Bu makale, kültürel sermaye, kurumsal ve kentsel mekânsal politikanın kesişiminde yer alan yapısal eşitsizliği incelemektedir. Pierre Bourdieu, Gayatri Chakravorty Spivak ve Henri Lefebvre’in kuramsal katkılarından hareketle, yükseköğretime erişimde eşitsizlik sorununu bir politika başarısızlığı olarak değil, daha derin bir epistemik sorunun yansıması olarak yeniden çerçeveler. Pek çok analist, özellikle ilk kuşak üniversite öğrencilerine yönelik erişim programları aracılığıyla eşitsizliğe teknik çözümler önermektedir; oysa bu çalışma, bu tür çabaları dışlamanın kurucu mantıklarını görünmez kılan sembolik telafiler olarak sorunsallaştırmaktadır. Eğitimi kapitalist yeniden üretim süreçleri ve sömürgecilik mirası bağlamına yerleştirerek, kurumların eşitsizliği nasıl estetikleştirip kapsayıcıymış gibi sunduğunu eleştiriyoruz. Egemen sınıf yalnızca neyin bilgi sayıldığını tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda tanınmanın mümkün olduğu mekânsal ve kurumsal alanları da kontrol eder. Bu bağlamda, madun yalnızca eğitimin dışında bırakılmaz, aynı zamanda onun söylemsel ve mekânsal rejimleri içinde anlaşılmaz kılınır. Reçeteci çözümler önermek yerine, biz, eğitim erişimi sorunlarının nasıl, kimler tarafından ve hangi yapılar aracılığıyla kurulduğunu yeniden düşünme ihtiyacını öne çıkarıyoruz. Bourdieu’nün sermaye kuramı, Spivak’ın toplumsallaştırılmış sermaye kavrayışı ve Lefebvre’in şehir hakkı bu çerçevede birlikte ele alınmaktadır.
This article examines the structural reproduction of inequality by tracing the interplay between cultural capital, institutional and urban spatial politics. Drawing upon the theoretical insights of Pierre Bourdieu, Gayatri Chakravorty Spivak, and Henri Lefebvre, reframes the problem of unequal access to higher education not as a policy failure, but as a manifestation of deeper epistemic problem. While many analysts propose technical solutions to inequality —particularly through access programs for first-generation students—this study problematizes such efforts as symbolic compensations that obscure the foundational logics of exclusion. By situating education within broader processes of capitalist reproduction and colonial legacies, We critique how institutions aestheticize inequality while presenting themselves as inclusive. We argue that the dominant class not only defines what counts as legitimate knowledge, but also controls the spatial and institutional arenas in which recognition is possible. In this context, the subaltern is not simply excluded from education, but rendered unintelligible within its discursive and spatial regimes. Rather than offering prescriptive solutions, We foreground the need for a rethinking of how educational access problems are framed, by whom, and through which structures. Through the triangulation of Bourdieu’s theory of capital, Spivak’s conception of socialized capital and Lefebvre’s right to the city, the study offers a critical lens through which to reconsider the limits of educational justice under conditions of institutionalized inequality.
Institution cultural capital subalternity right to the city educational inequality
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Çağdaş Felsefe |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 7 Ocak 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/arcp.1657446 |
| IZ | https://izlik.org/JA62AN29CT |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 63 |