Bu makale, çağdaş Şiî hadis araştırmaları içerisinde tartışmalı fakat etkili bir konuma sahip olan Muhammed Bâkır el-Behbûdî’nin klasik Şiî hadis kaynaklarına yönelttiği eleştirileri, geliştirdiği tenkit metodunu ve bu yöntemin Şiî hadis geleneğindeki yansımalarını incelemektedir. Behbûdî, İsnâaşeriyye mezhebinin temel hadis kaynakları arasında yer alan ve Kütüb-i Erbaa olarak bilinen el-Kâfî, Men lâ yahduruhu’l-fakîh, Tehzîbu’l-ahkâm ve el-İstibsâr’daki rivayetlerin büyük bir bölümünün sıhhati konusunda ciddi şüpheler barındırdığını ileri sürer; bu rivayetlerin yeniden değerlendirilmesini amaçlayan sistematik bir yöntem geliştirir. Onun tenkit metodolojisi, yalnızca sened problemlerine değil aynı zamanda metinlerin tutarlılığına, tarihsel bağlamına ve mezhep içi epistemolojik sorunlara odaklanır. Behbûdî’nin en önemli katkısı, Şiî rivayet mirasının oluşum sürecine dair kapsamlı tarihsel eleştirisidir. Ona göre gulât ve zındıkların etkisi, erken dönem ilmî temelleri zedelemiş; bu durum, rivayet literatüründe çelişki, tutarsızlık ve aşırılık içeren metinlerin çoğalmasına yol açmıştır. Bu tespit, klasik söylemi sorgular ve rivayetlerin tarihsel bağlamda değerlendirilmesinin önemini vurgular. Behbûdî’ye göre Şiîliğin ilk döneminde, imamlarla doğrudan temas halinde olan mütekaddimûn ulemanın ilmî mirası büyük ölçüde güvenilir biçimde muhafaza edilmişti. Ancak mezhebin genişlemesi, hadis nakledenlerin çoğalması ve yazılan kitapların farklı coğrafyalara yayılmasıyla birlikte bu miras tahrife uğrar. Behbûdî, gulât ve zındıkların imamlar hakkında abartılı ifadeler içeren, Kur’an ve sünnet ile çelişen veya mezhebi aşırılığa sürükleyen çok sayıda rivayet uydurduğunu savunur. Çalışmada Behbûdî’nin metodolojisi İlelu’l-hadîs, Ma‘rifetu’l-hadîs, Sahîhu’l-Kâfî, Sahîhu’l-Fakîh ve Sahîhu’t-Tehzîb adlı eserleri üzerinden sened ve metin tenkidi olmak üzere iki temel ayağıyla ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Sened tenkidinde, râvîlerin güvenilirliği, doğum-ölüm tarihleri, râvînin İmâmî olması, karıştırılan isnad zincirleri, isnad kopuklukları ve müstensih hataları gibi unsurlar dikkate alınır. Behbûdî, güvenilir kabul edilen râvîlerin isimlerinin dahi hadis uyduranlar tarafından kullanıldığına işaret ederek sadece sened sağlamlığının yeterli olmayacağını vurgular. Bu nedenle sened incelemesini mutlaka metin incelemesiyle tamamlar. Metin tenkidinde ise rivayetlerin Kur’an ile ilişkisi, akıl ilkeleriyle uyumu, İmâmiyye’nin bilinen esasları, tarihsel imkân ve bağlam, takıyye ihtimali, taʿrîz içeren ifadeler, metindeki aşırılık, çelişki veya gayr-ı ciddi unsurlar dikkate alınır. Behbûdî’nin Şiî hadis geleneğinin temel kaynaklarının büyük oranda zayıf ve uydurma rivayetler içerdiğini ortaya koyması metodunun ne kadar katı ve ayıklayıcı olduğunu göstermektedir. Nitekim el-Kâfî’deki 16.194 rivayetin yalnızca 4.428’ini sahih kabul etmesi, hem Şiî hadis geleneğini köklü biçimde sarsan hem de mezhep içi tartışmaları derinleştiren bir etki doğurur. Sonuç olarak bu makale, Behbûdî’nin yönteminin yenilikçi yanları kadar tartışmalı yönlerini de ortaya koymakta ve onun çalışmalarının modern Şiî hadis araştırmalarındaki önemine dikkat çekmektedir. Makale, hem Behbûdî’nin hadis tenkit metodolojisinin genel çerçevesini hem de bu anlayışın Şiî ilim geleneğinde ortaya çıkardığı metodolojik tartışmaları bütüncül bir bakışla ele almaktadır.
This article examines the criticisms directed by Muhammad Bāqır al-Behbūdī, as a controversial yet influential figure in contemporary Shīʿī hadith studies, toward classical Shīʿī hadith sources, the critical methodology he developed, and the reflections of this method in the Shīʿī hadith tradition. Behbūdī asserts that a significant portion of the narrations in al-Kāfī, Man Lā Yahduruhu al-Faqīh, Tahzīb al-Ahkām, and al-Istibsār—known as the Kutub al-Arbaʿa and considered fundamental hadith sources of the Ithnā ‘Ashariyya school—are seriously questionable in terms of authenticity, and he develops a systematic method aimed at reevaluating these narrations. His critical methodology focuses not only on the chain of hadith transmission but also on the consistency of the texts, their historical context, and intra-sectarian epistemological problems. Behbūdī’s most important contribution is his comprehensive historical critique of the formation process of the Shīʿī tradition of narration. According to him, the influence of ghulāt and heretics (zındīqs) undermined the early scientific foundations; this led to the proliferation of texts containing contradictions, inconsistencies, and extremism in literature. This observation challenges classical discourse and highlights the importance of evaluating traditions within their historical context. According to him, during the early period of Shīʿīsm, the scholarly legacy of the early scholars who were in direct contact with the imams was largely preserved reliably. However, with the expansion of the sect, the increase in the number of hadith narrators, and the dissemination of written books across different regions, this legacy became subject to distortion. Behbūdī argues that the ghulāt and heretics fabricated numerous narrations containing exaggerated statements about the imams, contradicting the Qur'an and Sunnah, or leading the sect to extremism. The study examines Behbūdī’s methodology in detail through his works, Ilal al-ḥadīth, Ma‘rifat al-ḥadīth, Ṣaḥīḥ al-Kāfī, Ṣaḥīḥ al-Fakīh, and Ṣaḥīḥ al-Tahdhīb, focusing on two main pillars: criticism of the chain of transmission and criticism of the text. In the chain of transmission criticism, elements such as the reliability of narrators, their dates of birth and death, whether the narrator is an Imāmī, mixed chains of transmission, breaks in the chain of transmission, and copyist errors are considered. Behbūdī points out that even the names of narrators considered reliable are used by fabricators of hadith, emphasizing that the reliability of the chain of transmission alone is not sufficient. Therefore, he always supplements the chain of transmission analysis with text analysis. In his textual criticism, he considers the relationship of the narrations to the Qur'an, their compatibility with rational principles, the known principles of the Imamīyyah, the historical context and possibilities, the possibility of taqiyya, expressions containing taʿriz, extremism in the text, contradictions, or frivolous elements. Behbūdī's demonstration that the fundamental sources of the Shīʿī hadith tradition largely contain weak and fabricated narrations shows how rigorous and discerning his method is. Indeed, his acceptance of only 4,428 of the 16,194 narrations in al-Kāfī as authentic has had an impact that both fundamentally shakes the Shīʿī hadith tradition and deepens intra-sectarian debates. In conclusion, this article highlights both the innovative and controversial aspects of Behbūdī's method and draws attention to the importance of his work in modern Shīʿī hadith studies. The article takes a comprehensive look at both the general framework of Behbūdī's hadith criticism methodology and the methodological debates that this understanding has raised in the Shīʿī scholarly tradition.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 9 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 22 |
İlahiyat Akademi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.