Sabri Ülgener disiplinler arası ve bütüncü bir sosyal bilim anlayışına
sahiptir. Önemli ölçüde Alman Sosyal Bilimler geleneği ve Alman Sosyoloji
okulunda şekillenen, anlayıcı-yorumlayıcı
yaklaşımı benimsemiştir. Wilhelm Dilthey, Werner Sombart ve Max Weber
çizgisinde yer alır. Zihniyet çözümlemeleri başta olmak üzere çalışmalarında sosyoloji ve din
sosyolojisinde sıklıkla kullanılan tipolojik yaklaşıma başvurmuştur. Genellikle çözülme devri Osmanlı toplumunu
esas alarak sosyo-ekonomik analizlere ağırlık verdiği anlaşılmaktadır. Yaygın
yaklaşımın aksine, anlam dünyasından yoksun ve mekanik karakterli analizlerin
yetersizliğini tespit ederek, çözümlemelerini bu dar kalıpların dışına taşımıştır.
Bunu yaparken, hem önemli bir ifade aracı hem de zihniyeti yansıtan unsurlar
olarak gördüğü edebi ve dini eserlere, deyişlere, atasözlerine başvurmuştur. Ona
göre din, zihniyet çözümlemelerinde anahtar bir olgudur. Sosyo-ekonomik davranışlar
başta olmak üzere insanın her davranışı üzerinde belirleyici bir etkiye
sahiptir. Onun İslam ve Tasavvufa eğilmesinin bir sebebi bu kapsayıcı etki iken;
ikinci sebep de, İslam’ın ve özellikle
tasavvufun Max Weber’de hak ettiği şekilde ele alınmamış olmasıdır.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Bölüm | Makaleler |
Yazarlar | |
Yayımlanma Tarihi | 20 Haziran 2017 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2017 Cilt: 12 Sayı: 1 |