Ekoşiddet, Göç ve Ekoyas Temelli Ekoeleştirel Bir Okuma: Adalet Ağaoğlu’nun 'Yüksek Gerilim' Öyküsü
Öz
İnsan ve doğa ilişkisini temel alan çalışmalar, sorunlara çözüm önerileri sunarken ekolojinin de önemini artırmıştır. İnsan ve doğa ayrılmaz bir bütündür. Plansız kentleşme, göçler, rant için doğal kaynakların yok edilmesi, sınırsızca tüketilmesi, iklim sorunları sorgulanmakla birlikte önerilen çözüm ve geliştirilen yöntemler ekobilincin oluşması ve büyümesine yardımcı olur. Tüm bu çalışmalar, farklı yaklaşımlardan oluşmakta ve insanlığın ortak bir ekosistemi paylaşmış olduğu görüşünü temel almaktadır. Göç olgusu, birçok yaklaşımla ele alınmışsa da modernizm ve sanayi toplumu temel sosyolojik olguları etrafında birleşir. Böylece ekonomik faaliyetler, nüfus artışı ve yoğunluğu, demografik yapıyı doğrudan etkileyen unsurlar hâline gelir. Türkiye’de, Cumhuriyet’ten sonra değişen sistem ve sosyal hayat; kentleşme, üretim biçimi ve neticesinde göç, kırsal yaşamdaki yapıyı da harekete geçirir. Bu çerçevede hem kentte hem de kırsalda ekolojik doku, üretim ve tüketim ilişkilerinde yeni bir boyut kazanır. Bu dönüşümün neticesi olarak kapitalist sistem durdurulamaz bir tüketim çağını başlatır. Bu sonuçlar, hem kentte hem kırsalda görülen ekoşiddetin (ecoviolence) temel kaynağıdır. Ekoeleştiri yapıtlarında yer alan ekolojik bakış açısı da iki temel kavram üzerine inşa olunur: Endüstriyel üretim ve ekolojik şiddet. Kırsalda değer yitimi, kültürel yozlaşma, tarımda makineleşme ardından gelen göç ve neden olduğu sosyal, ekonomik, ekolojik sorunlar anlatıların ana izleklerini oluşturur. Bu çalışmada, göç olgusu yalnızca fiziksel bir yer değiştirme biçiminde değil; aynı zamanda kültürel, psikolojik ve özellikle ekolojik bağlamda bir kırılma, bir varoluşsal savruluş ve yıkım olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla toplumsal zihniyeti inşa eden temel unsurlar üzerinde etkisi kaçınılmaz olan bu kavramın estetik planda yorumlanarak edebî dünyaya yansıması da doğal bir sonuç olarak görülmelidir. Adalet Ağaoğlu’nun Yüksek Gerilim adlı öyküsünde de göç olgusu, ekoeleştirel kavramlarla açıklanmaya çalışılmış (ekoşiddet, ekoyas, ekodoku) ve ekolojik, toplumsal ve iktisadi bağlamların nasıl temsil edildiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışma, edebiyatın göç olgusunun dönüştürme ve toplumsal belleğe taşıma gücüne odaklanmakta; doğa-insan-göç üçgeninde oluşan kırılmaları Ağaoğlu’nun Yüksek Gerilim öyküsü çerçevesinde anlamlandırmayı hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Abel, A. ve Oyigebe, P. (2024). Eco-violence and farmer-herders conflicts in Nigerıa: A Discourse. International Journal of Social Sciences and Humanities Reviews, 14(1), 122 – 132.
- Ağaoğlu, A. (2007). Yüksek gerilim. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Assman, J. (2015). Kültürel bellek -Eski yüksek kültürlerde yazı, hatırlama ve politik kimlik (A. Çevik, Çev.). Ayrıntı Yayınları.
- Dicle, E. (2021). Adalet Ağaoğlu’nun 12 Mart Dönemi öykülerinde suç kavramı. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 23(2), 833-852. https://doi.org/10.16953/deusosbil.716105
- Bayram, S. (2019). “Gurbet kuşları” adlı eserde göç kuramlarının izini sürmek. Türkiye Sosyal Aratırmalar Dergisi, 23(1), 113-122.
- Bilen, N.K. (2018). Psikanaliz ve göç. İthaki Yayınları.
- Bookchin, M. (2017). Toplumsal ekoloji ve komünalizm. Sümer Yayıncılık.
- Braidotti, R. (2021). İnsan sonrası. Kolektif Kitap.
- Buell, L. (2005). The future of environmental criticim: Environmental cricisis and literary imagination. Blackwell.
- Bulut, D. (2005). An ecocritical analysis of George Orwell’s ‘Coming Up for Air’. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 22(1), 237-248.
