Osmanlı Kelâmında Eleştiri Kültürü: Çerkeşîzâde Mehmed Tevfik Efendi’nin Naḳdü’l-Kelâm Eleştirisi I
Öz
Bu makale, Sırrı Paşa (ö. 1895) ile Mehmed Tevfik (ö. 1901) arasındaki bazı kelâmî meseleler hususundaki irtibatı konu edinmektedir. Çalışma bu iletişimi, Sırrı Paşa’nın Naḳdü’l-kelâm’ı ile Mehmed Tevfik’in bu esere yazdığı tenkit ve tashih içeren eserini merkeze alarak analiz etmektedir. Osmanlı son döneminin ciddi bir eleştiri kültürü taşıdığını ispatlamayı amaçlayan makale, Sırrı Paşa’nın Naḳdü’l-kelâmı’ına Mehmed Tevfik’in yazdığı risaleyi mukayeseli ve analitik bir şekilde çözümlemektedir. Literatürde her iki ilim adamının eserleri üzerinde hem bibliyografik hem de içerik yönünden karmaşa bulunması, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Yapılan literatür değerlendirmeleri bazı araştırmacıların Mehmed Tevfik’in Sırrı Paşa’ya iki tenkit risalesi nispet ettiğini, büyük bir kısmının ise Naḳdü’l-kelâm’a değil Sırrı Paşa’nın daha önce yayınladığı Şerḥ-iʿAḳāʾid Tercemesi’ne tenkit olarak düşündüğünü göstermiştir. Mehmed Tevfik, eserinin bazı baskılarında Şerḥ-i ʿAkâʾid-i Nesefî’nin Türkçeye tercümesine, bazılarında ise Naḳdü’l-kelâm’a tenkit ve tashih yaptığını belirtmiştir. Bu sebeple karmaşanın temelinde Mehmed Tevfik’in risalesinin farklı baskılarının girişindeki ifadelerin yer aldığı kanaatindeyiz. Sırrı Paşa’nın bu tenkitler neticesinde Naḳdü’l-kelâm’ı yeniden şekillendirdiğine dair farkındalığın yeterli düzeyde olmadığı da dikkat çekmiştir. Literatür karmaşasını, Sırrı Paşa’nın eserinin tekâmül sürecini ve arkasındaki etkiyi, bu etkinin keyfiyetini tartışan herhangi bir çalışmanın yapılmadığı da müşahede edilmiştir. Bu açıdan makale literatürdeki karmaşayı çözümleyip tashih etmeyi, kronolojik bir şekilde de metinlerin tekâmülünü Mehmed Tevfik’in katkıları bağlamında ele almayı hedeflemektedir. Makalede karşılaştırmalı metin analizi ve içerik analizi yöntemleri ile Sırrı Paşa’ya nispet edilen ve bu makalede yarısı ile sınırlandırılan hataların gerçeklik değeri ve dayandığı köken araştırılmıştır. Bu kapsamda Naḳdü’l-kelâm’a kaynaklık teşkil eden ve Sırrı Paşa tarafından daha önce yayınlanan Şerḥ-i ʿAḳāʾid Tercemesi ile bu tercümede kullandığı kaynaklar, tenkide konu olan ifadeler bağlamında analiz edilmiştir. Bu analiz neticesinde Sırrı Paşa’nın Şerḥ-i ʿAḳāʾid Tercemesi’nden yaptığı aktarımlarda satır atlama, kavramsal karışıklık ve parçacı bir seçim ile bağlamından kopardığı cümlelerin Mehmed Tevfik’in tenkitlerine konu olduğu tespit edilmiştir. Metinlerin mukayeseli, içerik ve tematik incelemesi neticesinde ise aşağıda sırasıyla belirttiğimiz bulgular öne çıkmıştır. Sırrı Paşa’nın nisbet-i haberiyye tanımı, Mehmed Tevfik tarafından mantık ilmi açısından tenkit edilmiş; Sırrı Paşa sonraki baskısında burada nahivcilerin kullandığı manayı kastettiğine dair bir açıklama getirmiştir. Mütevâtir haberde aklın mümkün görmemesini Sırrı Paşa’nın “muhâl-i aklî” ile ilişkilendirmesi, Mehmed Tevfik tarafından tenkit edilerek kastedilenin “âdeten” imkânsızlık olduğu şeklinde tashih edilmiştir. Sırrı Paşa mütevâtir haber tanımındaki ifadesini değiştirmese de şartlarda zikrettiği “aklen” imkânsızlığı “âdeten” şeklinde düzeltmiştir. Sırrı Paşa kelâmî ontolojinin temel kavramlarından cevher hakkında cismi dışarıda tutan bir tanım yapmış; Mehmed Tevfik bu tanımın yanlışlığını göstermiş ve sonraki baskılarında Sırrı Paşa tanımı değiştirmiştir. Sırrı Paşa burhân-ı temânuʿ delilinin açıklamasında âlemin yok olması ile ilişki kurmuş; Mehmed Tevfik bu ilişkinin doğru olmayacağını hatırlatmıştır. Mehmed Tevfik’in bu konudaki tashihi de Sırrı Paşa tarafından dikkate alınmış ve gerekli tashihler yapılmıştır. Sırrı Paşa’nın bütün cihetlerin izafî olduğuna yönelik açıklamalarına da Mehmed Tevfik, fevk ve taht cihetlerinin hakiki kabul edildiğine dair klasik kelâm kaynaklarının şahitliği ile tenkit yöneltmiştir. Bunun dışında felsefe kültürü hakkında, Mehmed Tevfik’in eleştirdiği ifadeleri, Sırrı Paşa tamamen kaldırmıştır. Mehmed Tevfik’in eleştirileriyle Sırrı Paşa’nın Naḳdü’l-kelâm’ı geliştirdiği açık olmasına rağmen bununla ilgili herhangi bir kayıt düşmediği görülmüştür. Çalışmanın sonuçları, gelecek çalışmalar için çeşitli perspektifler sunmaya adaydır. Öncelikle bir eserin farklı tarihlerdeki baskılarının dikkate alınmaması halinde metodolojik hataların ortaya çıkabileceği, bu sebeple farklı baskıların mukayeseli şekilde analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekebiliriz. Her ne kadar Sırrı Paşa’nın, açık şekilde ifade etmese de kendisine yönelik tenkitleri ciddiyetle dikkate almış olması, ilmî anlamda ahlâkî bir tutum olarak nitelenmelidir. Makale, eleştirileri sıralamakla yetinmeyerek telif ve tashih sürecini tarihsel bir çerçeve içine yerleştirmektedir. Çalışmamız, bu şekilde literatürün buradaki bulgular ışığında güncellenmesini önermektedir.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Yazarlar çalışmayı hazırlarken etik kurallara uyduklarını beyan ederler.
Teşekkür
Katkılarından dolayı Muhsin Özdaş'a teşekkür ederiz.
The Culture of Critique in Ottoman Kalām: Çerkeşīzāde Mehmed Tevfik Efendi’s Criticism of Naqdu’l-Kalām I
Öz
This article examines the intellectual exchange between Sirri Pasha (d. 1895) and Mehmed Tevfik (d. 1901) regarding certain theological (kalām) issues. The study analyzes this exchange by centering on Sırrı Pasha’s Naqd al-Kalām and Mehmed Tevfik’s work, which contains critiques and corrections written in response to it. Aiming to demonstrate that the late Ottoman period possessed a robust culture of critique, the study offers a comparative and analytical examination of the treatise written by Tevfik in response to Sirri Pasha’s Naqdu’l-kalām. The point of departure for this study is precisely the bibliographical and content-related ambiguities surrounding the works of both scholars. A review of the literature reveals that some researchers have attributed two separate critical treatises to Mehmed Tevfik against Sirri Pasha, while the majority have assumed that these critiques were directed not at Naqdu’l-kalām but at Sirri Pasha’s earlier Sharḥ-i ʾAqāʾid Tercemesi. Mehmed Tevfik stated in certain editions that he had critiqued the Turkish translation of Sharḥu’l-ʿAqāʾidi Nasafī, while in others he indicated that his critique and corrections were directed at Naqdu’l-kalām. We argue that the root of this confusion lies in the varying introductory statements found in different editions of Mehmed Tevfik’s treatise. It is also noteworthy that the scholarly community has not sufficiently recognized the extent to which Sirri Pasha revised and reshaped Naqdu’l-kalām in response to these critiques. It has also been observed that no study has been conducted addressing the confusion in the literature, the developmental process of Sırrı Pasha’s work, and the influence behind it, as well as the nature of that influence. From this perspective, the article aims to analyze and rectify the confusion in the literature and, in a chronological manner, to examine the maturation of the texts within the context of Tevfik’s contributions. Employing comparative textual analysis and content analysis as methodological tools, the article investigates the authenticity and origins of the errors attributed to Sirri Pasha—limited, due to the scope of the article, to half of these claims. Within this framework, Sharḥ-i ʿAqāʾid Tercemesi, which predates Naqdu’l-kalām and served as one of its primary sources, along with the sources used in that translation, are analyzed in relation to the content subjected to critique. This analysis demonstrates that Mehmed Tevfik’s criticisms largely stem from instances in which Sirri Pasha, in transferring material from Sharḥ-i -ʿAqāʾid Tercemesi, engaged in line omissions, conceptual confusion, and fragmentary selections that detached passages from their original context. As a result of the comparative, content-based, and thematic examination of the texts, several key findings emerge. Sirri Pasha’s definition of nisbat-i khabariyya was criticized by Mehmed Tevfik on logical grounds; in a subsequent edition, Sirri Pasha clarified that he had intended the meaning employed by grammarians. Sirri Pasha’s association of the impossibility of mutawātir khabar with muḥāl-i ʿaqlī was likewise criticized, with Mehmed Tevfik correcting this to refer instead to ʿādatan. Although Sirri Pasha did not alter his original definition of mutawātir khabar, he revised the condition of “muḥāl-i ʿaqlī” to “ʿādatan” in the later edition. Sirri Pasha also provided a definition of jawhar that excluded jism, one of the foundational concepts of kalām ontology; Mehmed Tevfik demonstrated the incorrectness of this definition, leading Sirri Pasha to revise it in subsequent editions. In explaining the burhān al-tamānuʿ argument, Sirri Pasha linked it to the annihilation of the world, a connection Mehmed Tevfik argued to be erroneous; this correction was likewise incorporated into later editions. Mehmed Tevfik further criticized Sirri Pasha’s claim that all spatial directions are relative by citing classical kalām sources that regard fawq and taḥt as real directions. Furthermore, regarding philosophical culture, Sirri Pasha completely removed the passages that Mehmed Tevfik had criticized. Although it is evident that Sirri Pasha developed and refined Naqdu’l-kalām in response to Mehmed Tevfik’s critiques, it is observed that he left no explicit record or acknowledgment of this process. The conclusions of this study offer several perspectives for future research. First, it demonstrates that neglecting different editions of a work can lead to serious methodological errors, thereby underscoring the necessity of comparative analysis across editions. Although Sirri Pasha never explicitly acknowledged these critiques, his revisions indicate a serious engagement with scholarly criticism. The article moves beyond listing critiques and situates the process of authorship and revision within a historical framework. In this way, the study proposes that the existing literature be revised and updated considering these findings.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
The authors declare that they adhered to ethical principles while preparing this study.
Teşekkür
We would like to thank Muhsin Özdaş for his contributions.