This is a qualitative study that examines the phenomenon of the Marginalization and marginalization of women in Chinese proverbs from a sociolinguistic perspective. Drawing its theoretical framework from Simone de Beauvoir’s The Second Sex, the study argues that femininity is a social construct rather than a biological one, and that women are subjected to dual oppression in a patriarchal society. The methodological approach of the research is based on the integration of descriptive analysis and discourse analysis methods. In this context, it investigates the manifestation of patriarchal norms in Chinese proverbs through the Confucian principles of three obediences and four virtues as well as the YinYang philosophy. The findings reveal that women are systematically represented as dependent, weak, and instrumental in proverbs. The descriptive analysis aspect identifies how linguistic and cultural elements in proverbs reflect social gender inequality, while the discourse analysis aspect uncovers the meanings of these elements in social contexts and the mechanisms through which patriarchal values are reinforced. The results document the role of Chinese proverbs in producing and sustaining gender inequality, highlighting that women’s social value is confined to marriage, motherhood, and domestic roles. Furthermore, sexist metaphors and symbols position women as passive and unreliable beings.
Chinese proverbs marginalization gender sociolinguistics women
Bu nitel çalışma, Çin atasözlerinde kadınların dışlanması ve marjinalleştirilmesi olgusunu, toplumdilbilimsel bir perspektiften derinlemesine incelemektedir. Simone de Beauvoir’ın İkinci Cins eserinden esinlenerek oluşturulan teorik çerçeveye dayanarak, kadınlığın biyolojik bir gerçeklikten ziyade toplumsal bir kurgu olduğunu savunur ve ataerkil toplum yapısında kadınların hem cinsiyet hem de toplumsal roller üzerinden çifte baskıya uğradığını vurgular. Araştırmanın metodolojik temeli, betimsel analiz ile söylem analizi yöntemlerinin bütünleşik bir şekilde uygulanmasına dayanır. Bu çerçevede, Konfüçyüsçü felsefenin üç itaat ve dört erdem ilkeleri ile Yin-Yang felsefesinin ikili karşıtlık yapısı üzerinden, Çin atasözlerindeki ataerkil normların nasıl tezahür ettiğini sistematik olarak araştırır. Bulgular, kadınların bu atasözlerinde tutarlı bir biçimde bağımlı, zayıf ve araçsal bir konumda temsil edildiğini ortaya koyar. Betimsel analiz boyutu, atasözlerindeki dilbilimsel ve kültürel unsurların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini nasıl yansıttığını somut örneklerle belirlerken, söylem analizi bu unsurların sosyal bağlamlardaki katmanlı anlamlarını ve ataerkil değerlerin nesiller boyu pekiştirilme mekanizmalarını açığa vurur. Araştırma sonuçları, Çin atasözlerinin cinsiyet eşitsizliğini hem üretme hem de kalıcılaştırmadaki kritik rolünü belgeleyerek, kadınların toplumsal değerinin salt evlilik, annelik ve ev içi sorumluluklarla kısıtlı tutulduğunu net bir şekilde vurgular. Dahası, atasözlerdeki cinsiyetçi metaforlar ve sembolik imgeler, kadınları pasif, itaatkâr ve güvenilmez varlıklar olarak konumlandırarak bu baskıyı ideolojik düzeyde güçlendirir. Bu bulgular, geleneksel dil yapılarının modern cinsiyet eşitliği çabalarına yönelik potansiyel engellerini de gündeme getirir.
Çin atasözleri ötekileştirilme toplumsal cinsiyet sosyodilbilim kadın
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Kültürel çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 22 Ekim 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/jos.1700900 |
| IZ | https://izlik.org/JA83CA84ZA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 47 |