The phenomenon of migration stands out in today’s world as one of the most prominent indicators of social, economic, and political transformations. This process, particularly in forms of migration that occur independently of legal regulations, severely restricts individuals’ access to fundamental rights and services such as education, health, housing, and employment, and positions practices of solidarity and mutual aid at the center of migrants’ survival strategies. Syrian migrants have experienced forced migration due to the civil war, political instability, and economic collapse that began in 2011, carrying this historical and structural baggage into the migration processes in Turkey. Syrian migrants arriving in Turkey face conditions of economic vulnerability resulting from a lack of legal status and social exclusion; in this context, the development of intra-community solidarity and social networks becomes a vital necessity both at the individual and community levels.
Solidarity and mutual aid practices among migrants function not only as individual support mechanisms but also play a critical role in social capital production and the construction of collective identity. Syrian migrants create social networks that provide both material and psychosocial support by mediating access to housing, employment, health, and education. These networks enable migrants to sustain their daily lives while also strengthening intra-community cohesion and their collective identity. In this regard, solidarity functions beyond being a protective mechanism against existing vulnerability conditions, serving as a strategic social tool that enhances the long-term resilience of migrant communities.
This study examines the solidarity and mutual aid practices among Syrian migrants from a conceptual and theoretical perspective, discussing the societal functions of mechanisms developed by migrants in the context of social capital, community resilience, and collective identity. The analysis demonstrates that migration is not merely a spatial mobility but is also shaped by multi-layered vulnerability processes such as legal uncertainty, economic fragility, social exclusion, and psychosocial risks. Solidarity and mutual aid practices enable migrants to survive both individually and collectively, reinforce community belonging, and support the production of collective identity. Consequently, social networks and solidarity mechanisms emerge as a strategic tool that is central not only to improving migrants’ living conditions but also to preserving cultural continuity, strengthening psychosocial resilience, and supporting processes of social integration.
Göç olgusu, günümüz dünyasında toplumsal, ekonomik ve siyasal dönüşümlerin en belirgin göstergelerinden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Bu süreç, yasal düzenlemelerden bağımsız olarak gerçekleşen göç biçimlerinde, bireylerin eğitim, sağlık, barınma ve istihdam gibi temel hak ve hizmetlere erişimini ciddi biçimde kısıtlamakta ve göçmenlerin hayatta kalma stratejilerinde dayanışma ile yardımlaşma pratiklerinin merkezi bir rol oynamasına yol açmaktadır. Suriyeli göçmenler, 2011 yılında başlayan iç savaş, siyasal istikrarsızlık ve ekonomik çöküş nedeniyle zorunlu göç deneyimleri yaşamış ve Türkiye’deki göç süreçlerinde bu tarihsel ve yapısal bagajı taşımaktadırlar. Türkiye’ye gelen Suriyeli göçmenler, yasal statü eksikliği ve toplumsal dışlanmanın yarattığı ekonomik kırılganlık koşullarıyla karşı karşıya kalmakta; bu bağlamda topluluk içi dayanışma ve sosyal ağların geliştirilmesi hem bireysel hem de topluluk düzeyinde yaşamsal bir gereklilik hâline gelmektedir.
Göçmenler arasında gelişen dayanışma ve yardımlaşma pratikleri, yalnızca bireysel destek mekanizmaları olarak işlev görmekle kalmayıp, aynı zamanda sosyal sermaye üretimi ve kolektif kimlik inşasında kritik bir rol üstlenmektedir. Suriyeli göçmenler, barınma, iş bulma, sağlık ve eğitim alanlarında birbirlerine aracılık ederek hem maddi hem de psikososyal destek sağlayan sosyal ağlar oluşturmakta; bu ağlar, göçmenlerin gündelik yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamakla kalmayıp, topluluk içi bağlılık ve kolektif kimliklerinin güçlenmesine de katkıda bulunmaktadır. Bu bağlamda dayanışma, yalnızca mevcut kırılganlık koşullarına karşı bir koruma mekanizması olmanın ötesinde, göçmen topluluklarının uzun vadeli direncini artıran stratejik bir toplumsal araç olarak işlev görmektedir.
Bu çalışmada, Suriyeli göçmenler arasında gelişen dayanışma ve yardımlaşma pratikleri, kavramsal ve teorik bir düzlemde ele alınmakta; sosyal sermaye, topluluk dayanıklılığı ve kolektif kimlik bağlamında göçmenlerin geliştirdiği mekanizmaların toplumsal işlevleri tartışılmaktadır. Analiz, göç olgusunun yalnızca mekânsal bir hareketlilikten ibaret olmadığını, aynı zamanda hukuki belirsizlikler, ekonomik kırılganlık, toplumsal dışlanma ve psikososyal riskler gibi çok katmanlı kırılganlık süreçleriyle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Dayanışma ve yardımlaşma pratikleri, göçmenlerin hem bireysel hem de topluluk düzeyinde hayatta kalmalarını sağlamakta, topluluk aidiyetini pekiştirmekte ve kolektif kimlik üretimini desteklemektedir. Böylece sosyal ağlar ve dayanışma mekanizmaları, göçmenlerin yaşam koşullarını iyileştirmenin ötesinde, kültürel sürekliliğin korunması, psikososyal dayanıklılığın güçlendirilmesi ve toplumsal entegrasyon süreçlerinin desteklenmesi açısından merkezi bir stratejik araç olarak ön plana çıkmaktadır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sosyal ve Kişilik Psikolojisi (Diğer) |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 31 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 6 Eylül 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 26 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Eylül 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 18 |
Dergide aşağıdaki alanların kapsamına giren nitelikli çalışmalar yayımlanabilir;
İşletme, İktisat, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Maliye, Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi, Ekonometri, Yönetim Bilişim Sistemleri, Eğitim Yönetimi, Sağlık Yönetimi, Turizm Yönetimi, Havacılık Yönetimi, Denizcilik İşletmeleri Yönetimi, Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi, Enerji Yönetimi, Lojistik Yönetimi, Çevre Yönetimi, Medya ve İletişim Yönetimi, Afet Yönetimi, Multidisipliner Yönetim ve Ekonomi Çalışmaları.
IJMA is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY-NC 4.0) License.