Araştırma Makalesi

Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar

Cilt: 20 Sayı: 1 30 Haziran 2022
PDF İndir

Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar

Öz

Dinde emir ve yasaklar Allah’ın irâdesi ve tercihi ile teşekkül eder. Dinde meşruiyetin kayna-ğı Allah’ın insanla ilgili tercihleridir. Dînî meşruiyet insanın insanla ilgili tercihleriyle eşitle-nemez. Dinde Allah’ın insanla ilgili tercihlerine saygı duyulur. İnsanın insanla ilgili tercihleri-ne saygı duyulmaz. Çünkü dinde, hayatın akışı ve düzenlenmesi ile ilgili tercih bildirme yetki-si Allah’a verilmiştir. Kur’ân dâhil hiçbir metnin ‘tek şekilde’ anlaşılma garantisi bulunma-maktadır. Tüm metinler birden çok şekilde anlaşılabilir. Bu sebeple dini metinler, ‘din’ ile eşitlenemez. Dini metinle eşitlemek hayattan koparmaktır. Vahiy, ilahi kaynaklı cümlelerin ve söz dizilerinin toplamı ile eşitlenemez. Vahiy Allah’ın insanlara ve tarihe müdahalesidir. Kovandaki arıları bir arada tutan şeyin vahiy oluşu gibi bir mahalde insanları bir arada tutan şey de vahiydir. Müslüman bir toplumda insanları bir arada tutan şey, helal ve haram hassa-siyeti ve sâhip olunan değerlerdir. Vahyin, topluma ve tarihe müdahalesinin tesirleri Hz. Peygamber’in hayatı ile sınırlı değildir, kıyamete kadar sürecektir. Vahye dayalı, semâvî, ilâhî ölçünün kabülü ya da reddi iman ve inkâr ile ilgili ciddi bir ayrışma noktasıdır. Allah’ın kitâbında da ‘ölçü’ var, Hz. Peygamber’in sünnetinde de ‘ölçü’ var. İlahi ölçülerin nazarî ve sâbit kısmını Allah’ın kitâbı öğretir, tatbîkî ve dinamik kısmını da sünnet öğretir. Din, dini metinlerle eşitlenemez. Dinin tek aktarım biçimi de metinler değildir. Sünnetle ilgili eşitleme iddiası sadece sünneti hiç anlamamak değildir. İslam’ın birinci delilini de anlamamaktır. Kitâb ve sünnet birbirinden ayrı şeyler mi ki eşitlensin? İslam, insanın Allah ile eşitlenmesinin reddedilmesi ve Allah’ın insanla ilgili tercihlerinin her türlü müzakerenin dışında tutularak mutlak kabul görmesidir. Modern çağın getirdiği dînî meşruiyet krizinin çözümü meşruiye-tin bireysel tercihe bağlanması değildir. İlahi bir tercihle belirlenmiş uygulamaların kabulü ve bunun güçlü bir mesaj olarak taşınmasıdır.

Anahtar Kelimeler

Kaynakça

  1. Abdürrezzâk es-San‘ânî, Ebû Bekr Abdürrezzâk b. Hemmâm b. Nâfi‘ es-San‘ânî el-Himyerî - A‘zamî, Habîbu’r-rahmân thk. el-Musannef. 11 Cilt. Beyrut: el-Mektebu’l-İslâmî, 1403.
  2. Ahmed b. Alî b. el-Müsennâ et-Temîmî, Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî - thk. Huseyn Selim Esed ed-Dârânî. Müsnedü Ebû Ya’lâ. 13 Cilt. Dımaşk: Dâru’l-me’mûn li’t-türâs, 1984.
  3. Ahmed b. Hanbel. el-Müsned. 50 Cilt. Beyrut: Muessesetu’r- risâle, 1999.
  4. Akalın, Şükrü Halûk vd. TDK Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 11. Basım. Erişim 16 Ocak 2022. https://sozluk.gov.tr/
  5. Akalın, Şükrü Halûk vd. TDK Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 11. Basım. Erişim 16 Ocak 2022. https://sozluk.gov.tr/
  6. Âşıkkutlu, Emin. “Leyyin”. TDV İslâm Ansiklopedisi. 27/168-169. Ankara: TDV Yayınları, 2003.
  7. Ateş, Süleyman. Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri. Yeni Ufuklar Neşriyat, 2013.
  8. Beyhaki, Ebû Bekr Ahmed b el-Hüseyin b Ali. Şuabu’l-îmân. 7 Cilt. Beyrut: Dâru’l- kutubi’l- ılmiyye, 1990.

Ayrıntılar

Birincil Dil

Türkçe

Konular

Din Araştırmaları

Bölüm

Araştırma Makalesi

Yayımlanma Tarihi

30 Haziran 2022

Gönderilme Tarihi

22 Nisan 2022

Kabul Tarihi

-

Yayımlandığı Sayı

Yıl 2022 Cilt: 20 Sayı: 1

Kaynak Göster

APA
Kırış, Ş. (2022). Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar. Hadis Tetkikleri Dergisi, 20(1), 27-46. https://izlik.org/JA93AK98HF
AMA
1.Kırış Ş. Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar. HTD. 2022;20(1):27-46. https://izlik.org/JA93AK98HF
Chicago
Kırış, Şemsettin. 2022. “Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar”. Hadis Tetkikleri Dergisi 20 (1): 27-46. https://izlik.org/JA93AK98HF.
EndNote
Kırış Ş (01 Haziran 2022) Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar. Hadis Tetkikleri Dergisi 20 1 27–46.
IEEE
[1]Ş. Kırış, “Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar”, HTD, c. 20, sy 1, ss. 27–46, Haz. 2022, [çevrimiçi]. Erişim adresi: https://izlik.org/JA93AK98HF
ISNAD
Kırış, Şemsettin. “Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar”. Hadis Tetkikleri Dergisi 20/1 (01 Haziran 2022): 27-46. https://izlik.org/JA93AK98HF.
JAMA
1.Kırış Ş. Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar. HTD. 2022;20:27–46.
MLA
Kırış, Şemsettin. “Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar”. Hadis Tetkikleri Dergisi, c. 20, sy 1, Haziran 2022, ss. 27-46, https://izlik.org/JA93AK98HF.
Vancouver
1.Şemsettin Kırış. Sünnetin Kur’ân ile Eşitlendiği İddiası Üzerine Bazı Mülâhazalar. HTD [Internet]. 01 Haziran 2022;20(1):27-46. Erişim adresi: https://izlik.org/JA93AK98HF

İlmî Tedrîsâtın Tertîbi Üzerine…

    Her düşünce ve tasavvur, kendi iç bütünlüğü içerisinde bir ilim telâkkîsine sahiptir. İslâmî ilim geleneği de kendi bütünlüğü içerisinde bu telâkkîyi önce inşâ sonra ikmâl etmiştir. Hayatın tabi akışı içerisinde ihtiyaçlar zuhûr ettikçe önce ilmî geleneğinin alt yapısını teşkil edecek ve istidlâle medâr olacak davranış ve deliller cem‘ ve tasnif edilmiş, sonra bunlar konularına göre taksime tabi tutulmuştur. İslâmî ilimlerin teşekkülünün ilk merhalesini teşkil eden cem‘ dönemi diyebileceğimiz bu sürecin ardından yeni bir telif sürecine intikâl edilmiştir.
    İlim dallarının birbirinden ayrışmaya başladığı, konularının kendine haslığı göz önünde bulundurularak hususî eserlerde toplanmaya başlandığı birkaç yüzyıl devam eden bir sürecin ardından, özellikle farklı medeniyetlere ve dinlere mensup kişilerin Müslüman olmaları ile birlikte, onların sahip olduğu birikim ile İslâmî ilimlerin her birinin sahip olduğu kazanımlar mezcedilmeye başlandı. Dolayısıyla tasnif dönemi diyebileceğimiz bu süreci ikinci bir adım, imtizâcın hâsıl ettiği müktesebâtı ise tefekküre doğru atılan ilk adım olarak değerlendirmek mümkündür.
    İlim dallarının, malumâta dayalı inşâdan tefekküre dayalı tasavvura geçişinde söz konusu ara merhale çok önemli bir tesir icra etmiştir. Bugün İslâmî düşüncenin tefekkür temellerinin sağlamlaştırıldığı merhale ve her türlü adımın atıldığ süreç ‘öteki ile karşılaşmanın kazanımlarının’ bize ait tasavvura uygun bir dönüşüme tabi tutulmasından sonra kurgulanmıştır. Öteki ile karşılaşma dönemi diyebileceğimiz bu merhalede mevcut kazanımları edinip üstlenmek, bir ilmi ilim yapan cihet-i vahdesini tespit, konu ve mesâilindeki farklılaşma dolayısıyla yeni ilim dallarının teşekkülü ve küllî tefekkür geleneğinin vazgeçilmez bir parçası olması şeklinde tezâhür etmiştir.
Tefekkür geleneğimizin içinde yer alan ilim ehlinin, bu küllî tasavvuru idrâk etmesi ve tasavvuru teşkil eden bir duruşa sahip olması, mensuplarından söz konusu tasavvuru üstlenecek insanları/ilim ehlini yetiştirmesine bağlıdır. Bu da, içinde doğulan tasavvurun, hâli hazırda ve gelecekte üstlenilip sürdürülmesi için atılması gereken doğru adımları tespit ve tatbik ile mümkündür.
    Geleceği kurgulayacak ilim ehlinin, içinden geldiği toplumdan edindiği ortalama müktesebâtla yetinmeksizin, tedrîs ve ta‘lîm sürecinde işaret edilen ilim dallarından her birinin ‘içselleştirerek’ elde edilmesi umulan kazanımlarını ikmâl etmesi gerekir. Dil, mantık ve irfân birlikteliğinin hâsıl ettiği usûlün kazanımlarının özümsemesi, kendisinde bir küllî tasavvur ve duruşun zâtında vücut bulması bize ait tasavvurun hâsıl olmasının vazgeçilmez yoludur.
Bütünüyle Batı esaslı eğitim-öğretim değerler manzûmesinin kurgulayıp kontrol ettiği dinî eğitim; her şeyden önce bize ait tasavvuru terk etmeyi öncelemiş, ikinci olarak bidâyetten itibaren tedrîs sürecini izleyip kâmil manada içselleştirerek bir tasavvur oluşumunu imkânsız hâle getirmiştir. Bugün, gerek yaygın gerekse örgün din tasavvurunun teşekkülünü sağlayan diyanet, ilâhiyat ve kendine ait tasavvuru keşfedip sürdürememiş medrese-dergâh camiası, farkında olmadan Batı değerler manzûmesi üzerinden ve müsaade edilen sınırlar içerisinde kalan bir tasavvur üretmektedir. Üretilen ‘yeni tasavvurun’ i‘tikâdî, amelî ve zihnî anlamda ilim geleneğimize aykırı bir mahiyet arz etmesi, ötekine ait değerleri destekleyici vasfından kaynaklanmaktadır.
    İşaret edilen hususların farkında olarak yayın faaliyetlerini sürdüren Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD) aracılığı ile kendi duruşumuzu ve müşterek tasavvurumuzu keşfe gayret gösteren arayışlara imkân sunmayı önemsiyoruz. Bir başka deyişle, tereddüt ve sapmaların farkına vararak seyrimize devam etmenin mutlak ihtiyacımız olduğunun idrâki içerisindeyiz. Dolayısıyla aklî, kalbî ve zihnî tekâmülü hâsıl eden usûl tasavvurumuzun öncelenmesi, malûmâtın bu tasavvura göre yorumlanması gerektiğini müdrikiz.
Yayın hayatımızın ikinci yirmi yılı içerisinde, faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürerek geride bıraktığımız yirmi iki yılın ardından, Hadis Tetkikleri Dergisi’nin bu sayısında; hadis ilimlerinin muhtelif alanlarında ilmî, irfânî ve nazarî alanlara ta‘alluk eden ilginizi çekecek tetkiklere yer verdik. Araştırmacı ve akademisyenlerimizin müktesebâtını yansıtan tetkikler, araştırma notları, bilimsel etkinlik ve kitap tanıtımları bu sayımızda sizlerin ilgisine arz ettiğimiz içeriğimizdir.
    Makaleleriniz ve araştırmalarınızla sağladığınız destekleriniz sayesinde muhteviyâtı daha da zenginleşecek olan Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD) kendini keşif gayreti içerisinde olan ilim ehlince bize iletilen her türlü talebe açık olup bütün imkânlarımızı kullanarak talepte bulunanları desteklemeye çalışacağımızın bilinmesini isteriz.
Geride bıraktığımız kesintisiz yirmi iki yıl ve kırk üç sayı boyunca Hadis Tetkikleri Dergisi’ne (HTD) destek olan, sahip çıkan, bizleri cesaretlendiren, yazılarıyla bizi onurlandıran bütün hoca ve kardeşlerimize şükranlarımızı sunarken bundan sonra da HTD’nin imkânlarının, araştırmacılarımızın hizmetinde olduğunu te’yîden ifade istiyoruz.
    Gelecek sayılarımızda görüşmek dileğiyle...
    Saygılarımızla...

İbrahim HATİBOĞLU