Günümüzde dünya, hayatın çeşitli alanlarında hızlı ve köklü dönüşümlere sahne olmaktadır. Bu dönüşümler, bireylerin ve toplumların düşünce yapısını, yönelimlerini ve değer algılarını doğrudan etkilemektedir. İnsan bedeni, toplumun kültürel kodlarını yansıtan bir ayna işlevi görmekte; bu nedenle bedensel görünüm, farklı dönemlerde ve toplumlarda çeşitli sembolik anlamlar taşımaktadır. Bu çerçevede güzelleşme yöntemleri tarih boyunca farklı şekillerde uygulana gelmiş; ilk çağlardaki doğal kozmetik ürünlerden gelişmiş kimyasal formüllere, oradan da günümüzde yaygınlaşan estetik cerrahi müdahalelere kadar çeşitlenmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, belirli güzellik kalıplarına ulaşma arzusu, birçok bireyi fiziksel görünümünü değiştirme çabasına yöneltmiş ve güzellik merkezlerine olan talebi ciddi şekilde artırmıştır. Bu durum, dış görünüşün yalnızca bireysel bir tercih olmaktan çıkarak toplumsal kabulün de bir kriteri hâline geldiğini göstermektedir. Son yıllarda tıp alanında, doğuştan veya sonradan ortaya çıkmış kusurların tedavisini ve yüz ile vücut estetiğini geliştirmeyi amaçlayan estetik uygulamalar da dâhil olmak üzere büyük bir gelişme yaşanmıştır. Bu bilimsel ilerlemenin tıbbi ve insanî açıdan taşıdığı önemi göz önüne alındığında, bu tür uygulamaların meşruiyeti ve sınırları konusunda, özellikle İslam hukuku ilkeleri çerçevesinde, çeşitli hukuki ve etik sorular gündeme gelmiştir. Bu gerekçeler doğrultusunda, bu araştırmada cilt soyma işlemi (peeling) özelinde estetik müdahalelerin hükmü ele alınmaktadır. Cilt soyma, kadim dönemlerden itibaren bilinen bir güzellik uygulaması olmakla birlikte, cilt soymanın son yıllarda kimyasal ve teknolojik gelişmelerle farklı türleri ve yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu durum, hem klasik fıkıh kaynaklarının hem de çağdaş araştırmaların yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda, çalışmamızda yasaklanmış estetik işlemlerin hukukî sınırlarına odaklanılarak, cerrahi olmayan estetik tekniklerden biri olan cilt soyma işleminin İslami hükmü ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Araştırma, bilimsel analiz ile İslami hukukun temel prensiplerini birleştiren bir perspektiften hareketle, dinin insan hayatını düzenleyici rolünü ortaya koymayı; maddi ve manevi gereksinimler arasında bir denge sağlamayı; aşırılık ve ihmalkârlıktan kaçınmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, modern estetik müdahalelerin büyük bir kısmının kültürel bir mirasa veya tıbbî bir temele dayanmasına rağmen, bu temelin halk arasında çoğunlukla bilinmemesi ya da yanlış anlaşılmasıdır. Bazı uygulamaların mahiyeti, zaman içerisinde teknolojik gelişmelerle değişmiş, bu da “helal” ile “haram” arasındaki sınırın belirsizleşmesine neden olmuştur. Bu durum, aynı konuda farklı fetvaların verilmesine yol açmış; bazı işlemler yasaklanırken bazıları mübah kabul edilmiştir. Bu bağlamda, estetik müdahalelerin özellikle şer’î açıdan yeniden değerlendirilmesi ve tıbbî verilerle desteklenmiş şekilde dinî açıdan temellendirilmesi bir zorunluluk hâline gelmiştir. Metodolojik olarak, araştırma betimleyici-analitik ve tümevarımsal bir yöntem izlemekte olup giriş, üç ana bölüm ve en önemli bulguları içeren bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Bu araştırma, yukarıda zikredilen çalışmalar ışığında cilt soyma uygulamasının İslâm fıkhındaki hükmünü güncel tıbbî bilgilerle birlikte değerlendirerek, estetik müdahalelerin şer’î sınırlarını netleştirmeyi hedeflemektedir.
The world has witnessed significant advancements in the field of medicine in recent years, among which are widely practiced aesthetic procedures. These interventions range from the correction of congenital or acquired deformities to enhancements of facial and bodily features. Given the significant human and medical implications of these advancements, substantial Shar‘ī and ethical inquiries have emerged concerning the legitimacy of such practices and their boundaries within the framework of Islamic jurisprudence. Furthermore, socio-psychological drivers such as excessive preoccupation with appearance and the uncritical adoption of foreign beauty standards necessitate a thorough juristic and ethical analysis. The fundamental problem of the research is that the boundary between ‘halal’ and ‘haram’ has become blurred as the nature of certain practices has changed over time with technological developments. This has resulted in divergent legal opinions (fatāwā) among contemporary scholars, whereby certain skin resurfacing techniques are deemed prohibited while others are permitted. Consequently, there is a pressing need to re-evaluate such procedures through an integrated approach that combines empirical scientific analysis with traditional Shar‘ī reasoning. The subject has previously been addressed by classical-period jurists such as al-Munāwī and al-Shawkānī, and has also been the focus of various contemporary studies, including works like al-Nawāzil fī Zīnat al-Mar’a (‘Newly Emergent Issues in Women’s Adornment’). Our research differs from earlier studies in that it concentrates on a detailed grounding of the issue of aesthetics and focuses specifically on non-surgical procedures. This study aims to critically analyze the regulatory principles (al-aḥkām al-taklīfiyyah) governing aesthetic practices in Islam, with particular emphasis on establishing a balanced framework that accommodates the human desire for beauty without contravening Islamic prohibitions against extravagance or altering the creation of God. From this perspective, the study bases itself on the rulings found in the Shar‘i texts by making the religious restrictions on prohibited aesthetic practices its focal point. While explaining these systematically, it also presents the views of both classical and contemporary scholars. Employing a qualitative, descriptive-analytical, and inductive methodology, the research is structured into an introduction, three substantive sections, and a conclusion. The introduction outlines the research problem, its significance, objectives, and methodology. The first section provides a conceptual and technical overview of non-surgical aesthetic procedures. The second section examines the evidence from Qur’an and Sunnah pertaining to cosmetic practices, detailing the underlying rationales behind relevant restrictions. The third section offers a focused juristic analysis of skin resurfacing techniques—including chemical and laser peels—evaluating the rulings of major schools of Islamic law alongside their evidence and concluding with a weighted (tarjīḥ) opinion. Key findings indicate that superficial peeling techniques are permissible due to their minimal risk and temporary effects. However, medium and deep peeling procedures, which carry significant health risks and offer no essential (ḍarūrī) or need-based (ḥājī) benefit, are deemed impermissible for purely cosmetic purposes. Exceptions are made for cases involving genuine therapeutic need, provided that all relevant Shar‘ī conditions are satisfied.
شهد العالم في العقود الأخيرة تطورًا هائلًا في مجالات الطب، ومن ضمنها الإجراءات التجميلية التي أصبحت تُمارس على نطاق واسع وتشمل معالجة العيوب الخِلقية أو الطارئة، وتشمل تحسين ملامح الوجه وأعضاء من الجسم. ونظرًا لأهمية هذا التطور العلمي من الناحية الطبية والإنسانية، أُثيرت العديد من التساؤلات الشرعية والأخلاقية حول مدى مشروعية هذه الإجراءات، وحول مجال حدودها في ضوء تعاليم الشريعة الإسلامية. فالإنسان بفطرته يسعى إلى الجمال، إلا أن الإسلام وضع ضوابط ومعايير دقيقة توازن بين حاجة الإنسان إلى التجميل وبين الالتزام بمقاصد الشريعة من المحافظة على الفطرة وتحريم تغيير خلق الله تعالى. وفي ظل الانتشار المتزايد لهذه الإجراءات التجميلية، سواء الضرورية منها أو التحسينية، ظهرت الحاجة الملحّة إلى دراسةٍ تُبيّن الحكم الشرعي لها، وتفرّق بين ما هو مباح وما هو محظور، كما أن التأثيرات الاجتماعية والنفسية التي تقف وراء هذه الظاهرة، وما قد تسببه من تعلّق بالمظهر الخارجي أو الانسياق وراء معايير الجمال المستوردة، تجعل من الضروري تسليط الضوء على هذه القضية من منظور شرعي. ومن هذا المنطلق جاء هذا البحث ليركز على المحاذير الشرعية للتجميل المحرَّم، ويوضحها واحدة تلو الأخرى بناءً على ما جاء في النصوص الشرعية ويبيّن آراء العلماء المتقدمين والمعاصرين في هذا الموضوع. ويناقش حكم تقشير البشرة كأحد الإجراءات التجميلية غير الجراحية، وفق رؤية إسلامية تجمع بين التحليل العلمي والتأصيل الشرعي. كما يسعى إلى توضيح دور الدين في تنظيم حياة الإنسان بما يحقق التوازن بين حاجاته المادية والروحية، بعيدًا عن الغلو أو التفريط، وذلك من خلال مقدمة وثلاثة مطالب وخاتمة؛ احتوت المقدمة على بيان سبب اختيار البحث والدراسات السابقة حوله، وأهميته، وأهدافه، ومنهجه. وجاء المطلب الأول للتعريف بالتجميل غير الجراحي، وجاء المطلب الثاني ليبيّن حكم التجميل باعتبار القصد منه، وكذلك باعتبار الناحية التكليفية، ثم تفصيل القول في محاذير التجميل وعلل التحريم التي وردت في القرآن أو السنة، حتى تكون ضابطًا شرعيًا نستطيع الوصول عوضا إلى الحكم الفقهي في الإجراءات التجميلية المستحدثة التي لم يرد فيها نص. أما المطلب الثالث فكان للوقوف على الأحكام الفقهية لواحدة من أشهر التقنيات في مجال التجميل غير الجراحي وهي تقشير البشرة، من خلال بيان مفهوم التقشير وأصله، ثم بيان أنواعه من الناحية الطبية، ثم توضيح اتجاهات وأدلة الفقهاء في الحكم على التقشير بأنواعه، ومناقشة أدلة كل اتجاه، وبيان الراجح منها. وأُردف ذلك بخاتمة شملت أبرز النتائج، ومنها: جواز التقشير إذا كان خفيفًا سطحيًا بأي وسيلة، كيميائية كانت أو ليزرية، ولا مانع من استعماله في التداوي أو التجميل، لكن التقشير المتوسط والعميق فلا يجوز استعماله بمقصد التجميل؛ لأن ضرره أكبر من نفعه من غير مصلحة ضرورية ولا حاجية، لكن إن كان للتداوي فيجوز مع مراعاة الضوابط المقررة شرعًا. وقد جرى البحث من خلال اتباع المنهج الاستقرائي الوصفي التحليلي.
الفقه الإسلامي غير الجراحي تجميل تقشير البشرة الليز حكم الفقهي
| Birincil Dil | Arapça |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 5 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.52886/ilak.1743163 |
| IZ | https://izlik.org/JA47DX97EA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 22 |
İlahiyat Akademi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.