This article analyzes autoethnography, a qualitative research design that has increasingly emerged within Türkiye's social sciences field since 2020 but remains underrepresented in the sociology of religion. Autoethnography is a qualitative method in which researchers systematically interpret personal experiences by situating them within specific cultural and social contexts. Current literature indicates that studies in the sociology of religion in Türkiye predominantly employ traditional methodologies, with a notable absence of research incorporating the researcher’s lived experiences. In this context, the primary objective is to demonstrate that studies focusing on firsthand religious practices, faith transformations, and processes of belonging within a scientific framework provide profound methodological depth. Structured around the research problem, "How can the autoethnographic method be utilized within the sociology of religion?", the article emphasizes that such studies represent a significant alternative for sociological research in Türkiye. The scope addresses the historical evolution, anthropological roots, and postmodern theoretical foundations of autoethnography, followed by an evaluation of social science studies conducted both within and outside of Türkiye. Furthermore, technical details regarding data collection, the narrative cycle, the necessity of a rigorous ethical framework, and systematic analysis stages are presented to guide future researchers. In light of this framework, it is argued that this approach offers a critical alternative to rigid, detached positivist perspectives in exploring contemporary religious attitudes, crises of faith, and worlds of meaning. These methodological discussions suggest that autoethnography will bridge the gap between individual spiritual narratives and broader sociological theories, fostering a nuanced understanding of the evolving religious landscape in the Türkiye context. Ultimately, it is anticipated that this design—wherein the researcher processes their own perspective through a scientific lens—will become an essential and prominent method in the sociology of religion in Türkiye in the near future.
Sociology of Religion Qualitative Method Autoethnography Reflexivity Ethics
Bu makalede, din sosyolojisi alanında henüz yeterince yer bulamamış olan ve ağırlıklı olarak 2020 yılından itibaren Türkiye’de sosyal bilimler literatüründe görünürlük kazanmaya başlayan otoetnografi deseni ele alınmaktadır. Otoetnografi, araştırmacının deneyimlerini, içinde bulunduğu kültürel ve toplumsal bağlamla ilişkilendirerek sistematik bir biçimde analiz ettiği ve yorumladığı bir nitel araştırma desenidir. Mevcut literatüre bakıldığında Türkiye'deki din sosyolojisi çalışmalarının ekseriyetle geleneksel metodolojilerle yürütüldüğü ve araştırmacıların kendi deneyimlerinin yer aldığı müstakil din sosyolojisi çalışmalarının bulunmadığı görülmektedir. Bu bağlamda makalenin temel amacı, araştırmacının bizzat deneyimlediği dini pratiklerin, inanç dönüşümlerinin ve aidiyet süreçlerinin bilimsel bir çerçevede ele aldığı çalışmaların, din sosyolojisine yöntemsel bir derinlik kazandırabileceğini ortaya koymaktır. Buna göre, “Otoetnografi metodu din sosyolojisi disiplininde nasıl kullanılabilir?” problemi etrafında şekillenen makalede; bu metotla gerçekleştirilebilecek çalışmaların, Türkiye’deki din sosyolojisi araştırmaları için ne denli önemli bir alternatif olduğu vurgulanmaktadır. Bu kapsamda makalede; öncelikle otoetnografinin uluslararası literatürdeki tarihsel gelişim aşamaları, antropolojik kökenleri ve postmodern dönemdeki kuramsal temelleri ele alınmış, ardından Türkiye ve Türkiye dışındaki sosyal bilimler alanında yürütülmüş olan çalışmalar değerlendirilmiştir. Ayrıca, nitel bir araştırma olarak otoetnografik bir çalışmanın saha verilerini toplama teknikleri, anlatısal döngüsü, etik çerçevesini titizlikle çizme gerekliliği ve elde edilen verilerin sistematik analiz etme aşamalarına dair ayrıntılar, araştırmacılara rehberlik edecek düzeyde sunulmuştur. Bu metodolojik kapsam ışığında; günümüzde bireylerin dine dair tutumlarını, inanç krizlerini ve mana dünyalarını derinlemesine keşfetmede bu yöntemin, katı ve mesafeli geleneksel pozitivist yaklaşımlara karşı epistemolojik açıdan önemli bir alternatif sunacağı vurgulanmıştır. Nihayetinde, önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki din sosyolojisi çalışmalarında, araştırmacının kendi bakışını bilimsel bir süzgeçten geçirerek ele aldığı bu desenin, önemli bir metot haline gelebileceği öngörülmektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Din Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.15869/itobiad.1813535 |
| IZ | https://izlik.org/JA39UN53TR |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 15 Sayı: 1 |