Değerli Nefroloji Hemşireliği Dergisi Okurları
Nefroloji Hemşireliği Dergisi olarak yayın hayatımıza 21 yıl önce başladık. İlk yıllarda sadece basılı bir dergi olarak kendi ulusal hedef kitlemize ulaşmaya çalıştığımız yıllardan sonra, bugün Dergipark’ın sağladığı teknolojik alt yapı desteğiyle başta nefroloji hemşireleri olmak üzere diğer tüm hemşirelik alanlarına ve tıp camiasına ulaşabilen elektronik bir dergi statüsündeyiz. Bu süreçte; dergimizin yenilenen yüzü, yayın kalitesi, uluslararası indekslere dahil olması, kapsayıcı, nitelikli ve sürekli güncellenen dergi kurulları ile sadece ulusal alanda değil uluslararası alanda da nefroloji hemşireleri ve hekimlerinin kanıta dayalı uygulamalarına temel oluşturacak yayınlar sunma hedefimizde ilerliyoruz. Son yıllarda İngilizce dilindeki makale kabul ve yayın oranlarımız dergimizin uluslararasılaşma alanındaki çabalarının ve başarısının en somut göstergesidir. Bu ilerlememize katkı sağlayan tüm yerli ve yabancı araştırmacılara, meslektaşlarımıza ve dergi kurullarımıza çok teşekkür ederiz.
Bu sayımızda dört araştırma makalesi, bir derleme ve bir olgu sunumunu okumanıza sunuyoruz.
Diyaliz üniteleri sürekli çalışan cihazlar ve bu cihazların ürettiği yoğun sesli ve görsel uyarılar nedeniyle alarm yorgunluğunun en sık görüldüğü klinik alanlardan biridir. Çok sayıda ve sık tekrarlanan alarmlara maruz kalma sonucunda bu uyarılara duyarsızlaşma, kanıksama veya yanıtsız kalma durumu olarak tanımlanan alarm yorgunluğu; hem hastanın güvenliğini tehlikeye atabilir hem de sağlık çalışanının profesyonel refahını olumsuz etkileyebilir. “Hemodiyaliz Ünitelerinde Çalışan Sağlık Profesyonellerinde Alarm Yorgunluğunun Değerlendirilmesi ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi” konulu araştırma makalesinde alarm yorgunluğunun değerlendirilmesi ve sağlık çalışanın yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Hemodiyaliz süreci tıbbi bir tedavi olmasının yanı sıra, aynı zamanda hastanın yaşam tarzını, ekonomik durumunu ve aile dinamiklerini kökten değiştiren psikososyal bir süreçtir. Bu sürecin uygun sosyal hizmet uygulamalarıyla yönetilmesi tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir bileşendir. Makineye bağımlılık, ölüm korkusu, yaşam kısıtlamaları, uzun vadede hastanın iş gücü kaybına uğraması, sosyal ortamdan uzaklaşma riski, tedaviye uyumsuzluğun sosyal nedenleri gibi birçok durum diyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetersizliği tanılı hastalar için desteğe ihtiyaç duyulan öncelikli konulardır. “Nephrology Social Work: Psychosocial Challenges and Needs of Chronic Kidney Disease Patients Undergoing Hemodialysis” konulu araştırma makalesinde hastanın başetme kapasitesini artırmak, tedavinin sürekliliğini garanti altına almak, yasal hakların farkındalığını artırmak ve bütüncül bir bakım sunulmasını sağlamak açısından nefroloji hastalarında sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin gereksinimler incelenmiştir.
Hemodiyaliz uygulamasında kanülasyon, tedavinin en stresli ve en ağrılı aşamalarından biridir. Haftada ortalama üç gün ve yılda yaklaşık ortalama 300’den fazla büyük çaplı iğnenin fistül bölgesine girişi hasta için fiziksel ve psikolojik bir travma yaratabilmektedir. Hastaların büyük bir kısmının bu işlemin ağrısını orta veya şiddetli olarak tanımladığı bildirilmektedir. Hemşirenin temel sorumluluklarından biri bakım ve tedavi uygulamalarını gerçekleştirirken hastanın konforunu ön planda tutmaktır. Bu kapsamda “The Effect of The Lidocaine Gel Applied to Hemodialysis Patıents on Invasive Pain During Needle Puncture: Randomized Controlled Experimental Research” konulu araştırma makalesinde kanülasyon kaynaklı ağrının azaltılmasına yönelik lidokain jel uygulamasının etkisine ilişkin kanıta dayalı uygulamalara katkı sağlayıcı sonuçlar paylaşılmaktadır.
Nefroloji Hemşireliği Dergisi olarak yayın hayatımıza 21 yıl önce başladık. İlk yıllarda sadece basılı bir dergi olarak kendi ulusal hedef kitlemize ulaşmaya çalıştığımız yıllardan sonra, bugün Dergipark’ın sağladığı teknolojik alt yapı desteğiyle başta nefroloji hemşireleri olmak üzere diğer tüm hemşirelik alanlarına ve tıp camiasına ulaşabilen elektronik bir dergi statüsündeyiz. Bu süreçte; dergimizin yenilenen yüzü, yayın kalitesi, uluslararası indekslere dahil olması, kapsayıcı, nitelikli ve sürekli güncellenen dergi kurulları ile sadece ulusal alanda değil uluslararası alanda da nefroloji hemşireleri ve hekimlerinin kanıta dayalı uygulamalarına temel oluşturacak yayınlar sunma hedefimizde ilerliyoruz. Son yıllarda İngilizce dilindeki makale kabul ve yayın oranlarımız dergimizin uluslararasılaşma alanındaki çabalarının ve başarısının en somut göstergesidir. Bu ilerlememize katkı sağlayan tüm yerli ve yabancı araştırmacılara, meslektaşlarımıza ve dergi kurullarımıza çok teşekkür ederiz.
Bu sayımızda dört araştırma makalesi, bir derleme ve bir olgu sunumunu okumanıza sunuyoruz.
Diyaliz üniteleri sürekli çalışan cihazlar ve bu cihazların ürettiği yoğun sesli ve görsel uyarılar nedeniyle alarm yorgunluğunun en sık görüldüğü klinik alanlardan biridir. Çok sayıda ve sık tekrarlanan alarmlara maruz kalma sonucunda bu uyarılara duyarsızlaşma, kanıksama veya yanıtsız kalma durumu olarak tanımlanan alarm yorgunluğu; hem hastanın güvenliğini tehlikeye atabilir hem de sağlık çalışanının profesyonel refahını olumsuz etkileyebilir. “Hemodiyaliz Ünitelerinde Çalışan Sağlık Profesyonellerinde Alarm Yorgunluğunun Değerlendirilmesi ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi” konulu araştırma makalesinde alarm yorgunluğunun değerlendirilmesi ve sağlık çalışanın yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Hemodiyaliz süreci tıbbi bir tedavi olmasının yanı sıra, aynı zamanda hastanın yaşam tarzını, ekonomik durumunu ve aile dinamiklerini kökten değiştiren psikososyal bir süreçtir. Bu sürecin uygun sosyal hizmet uygulamalarıyla yönetilmesi tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir bileşendir. Makineye bağımlılık, ölüm korkusu, yaşam kısıtlamaları, uzun vadede hastanın iş gücü kaybına uğraması, sosyal ortamdan uzaklaşma riski, tedaviye uyumsuzluğun sosyal nedenleri gibi birçok durum diyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetersizliği tanılı hastalar için desteğe ihtiyaç duyulan öncelikli konulardır. “Nephrology Social Work: Psychosocial Challenges and Needs of Chronic Kidney Disease Patients Undergoing Hemodialysis” konulu araştırma makalesinde hastanın başetme kapasitesini artırmak, tedavinin sürekliliğini garanti altına almak, yasal hakların farkındalığını artırmak ve bütüncül bir bakım sunulmasını sağlamak açısından nefroloji hastalarında sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin gereksinimler incelenmiştir.
Hemodiyaliz uygulamasında kanülasyon, tedavinin en stresli ve en ağrılı aşamalarından biridir. Haftada ortalama üç gün ve yılda yaklaşık ortalama 300’den fazla büyük çaplı iğnenin fistül bölgesine girişi hasta için fiziksel ve psikolojik bir travma yaratabilmektedir. Hastaların büyük bir kısmının bu işlemin ağrısını orta veya şiddetli olarak tanımladığı bildirilmektedir. Hemşirenin temel sorumluluklarından biri bakım ve tedavi uygulamalarını gerçekleştirirken hastanın konforunu ön planda tutmaktır. Bu kapsamda “The Effect of The Lidocaine Gel Applied to Hemodialysis Patıents on Invasive Pain During Needle Puncture: Randomized Controlled Experimental Research” konulu araştırma makalesinde kanülasyon kaynaklı ağrının azaltılmasına yönelik lidokain jel uygulamasının etkisine ilişkin kanıta dayalı uygulamalara katkı sağlayıcı sonuçlar paylaşılmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Nefroloji Hemşireliği |
| Bölüm | Editoryal |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 21 Sayı: 1 |
Nefroloji Hemşireliği Dergisi/ Journal of Nephrology Nursing
Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.