İran İslam Cumhuriyeti’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi-Doktrini ve Türkiye’ye Etkileri
Öz
1979 yılında İran İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasından bu yana, rejimin temel iç ve dış politika yaklaşımları, parçası olduğu geniş bir bölgenin güvenlik parametreleri üzerinde belirleyici etkiler yaratmıştır. Bu bağlamda 1980-1988 yılları arasında yaşanan İran-Irak Savaşı’nın tetiklediği güvenlik krizleri, yalnızca iki ülke arasındaki ikili ilişkileri etkilemekle sınırlı kalmamış; izleyen on yıllar boyunca Türkiye, Körfez ülkeleri ve hatta Levant bölgesi açısından dolaylı biçimde yeni güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Türkiye açısından bu sorunlar ağırlıklı olarak Kürt ayrılıkçı hareketleri etrafında şekillenirken diğer bölgelerde temel mesele, İranlılar tarafından “direniş ekseni” olarak adlandırılan ve büyük ölçüde Şii milis gruplar tarafından oluşturulan siyasal-askerî yapılardan kaynaklanmıştır. Bu çalışmada, İkinci Pehlevi Dönemi’nin güvenlik stratejileri süreklilik bağlamında kısaca değerlendirilecek; güvenlik çalışmalarında çoğu zaman ihmal edilen kimlik temelli unsurların etkisi özellikle vurgulanacaktır. Ardından İslam Cumhuriyeti ile çıkan güvenlikleştirilmiş politikaların temel nedenleri, başlıca dinamikleri ve bölgesel yansımaları ele alınacaktır. Son olarak söz konusu politikaların 46 yıllık süreçte Türkiye’nin ulusal güvenliği üzerindeki sonuçları incelenecektir. Ayrıca çalışma, İran’ın resmî ve bütüncül bir ulusal güvenlik belgesinin bulunmaması nedeniyle İran Anayasası’nın ilgili maddelerine ve kurucu liderler Humeyni ile Hameney’in ulusal güvenlik kavramına ilişkin beyanlarına özel bir önem atfetmektedir.
Anahtar Kelimeler
Ulusal Güvenlik, Bölgesel rekabet, Güvenlik, İran, Türkiye
The National Security Strategy-Doctrine of the Islamic Republic of Iran and Its Implications for Turkey
Öz
Since the establishment of the Islamic Republic of Iran in 1979, the regime’s fundamental domestic and foreign policy approaches have exerted decisive effects on the security parameters of the broader region to which it belongs. In this context, the security crises triggered by the Iran-Iraq War of 1980-1988 were not confined to affecting bilateral relations between the two countries; rather, over the subsequent decades they indirectly led to the emergence of new security problems for Türkiye, the Gulf states, and even the Levant region. From Türkiye’s perspective, these problems have largely taken shape around Kurdish separatist movements, whereas in other regions the principal issue has stemmed from political-military structures largely composed of Shiite militia groups, referred to by Iranian officials as the “axis of resistance.” This study briefly evaluates the security strategies of the Second Pahlavi Period within the framework of continuity, with particular emphasis on the effects of identity-based factors that are often neglected in security studies. It then examines the fundamental reasons, main dynamics, and regional repercussions of the securitized policies that came to the fore with the Islamic Republic. Finally, the study analyzes the consequences of these policies for Türkiye’s national security over a 46-year period.
Anahtar Kelimeler
Iran, National security, Regional competition, Security, Türkiye.