This study examines direct and indirect references to Qadarī thought in the ḥadīth literature of the first half of the third Islamic century (AH). Debates concerning belief in divine decree (qadar) are addressed not only as theological disputes but also as criteria for assessing the reliability and narrative competence of ḥadīth transmitters. Within this framework, the works of prominent muḥaddithūn who shaped the discipline of ḥadīth in the third century—such as Saʿīd b. Manṣūr (d. 227/842), Yaḥyā b. Maʿīn (d. 233/848), and Aḥmad b. Ḥanbal (d. 241/855)—are taken as primary sources in order to analyse how anti-Qadarī discourse was articulated in rijāl criticism, textual evaluations, and practices of social exclusion. Implicit allusions found in the sources, the terminology employed, and concrete practices of social distancing indicate that Qadarī doctrine was treated not merely as an issue of belief, but also as a matter directly related to the trustworthiness of transmitted knowledge and scholarly credibility. Methodologically, the study is based on a systematic survey of key concepts such as Qadarī, iʿtiqād, and bidʿa. The collected data are then classified into three categories: ḥadīth texts, transmitter biographies, and socio-legal implications. Accordingly, the study demonstrates that the question of divine decree functioned as a decisive classificatory criterion in the acceptance of reports and in the construction of Sunnī identity within the ḥadīth literature of the period.
It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
Çalışmada hicrî üçüncü asrın ilk yarısında hadis literatüründe kaderî düşünceye yönelik doğrudan ve dolaylı atıflar ele alınmaktadır. Kader inancına dair tartışmalar, kelâmî bir ihtilaf olmanın yanı sıra hadis râvilerinin güvenilirliğini ve rivayet ehliyetlerini belirleyen ölçütlerden biri olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede Saîd b. Mansûr (öl. 227/842), Yahyâ b. Maîn (öl. 233/848) ve Ahmed b. Hanbel (öl. 241/855) gibi hicrî üçüncü asırda hadis ilmiyle temayüz etmiş muhaddislerin eserleri esas alınarak, kaderîlik karşıtı söylemin ricâl tenkidi, metin tahlilleri ve toplumsal dışlama pratiklerinde nasıl somutlaştığı incelenmiştir. Eserlerde yer alan satır arası imalar, kullanılan terimler ve sosyal dışlanma pratikleri, kaderîliğin yalnızca itikadî bir mesele olarak değil, bilginin güvenilirliği ve ilmî itimat bağlamında da ele alındığını göstermektedir. Çalışmada yöntem olarak “kaderî”, “iʿtikad” ve “bidʿa” gibi temel terimler üzerinden sistematik tarama yapılmış, elde edilen veriler hadis metinleri, râvî biyografileri ve sosyo-hukuki yansımalar şeklinde sınıflandırılmıştır. Böylece kader meselesinin, dönemin hadis literatüründeki yeri, rivâyet kabulü ve Sünnî kimliğin inşasında belirleyici bir tasnif ölçütü hâline geldiği tespit edilmiştir.
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
يتناول هذا البحث دراسةً تحليليةً موسّعةً للإشارات المباشرة وغير المباشرة إلى الفكر القدري في مدوَّنات الحديث خلال النصف الأول من القرن الثالث الهجري، وهي مرحلة مفصلية في تاريخ تشكّل علوم الحديث وتبلور الهوية السُّنّية. وتنطلق الدراسة من فرضيةٍ مفادها أنّ الجدل حول مسألة القدر لم يبقَ في حدود الخلاف الكلامي النظري، بل تحوّل تدريجياً إلى معيارٍ منهجيٍّ فاعلٍ في تقييم الرواة، وضبط قبول الروايات، وتنظيم المجال العلمي والاجتماعي داخل الوسط الحديثي. وتهدف الدراسة إلى بيان أبعاد هذا التحوّل.
وتُبرز الدراسة أنّ قضية القدر، على الرغم من جذورها الكلامية، اكتسبت في القرن الثالث الهجري بعداً عملياً واضحاً، حيث أصبحت أداةً لتحديد الثقة العلمية، ومعياراً للتمييز بين المقبول والمردود من الرواة، وعنصراً أساسياً في رسم حدود الانتماء السُّنّي. ومن ثمّ فإن النقاش حول القدر لا يُفهم في هذه المرحلة بوصفه نقاشاً عقدياً مجرداً، بل باعتباره جزءاً من عملية أوسع لإعادة تنظيم المعرفة الدينية وحماية سلطة الحديث في مواجهة التيارات الكلامية المختلفة.
وفي هذا السياق، تركّز الدراسة على مؤلفات ثلاثة من أبرز أعلام الحديث في القرن الثالث الهجري، وهم سعيد بن منصور، ويحيى بن معين، وأحمد بن حنبل. وقد اختير هؤلاء الأعلام لكونهم يمثلون اتجاهات علمية متمايزة تشكّلت في بيئات إقليمية مختلفة، ولكون مؤلفاتهم تمثّل مصادر أساسية لفهم آليات التعامل مع القدرية في المدونة الحديثية. فقد نشأ كل واحد منهم في سياق علمي خاص، وتأثر بشبكات تعليمية ومجالس علمية متعددة، مما انعكس على طبيعة مواقفهم من القدرية وأساليب معالجتهم لها في كتب الحديث والرجال.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 9 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 15 |
Hadith Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.