Bu çalışma, antik Yunan’dan İslam düşüncesine uzanan “boşluk” (halâ) tartışmasını, özellikle Philon ve Fârâbî’nin deneysel yaklaşımları üzerinden ele almaktadır. Boşluk kavramı hem fiziksel hem de felsefî düzlemde tarih boyunca filozofların en çok tartıştığı meselelerden biri olmuştur. Antik dönemde İskenderiye Mekanik Okuluna mensup düşünürler doğa olaylarını mekanik ve pnömatik ilkeler üzerinden açıklamaya çalışmış, boşluk fikrini deneysel düzenekler aracılığıyla sorgulamışlardır. Byzantiumlu Philon’un (MÖ 3-2.yy) Pneumatika adlı eserinin giriş bölümü doğadaki fiziksel süreçleri gözlem ve deneyle açıklamaya yönelen en erken sistematik metinlerden biridir. Philon, boşluğun varlığını savunan görüşleri deneysel kanıtlarla reddetmiş ve doğanın sürekliliğini savunan bir açıklama geliştirmiştir. Fârâbî ise (9-10.yy) benzer bir biçimde Risâle fî’l-halâ adlı eserinde boşluğun varlığını ileri sürenlere karşı akıl yürütmeye ve gözleme dayalı bir yöntem izlemiştir. Onun yaklaşımı Aristoteles’in doğada boşluğun bulunmadığına dair öğretisini deneysel bir temelde yeniden ele almıştır. Fârâbî, boşluk olarak algılanan alanlarda aslında havanın bulunduğunu, yani doğanın hiçbir şekilde kesintiye uğramadığını mantıksal bir biçimde göstermeye çalışmıştır. Bu yönüyle onun risalesi hem Aristotelesçi doğa anlayışının İslam düşüncesindeki bir yorumu hem de deneysel yöntemin erken bir biçimi olarak dikkat çeker. Çalışmada Philon ve Fârâbî’nin metinleri içerik ve yöntem açısından karşılaştırılmış, her iki düşünürün “doğanın sürekliliği” ve “boşluğun imkânsızlığı” ilkelerinde birleştiği gösterilmiştir. Bu bağlamda, İskenderiye mekanik geleneğinden İslam felsefesine uzanan bilgi aktarımı sürecinde boşluk (halâ) kavramının dönüşümü incelenmiştir. Her iki metinde de deneyin gözleme dayalı bir kanıtlama aracı olarak kullanılması, bilimsel yöntemin tarihsel kökenlerini anlamada önemli bir veri sunmaktadır. Bu yönüyle çalışma antik dönemdeki mekanik-pnömatik düşüncenin İslam bilim geleneğindeki yankılarını ortaya koymakta ve erken İslam biliminin felsefî arka planını yeniden değerlendirmektedir
This study examines the debate on “void” (halā) extending from ancient Greek thought to the Islamic intellectual tradition, with a particular focus on the experimental approaches of Philon and al-Fârâbî. Throughout the history of philosophy, the concept of void has been one of the most contested issues in both physical and philosophical contexts. In antiquity, thinkers associated with the Alexandrian School of Mechanics sought to explain natural phenomena through mechanical and pneumatic principles, questioning the possibility of void by means of experimental apparatuses. The introductory section of Pneumatica by Philo of Byzantium (3rd–2nd c. BCE) stands as one of the earliest systematic texts attempting to interpret physical processes through observation and experiment. In this work, Philon refutes the views supporting the existence of void by experimental evidence and formulates an explanation grounded in the continuity of nature. Similarly, al-Fârâbî (9th–10th c.) employs a method based on reasoning and observation in his Risāla fī’l-halā, directed against those who claimed the existence of void. His approach can be viewed as a renewed, experimentally oriented engagement with Aristotle’s doctrine that void cannot exist in nature. Al-Fârâbî demonstrates logically that areas perceived as empty in fact contain air, thereby asserting that nature admits no discontinuity. His treatise thus represents both an Islamic interpretation of Aristotelian natural philosophy and an early instance of an empirical method. The study compares the content and methodological structure of Philon and al-Fârâbî’s texts, showing that both thinkers converge on the principles of “continuity of nature” and “the impossibility of void.” In this framework, the transformation of the concept of void (halā) within the transmission of knowledge from the Alexandrian mechanical tradition to Islamic philosophy is analyzed. The use of experiment as an observational tool for demonstration in both works provides valuable insight into the historical foundations of scientific methodology. In this respect, the study reveals the resonance of ancient mechanical–pneumatic thought within the Islamic scientific tradition and reassesses the philosophical background of early Islamic science.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bilim Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 1 Sayı: 1 |