Moderniteyi bir yenilenme süreci olarak gören Ulrich Beck, benzersiz kavram ve kavram dizgileri ile çağdaş sosyal bilimciler arasında öne çıkar. Ona göre, modernlik sürekli değişim geçirdiğinden risk toplumuna dönüşmüştür. Beck, modernleşmeyi iki türe ayırır: “basit modernleşme” ve “refleksif modernleşme”. Onun, Anthony Giddens ile birlikte geliştirdiği “refleksif modernleşme” terimi, modernliğin teknoloji odaklı siyasi ve ekonomik riskler nedeniyle anlamını nasıl yitirdiğini açıklar. Refleksif modernite, risk toplumunda bilginin yayılmasıyla “üretilmiş belirsizlik” yaratır ve bilimsel uzmanlık, giderek geçmişteki bilimsel uygulamaların sonuçlarının yönetilmesiyle ilişkilendirilir. Beck’in Risk Toplumu teorisi, modernitenin kendisinin yeni küresel riskler ürettiğini ve klasik sanayi çağından bu yana büyük bir yapısal değişim geçirdiğini vurgulamaktadır. Bu dönüşüm içinde, göç büyük ölçüde göz ardı edilmekte ve ikincil bir sonuç olarak ele alınmaktadır. Ancak, göç ve göçmen olmak — hem riskin kurbanları hem de üreticileri olarak — güvenlik, kimlik ve aidiyet gibi siyasi kavramların yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Beck'in risklerin “sınıfsız” ve “evrensel” olduğu iddiası, ırkçı sınır rejimleri, sosyal dışlanma ve göçmen karşıtı söylemler göz önüne alındığında eleştiriye maruz kalmaktadır. Modern sınır politikaları, göçmenleri risk nesnesi olarak kurgularken, iklim değişikliği, savaş ve yoksulluk gibi göçmenlerin karşılaştığı riskleri gizlemektedir. Sonuç olarak, Beck'in çerçevesi günümüzün göç dinamiklerini anlamak açısından yeniden düşünülmeli ve göç sadece riskin bir sonucu olarak değil, aynı zamanda riskin üretildiği, dağıtıldığı ve yönetildiği küresel sistemlerin bir yansıması olarak da okunmalıdır.
Risk Toplumu Göç Ulrich Beck Düşünümsel Modernleşme Kozmopolitanizm.
Ulrich Beck, who views modernity as a process of renewal, stands out among contemporary social scientists with his unique concepts and conceptual frameworks. According to him, modernity has transformed into a risk society because it is constantly changing. Beck categorizes modernization into two forms: “simple modernization” and “reflexive modernization.” The term “reflexive modernization,” which he developed together with Anthony Giddens, explains how modernity has lost its meaning due to technology-driven political and economic risks. Reflexive modernity generates “manufactured uncertainty” through the spread of knowledge within the risk society, and scientific expertise increasingly becomes associated with managing the consequences of past scientific practices. Beck’s Risk Society theory highlights that modernity itself produces new global risks and has experienced a major structural shift since the classical industrial age. Within this transformation, migration is largely overlooked and treated as a secondary outcome. However, migration and being an immigrant, both as a victim and a risk generator, necessitate the rethinking of political concepts such as security, identity and belonging. Beck's claim that risks are "classless" and "universal" has been criticized given racialized border regimes, social exclusion, and anti-immigrant rhetoric. Modern border policies frame migrants as objects of risk while obscuring the risks migrants face, such as climate change, war, and poverty. Consequently, Beck's framework should be reconsidered in order to understand today's migration dynamics, and migration should be interpreted not only as a consequence of risk, but also as a reflection of the global systems in which risk is produced, distributed, and managed.
Risk Society Migration Ulrich Beck Reflexive Modernization Cosmopolitanism.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Siyasal Teori ve Siyaset Felsefesi, Siyaset Bilimi (Diğer) |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 17 |
This work licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.
Please click here to contact the publisher.