İslâm Öncesinden Sonrasına Türk Geleneğinde Bir Yaşam Stili:“Okçuluk”
Öz
“Ok ve yay ile yapılan spor” olarak tanımlanan okçuluk, göçebe ve
savaşçı bir yapıya sahip kültürlerde, avcılık,
beslenme ve savaş sanatı olarak
önemli bir paya sahip olmuştur. Dolayısıyla okçuluğu bir yaşam biçimi olarak benimseyen ve “Okçu Milletler” olarak betimlenen Türkler, kendilerine “Bozok” ve “Üçok” gibi ok ile
ilişkili isimler vermişlerdir. Onlar; ok ile yayı, adalet ve hâkimiyet sembolü
kabul etmiş, hatta “yayı hakanlık, oku da
hakana bağlılık” şeklinde anlamlandırmışlardır. Zaten Türklerin, doğum,
evlilik ve ölüm gibi hayatın her alanında ok-yay kullandıkları ve ok
kullanabilmenin, alplik/yiğitlik sembolü saydıkları ifade edilmektedir. Bununla
birlikte onların, güçlerini ispatlama yolu olarak “ok atma yarışı” düzenledikleri de bilinmektedir. Ayrıca İslâm
öncesinde yeminlerin de bir davet/çağrı aracı olan ok-yay üzerine yapılması, ok
ve okçuluğa yüklenen dinî boyutun ve önemin açık bir göstergesini
oluşturmaktadır. İslâm’ın kabulünden sonra ise okçuluğun, dinî bir motif,
meziyet/erdem şeklinde tasavvuru ön plâna çıkmaya başlamıştır. Bu tasavvurda;
Hz. Muhammed’in hadislerinin etkisi görülmektedir. “Bir ok sayesinde üç kişi cennete girer; oku yapan, sunan ve atan… Ok atmayı öğrenen sonra da (sebepsiz yere)
terk eden kişi bizden değildir” şeklindeki hadisler, bu örneklerden sadece
birkaç tanesidir. Hatta Hz. Muhammed’in, okçuluğu, bir babanın evladına öğretme
yükümlüğünde olduğunu belirttiği rivayet edilmektedir. Böylece okçuluk,
Türklerde bir “sünnet” algısı
oluşturmuş ve “ruhsal/tinsel bir disiplin” olarak
değerlendirilmiştir. Ayrıca “Ok
Meydanları”na da kutsiyet atfedilmiş ve bu meydanlar, “cennetten bir parça” şeklinde betimlenmiştir. Dolayısıyla Türkler,
ok meydanlarına, alkollü ve abdestsiz girmemeye ve ok atarken, kalpten
besmeleyle birlikte “Ya Allah/Hak”
demeye özen göstermiştir. Netice olarak günümüzde sportif bir faaliyet olan okçuluk,
Türklerde, İslâm öncesinde de, İslam sonrasında da bir sanat, spor ve dinî bir
motif olmakla birlikte meziyet, adalet, güç, kuvvet ve yiğitlik sembolü olarak
bir yaşam şekli olmuştur.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Ahmetoğlu, S. (2011). “Kitabiyat”, Türkiyat Mecmuası, C. 21, Bahar, s. 435-437.
- Aksoy, YM. (2016). “Türk Yayı ve Yapımı”, Gazi Süleyman Paşa ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu III, Kocaeli, s. 2501-2522.
- Aktepe, K. (2012). Okçuluk, Ankara, Nobel Akademik Yayıncılık.
- Ayanoğlu, İF. (1974). Okmeydanı ve Okçuluk Tarihi, Ankara, Vakıflar Genel Müdürlüğü.
- Bahadır H, Ebulgazi. (by.?). Türklerin Soy Kütüğü (Şecere-i Terakime), Haz. Muharrem Ergin, Tercüman 1001 Temel Eser.
- Bayat, AH. (2016). Tıp Tarihi, İstanbul, Zeytinburnu Belediyesi.
- Baykara, T. (2001). Türk Kültür Tarihine Bakışlar, Ankara, Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayım: 252.
- Berkli, Y. (2007). “Mezartaşlarlnda Görülen Kılıç, Hançer, Ok-Yay Ve Bayrak Motiflerinin Sembolik Anlamları”, EKEV Akademi Dergisi, Yıl 11, S. 31, s. 67-80.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Derleme
Yazarlar
Mehmet Alparslan Küçük
*
Bu kişi benim
Yayımlanma Tarihi
30 Haziran 2018
Gönderilme Tarihi
8 Nisan 2018
Kabul Tarihi
4 Haziran 2018
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2018 Cilt: 4 Sayı: 1