Sinema tarih yazımı açısından neredeyse 25 yılı geride bırakan Yeni Türk sineması gerek popüler gerekse sanat sineması yani sanat sineması olarak adlandırılan kanadı açısından değişmeyen tek bir patern vardır: İstanbul. İstanbul, âdeta karakter oyuncusu gibi her filmin dokusuna sinmiş ve özellikle periferisine doğru imgeleri yoğunlaştıkça izleyicisinde çıkarcı, iki yüzlü, güvenilmez ve tekinsiz izlenimler bırakmıştır. Yeni sinemanın yeni İstanbul’u için en net ayrım tematik bir tasnif yapıldığında, sosyoekonomik bir ayrımlama ile Beyaz Yakalının İstanbul’u ile Alt Kültürün İstanbul’u şeklinde belirlemek mümkündür. Beyaz yakalının İstanbul’una bakıldığında; İstanbul’un gökdelenler, plazalar büyük alışveriş merkezleri ile bezeli çağdaş ve zengin yüzü görülmekteyken, sanat sinemasında zenginliğin görünür olmadığı fakat ciddi bir alım gücünün gerektirdiği merkezin köklü mahallelerindeki entelektüellerin açmazlarına odaklanır. Alt kültürün İstanbul’u tasniflendirmesinde ise; yeni Türk sinemasının en baskın motifi olarak İstanbul ve periferisi işlenmiştir. Bu çalışma ile İstanbul’un bir mekân olmasının ötesinde sinema için nasıl bir karaktere dönüştüğünün toplumsal koşullarca belirlendiği gerçeğinden yola çıkarak, o toplumsal yapıya özgü farklılıkların sinemadaki yansımasının tespiti açısından sosyolojik film eleştirisi metodu ile açıklanacaktır.
The New Turkish cinema, which has left almost 25 years behind in terms of cinema historiography, when analysed in relation both popular and artistic cinema has only one unchanging pattern: Istanbul. Like a character actor, Istanbul has permeated the fabric of every film and has left manipulative, hypocritical, unreliable and uncanny impressions on the audience. When the clearest distinction is made for the new Istanbul of the new cinema, it is possible to define the difference through a socioeconomic distinction, as the Istanbul of the White Collar and the Istanbul of Subculture. Examining the Istanbul of the white collar, the modern and rich face of Istanbul is seen through skyscrapers, plazas and big shopping centres. Artistic cinema focuses on the dilemmas of intellectuals, who live in the neighbourhoods, where wealth is not visible but the residents need to have a serious purchasing power. In the subculture's classification of Istanbul, Istanbul and its periphery were treated as the most dominant motif of the new Turkish cinema. With this study, starting from the fact that beyond being a place determined by social conditions what kind of a character Istanbul turns out to be for cinema will be explained through sociological film criticism method to determine the reflection of the differences specific to that social structure in cinema.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sinema (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Eylül 2022 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2022 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2022 Cilt: 2 Sayı: 5 |