The Anthropocene is the current geological epoch, marking the decisive and often irreversible impacts of human activities on the climate and ecosystems. This era not only provides a scientific framework but is also regarded as a multidimensional zone of crisis that profoundly interrogates forms of cultural production, regimes of representation, and aesthetic sensibilities. The film industry, a product of the Industrial Revolution and shaped by an infrastructure reliant on resource consumption, is both a symptom of the Anthropocene and a powerful cultural instrument employed in its comprehension. This study initiates a discussion on the future of cinema within the context of the Anthropocene by examining the inadequacy of classical narrative structures in representing ecological crises. It underscores the necessity for new thematic, formal, and ethical paradigms capable of addressing the magnitude of these crises; furthermore, it explores the potential evolution of cinema through its transformation from narratives reduced to the visual spectacle of catastrophe toward becoming an Anthropocenic mode of representation. This transformation is analyzed through aesthetic and formal innovations alongside ruptures in narrative structures. Drawing on selected works grounded in ecocriticism, media theory, and Anthropocene studies, the research interrogates cinema’s capacity to articulate ecological awareness. Ultimately, the study concludes that cinema must undergo a radical transformation in its narrative, aesthetic, and production practices to maintain cultural and ethical relevance. Through this shift, cinema may emerge as a medium that nurtures ecological consciousness and ethical reflection, thereby contributing significantly to the development of a shared planetary imagination.
Antroposen, insan etkinliklerinin iklim ve ekosistemler üzerindeki belirleyici ve çoğu zaman geri döndürülemez etkilerini imleyen mevcut jeolojik dönemdir. Bu çağ, yalnızca bilimsel bir çerçeve sunmakla kalmayıp; kültürel üretim biçimlerini, temsil rejimlerini ve estetik duyarlılıkları da köklü biçimde sorgulayan çok boyutlu bir kriz alanı olarak değerlendirilmektedir. Sanayi Devrimi’nin ürünü olan ve kaynak tüketimine dayalı altyapısıyla şekillenen sinema endüstrisi, Antroposen’in hem bir belirtisi hem de bu çağın anlaşılması için kullanılan güçlü bir kültürel araçtır. Bu çalışma, sinemanın Antroposen bağlamındaki geleceğini, klasik anlatı yapılarının ekolojik krizleri temsil etmedeki yetersizliği üzerinden tartışmaya açmaktadır. Krizlerin ölçeğiyle başa çıkabilecek yeni tematik, biçimsel ve etik paradigmaların gerekliliği vurgulanmakta; sinemanın olası evrimi, felaketin görsel sahnelere indirgenmiş anlatılardan uzaklaşarak Antroposenik bir temsil aracına dönüşümü üzerinden ele alınmaktadır. Bu dönüşüm, anlatı yapılarındaki kırılmalarla birlikte estetik ve biçimsel yenilikler doğrultusunda incelenmektedir. Araştırma, ekoeleştiri, medya teorisi ve Antroposen çalışmaları temelinde seçilmiş eserler aracılığıyla sinemanın ekolojik farkındalığı yansıtma kapasitesini sorgulamaktadır. Sonuç olarak çalışma sinemanın kültürel ve etik açıdan güncel kalabilmesi için anlatı, estetik ve üretim pratiklerinde köklü bir dönüşüm geçirmesi gerektiği neticesine varmaktadır. Bu dönüşümle birlikte sinema, ekolojik bilinç ve etik düşünceyi besleyen bir mecra olarak ortaya çıkabilir ve ortak bir gezegenel hayal gücünün gelişimine önemli katkılar sağlayabilir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Çevresel İletişim |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 27 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 17 Sayı: 1 |