Ebû Nasr Ahmed b. Muhammed el-Kelâbâzî 323/935 tarihinde Buhara’nın Kelâbâz semtinde doğdu. Âlimleriyle meşhur olan Kelâbâz; Buhara’nın surlara yakın bölgesinde yer alan büyük semtlerinden biridir. Kelâbâz’da doğup İslami ilimlerin her bir alanında temayüz eden ve İslam dünyasına mâl olan çok sayıda âlimin varlığı bilinmektedir. Hicrî 4. asırda Kelâbâzlı muhaddislerin önde gelenlerinden biri Ebû Nasr Ahmed el-Kelâbâzî’dir. Kelâbâzî; hayatta iken Mâverâünnehir bölgesinin en önemli hadisçilerinden biri kabul edilmiş, Buhârî rivayetleri ve râvilerine dair geniş bilgisiyle şöhret kazanmıştır. O, Buhârî’nin Sahîh’indeki râvilere dair vukûfiyetini ortaya koyduğu günümüze de ulaşan Ricâlü Sahîhi’l-Buhârî adlı eseriyle ve hadis ilmindeki etkileri hala devam eden öğrencileriyle hadis tarihinin önemli şahsiyetlerinden biridir. O, farklı ekollere mensup Heysem b. Küleyb eş-Şâşî (öl. 335/946), Abdullah b. Muhammed Yakûb el-Üstâz (öl. 340/952), Bekr b. Muhammed es-Sayrafî (öl. 345/957), Abdülmü’min Halef en-Nesefî (öl. 346/958) gibi hocaları ile Dârekutnî (öl. 385/995), Hâkim en-Nîsâbûrî (öl. 405/1014) ve Ca‘fer el-Müstağfirî (öl. 432/1041) gibi meşhur talebeleri arasında ilmin intikaline katkı sağlamıştır. Bu makalede Ebû Nasr Ahmed b. Muhammed el-Kelâbâzî’nin hayatı tüm yönleriyle incelenmekte, hoca ve talebeleri bağlamında hadisçiliği ve ilmî kişiliği irdelenmekte, hadis ilmine katkısı ortaya konulmaktadır. Ayrıca alanında ilklerden kabul edilen Ricâlü Sahîhi’l-Buhârî adlı eserinin kaynakları, muhtevası, özellikleri, etkileri analiz edilmektedir. Hadis münekkitleri tarafından sika, hafız ve sebt gibi ifadelerle tezkiye edilen Kelâbâzî’nin yaşadığı dönemde Mâverâünnehir bölgesinin önemli hadisçilerinden biri olduğu, Buhârî’nin Sahîh’i konusundaki birikimiyle öne çıktığı tespit edilmektedir. Bahsi geçen eserinin bazısı günümüze ulaşmayan erken dönem târih ve tabakât kaynaklarından istifade edilerek hazırlanması, bununla birlikte özgün bilgiler aktarması, kendisinden sonra da ricâl edebiyatının önemli kaynaklarından biri olması çalışmanın değerini ortaya koymaktadır.
Bu çalışmanın tasarlanması, yürütülmesi, verilerin değerlendirilmesi ve kaleme alınması dâhil olmak üzere tüm aşamalarında bilimsel araştırma ve yayın etiğine titizlikle riayet edilmiştir. Çalışmada doğrudan veya dolaylı olarak yararlanılan bütün kaynaklar eksiksiz, doğru ve usulüne uygun biçimde kaynakçada gösterilmiştir. Bu çalışma, herhangi bir yüksek lisans veya doktora tezinden üretilmemiştir. Daha önce sunulmuş bir bildiri, tebliğ veya sempozyum metnine dayanmamaktadır. Aynı şekilde çalışma, daha önce herhangi bir dergi, kitap, elektronik ortam veya başka bir mecrada yayımlanmamıştır. Araştırma sürecinde intihal, uydurma veri, çarpıtma veya etik dışı herhangi bir uygulamaya başvurulmamıştır. Çalışma özgün olarak hazırlanmış olup, etik ihlali teşkil edebilecek herhangi bir durum bulunmamaktadır. Yazar, yukarıda belirtilen hususları kabul ederek makalesini yayımlamaktadır.
Bu çalışma, kamu veya özel herhangi bir kurum, kuruluş ya da fon tarafından maddi veya kurumsal olarak desteklenmemiştir.
Abū Nasr Ahmad b. Muhammad al-Kalābādhī was born in 323/935 in the Kalābādh district of Bukhara. Kalābādh, one of the large quarters situated near the city walls of Bukhara, was renowned for its scholars. It is known that many distinguished scholars who became prominent in various fields of Islamic sciences and gained recognition throughout the Islamic world originated from this district. In the 4th century AH, one of the leading traditionists (muhaddithūn) of Kalābādh was Abū Nasr Ahmad al-Kalābādhī. During his lifetime, he was regarded as one of the most prominent hadīth scholars of the Māwarāʾ al-Nahr region, celebrated for his extensive knowledge of al-Bukhārī’s transmissions and narrators. Upon his death, it was stated that no other traditionist of his stature remained. His work Rijāl Sahīh al-Bukhārī, which has survived to the present day, demonstrates his profound mastery of the transmitters of al-Bukhārī’s Sahīh. Through this work, as well as through his students—whose scholarly influence continues in the field of hadīth—al-Kalābādhī became one of the significant figures in the history of hadīth scholarship. He studied under renowned teachers belonging to different schools, such as Haytham b. Kulayb al-Shāshī (d. 335/946), ʿAbd Allāh b. Muhammad Yaʿqūb al-Ustāḏh (d. 340/952), Bakr b. Muhammad al-Sayrafī (d. 345/957), and ʿAbd al-Muʾmin Khalaf al-Nasafī (d. 346/958). His notable disciples included celebrated scholars such as al-Dāraqutnī (d. 385/995), al-Hākim al-Nīsābūrī (d. 405/1014), and Jaʿfar al-Mustaghfirī (d. 432/1041), thereby contributing significantly to the transmission of knowledge between generations. This study examines the life of Abū Nasr Ahmad al-Kalābādhī in all its dimensions, with a focus on his role as a traditionist, his scholarly personality, and his contribution to the field of hadīth, within the context of his teachers and students. Furthermore, it explores his pioneering work Rijāl Sahīh al-Bukhārī by analyzing its sources, content, features, and scholarly impact, tracing its significance within the discipline and history of hadīth. Evaluated as thiqah (trustworthy), hāfiz (memorizor), and thabt (reliable) by hadīth critics, al-Kalābādhī is recognized as one of the foremost traditionists of the Māwarāʾ al-Nahr region in his era, particularly distinguished for his expertise regarding al-Bukhārī’s Sahīh. The fact that his aforementioned work draws on some early historical and biographical sources—some of which are no longer extant—while simultaneously offering original information, and that it later became one of the principal references in rijāl literature, underscores its scholarly value.
All stages of this study, including its design, implementation, evaluation of data, and writing, were conducted in strict accordance with the principles of scientific research and publication ethics. All sources directly or indirectly used in the study have been fully, accurately, and appropriately cited in the reference list. This study was not derived from any master’s or doctoral thesis. It is not based on any previously presented paper, conference presentation, or symposium contribution. Furthermore, the study has not been published previously in any journal, book, electronic platform, or any other medium. No practices such as plagiarism, data fabrication, falsification, or any other unethical behavior were employed during the research process. The study is original and does not involve any ethical violations. The author publishes this article by accepting the above-mentioned conditions.
This study was not financially or institutionally supported by any public or private organization, institution, or funding body.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 13 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 12 Sayı: 1 |
İhya Uluslararası İslam Araştırmaları Dergisi, 2017'den bu yana TR DİZİN ULAKBİM tarafından taranmaktadır.
![]()