Ebü’l-Muzaffer es-Sem‘ânî’nin Usûl Anlayışında Mecaz: Lafız, Delalet ve Hüküm İlişkisi
Öz
Bu çalışma, İslâm düşünce geleneğinde mecaz kavramını dil, belâgat ve fıkıh usulü perspektifinden, Ebü’l-Muzaffer es-Sem‘ânî’nin yaklaşımı ekseninde incelemektedir. Klasik Arap dilinde mecaz, bir lafzın aslî anlamından, aralarındaki bir alâka ve karine vasıtasıyla başka bir anlama delâlet etmesini ifade etmekle birlikte, nassların yorumlanması ve şer‘î hükümlerin istinbatı bakımından usûl-i fıkhın temel meselelerinden birini teşkil etmektedir. Çalışmada öncelikle mecazın sözlük ve ıstılâhî anlamları ele alınmış; hakikat, mecaz ve kinaye kavramları arasındaki teorik farklılıklar ile dilciler ve usulcülerin konuya ilişkin yaklaşımları mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Ardından mecazın İslâmî ilimlerde tarihsel gelişim süreci incelenmiş; erken dönem dil âlimlerinin katkıları değerlendirilmiştir. Daha sonra Sem‘ânî öncesi dönemde mecazın varlığı etrafındaki tartışmalar ele alınmıştır. Mecazı reddedenlerin temel argümanları, kullanılan kelimenin her anlam için yeni bir vaz‘ ile belirlendiği ve mecazı kabul etmenin bir acziyet göstergesi sayılmasıdır. Bu sebeple özellikle Kur’an’da mecazın varlığından söz edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Araştırmanın merkezinde Sem‘ânî’nin mecaz anlayışı yer almaktadır. Bu kapsamda onun, mecazın hem dilde hem de Kur’an’da mevcut olduğunu savunan yaklaşımı sistematik biçimde ele alınmış; mecaz karşıtlarına yönelttiği aklî ve naklî deliller incelenmiştir. Özellikle Sem‘ânî’nin mecazı dilin tabiî işleyişi ve şer‘î hitabın anlaşılması bakımından vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirmesi dikkat çekmektedir. Ona göre mecaz, bir acziyet göstergesi değil; aksine az lafızla çok anlam ifade etmenin bir tezahürüdür. Bunun yanında hakikat ile mecaz anlamlarının aynı lafızda birlikte murat edilip edilemeyeceği meselesi, Hanefî ve Şâfiî usûlcülerin görüşleri çerçevesinde ele alınmış; Sem‘ânî’nin bu tartışmadaki yaklaşımı ve bunun fürû-ı fıkha yansımaları incelenmiştir. Sonuç olarak çalışma, mecazın yalnızca dilbilimsel veya belâgî bir olgu olmadığını, aynı zamanda nassların delâletini ve şer‘î hükümlerin istinbatını doğrudan etkileyen temel bir usûl meselesi olduğunu ortaya koymakta; Sem‘ânî’nin bu konudaki yaklaşımının klasik usûl düşüncesi içerisindeki yerini ve özgün katkısını ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler
Majāz in Abū al-Muẓaffar al-Samʿānī’s Uṣūl al-Fiqh Thought: The Relationship between Wording (Lafẓ), Signification (Dalāla), and Legal Ruling (Ḥukm)
Öz
This study examines the concept of metaphor (majāz) in the Islamic intellectual tradition from the perspectives of language, rhetoric (balāghah), and legal theory (uṣūl al-fiqh), with particular focusing on the approach of Abū al-Muẓaffar al-Sam‘ānī. Although majāz in classical Arabic signifies the expression of a word conveying a meaning other than its primary (aṣlī) literal meaning by virtue of a contextual connection (‘alāqah) and indication (qarīnah), it constitutes one of the fundamental issues of uṣūl al-fiqh regarding the interpretation of texts (naṣṣ) and the derivation of legal rulings (istinbāṭ al-aḥkām). The study primarily addresses the lexical and technical meanings of majāz, and comparatively evaluates the theoretical differences among the concepts of truth/literalness (ḥaqīqah), metaphor (majāz), and metonymy (kināyah), alongside the approaches of linguists and legal theorists to the subject. Subsequently, the historical development of majāz in Islamic sciences is explored, with an assessment of the contributions made by early linguists. Following this, the debates surrounding the existence of majāz in the pre-Sam‘ānī period are analyzed. The fundamental arguments of those who reject majāz rest upon the premises that words are established by a novel assignment (waḍ‘) for each respective meaning and that accepting majāz is deemed an indication of linguistic incapacity (‘ajz). Consequently, they argue that the Qurʾān contains no majāz asserted, particularly concerning the Qurʾān, that the existence of majāz cannot be countenanced. At the core of this research lies al-Sam‘ānī’s understanding of majāz. Within this framework, his systematic approach, which defends the existence of majāz both in language and in the Qurʾān, is comprehensively analyzed, alongside the rational (‘aqlī) and textual (naqlī) proofs he directed against the opponents of majāz. Notably, al-Sam‘ānī’s evaluation of majāz as an indispensable element for the natural functioning of language and the comprehension of divine discourse (al-khitāb al-shar‘ī) is highly remarkable. According to him, majāz is not a sign of incapacity; rather, it reflects the capacity to convey broad meanings through concise expression through concise phrasing. Furthermore, the issue of whether literal (ḥaqīqah) and metaphorical (majāz) meanings can be simultaneously intended in the same utterance is examined within the scope of the views of Ḥanafī and Shāfi‘ī legal theorists; al-Sam‘ānī’s approach to this debate and its ramifications on positive law (furū‘ al-fiqh) are scrutinized. In conclusion, this study demonstrates that majāz is not merely a linguistic or rhetorical phenomenon, but a foundational methodological issue that directly influences the signification (dalālah) and the derivation of legal rulings. It thereby elucidates al-Sam‘ānī’s position and his original contributions within classical jurisprudential thought.
Anahtar Kelimeler