Nefes Alıp Veren Bir Kent Manifestosu
Öz
Milenyum ‘un ilk
onkatının yeni tamamlandığı, bedeninin bitip başladığı ‘yer’den çok öncesiydi.
Çağdaş dedikleri
mimarinin ardına saklandığı ‘düzen duygusu’nun çevrede yarattığı yalancı his ve
gerçeklikler, insan oluşumuzun ne bütünlüğüne, ne de çok fonksiyonlu organizma
oluşuna cevap verebiliyordu uzun zamandır. Bir durağanlığın içinde yaşıyorduk. Mekânlarımız
kıpırtısızdı. Hayat hiç bir zaman hareketsiz değilken, mekân nasıl olabilirdi
ki? Kentler nasıl olabilirdi?
Birileri sürekli
geçmişi övüyordu, birileriyse sürekli geleceği. Oysa bizim sahip olduğumuz tek
şey o andı ve bizler daha fazla bu bekleyişin esiri olmak istemiyorduk. Her
geçen gün daha çok insan katılıyordu aramıza ve hepimiz şimdiki ana taşmak ve
sahip olduğumuz tek şeye sahip çıkmak istiyorduk. Bize neyi nerde ve nasıl
yapmamız gerektiğini emreden mekânlarda, daha fazla bölünmeye ve yönetilmeye
karşı çıkıyorduk! Bıraksak, bizim gibi, bizden sonraki kuşakların da tüm çocukluğunu
bir televizyon ekranının içine sığdıracaklardı. Kızgındık. Bizi yansıtmayan
sahte görüntülerin arasında kaybolmak istemiyorduk. Ne sanal, ne gerçek, bize
dayatılan mekânların içinde köleleşmek istemiyorduk!
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Boğaç, C. (2012). Nefes Alıp Veren Bir Kent Manifestosu. İdealKent Kent Araştırmaları Dergisi, 220-225
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Derleme
Yazarlar
Ceren Boğaç
*
Türkiye
Yayımlanma Tarihi
31 Ocak 2012
Gönderilme Tarihi
1 Aralık 2011
Kabul Tarihi
6 Ocak 2012
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2012 Cilt: 3 Sayı: 5