental outcomes. A literature search was conducted in PubMed, Science Direct, and Web of Science databases using keywords such as “high-risk neonates,” “premature,” “infant,” “NICU,” “early intervention,” and “developmental outcomes”. Results: According to the reviewed literature, the clinical characteristics of high-risk infants in NICUs are largely shaped by conditions such as prematurity, low birth weight, perinatal asphyxia, respiratory distress syndrome, and length of hospital stay. These infants are at higher risk for respiratory issues, neurological findings, feeding difficulties, metabolic disorders, infections, and congenital anomalies. Early intervention approaches, especially physiotherapy, nutritional support, family-centered care (such as kangaroo care, developmental care, and skin-to-skin contact), and developmental support programs, are reported to have positive effects on short- and long-term neurodevelopmental outcomes. However, limitations in the standardization of intervention methods and evaluation of their effectiveness are noted in the literature. Overall, multidisciplinary approaches during the early period are emphasized as essential for reducing complications and improving quality of life. Conclusion: Clinical monitoring and early interventions for high-risk neonates are critical for quality of life and long-term neurodevelopmental outcomes. Literature supports the effectiveness of multidisciplinary and individualized care models. However, more research is needed to standardize practices and evaluate both short- and long-term effects. Integrating developmental care provided in NICUs with post-discharge neurodevelopmental follow-up and early interventions is strongly recommended.
infant prematüre intensive care units neonatal early medical intervention rehabilitation neurodevelopmental disorders
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Fizyoterapi |
| Bölüm | Kısa Bildiri |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 19 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Şubat 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA76XL52FY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 11 Sayı: Özel sayı: II: Uluslararası Erken Müdahale ve Rehabilitasyon Kongresi (ICER 2025) |