I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı hâkimiyetinden çıkan Suriye toprakları, günümüze kadar uzanan ardışık toplumsal çatışma evrelerinden geçmiştir. Fransız Mandası döneminden başlayarak bağımsızlık sonrasına - özellikle Baas Partisi iktidarının yükselişi ve kurumsallaşması sürecinde - uzanan bu dönemde, bölgesel ve kabilesel gerilimler giderek mezhepsel ayrışmalara dönüşmüştür. Oysa Osmanlı yönetimi altında, dini, etnik ve mezhepsel çeşitliliğe rağmen, gruplararası çatışmalar yaklaşık dört yüzyıl boyunca görece sınırlı kalmıştır. Gruplararası çatışma üzerine yapılan onlarca yıllık araştırma, etnik, dini ve mezhepsel toplulukların, birleştirici stratejiler etkin biçimde uygulandığında, asgari düzeyde düşmanlıkla bir arada yaşayabileceğini göstermektedir. Bu stratejilerin temelinde, tüm grupların güvenlik, geçim, toplumsal destek, tanınma, anlamlılık ve rahatlık gibi temel insani ihtiyaçlara, eşitlik ilkelerine uygun biçimde erişimini sağlamak yer alır. Buna karşılık, belirli gruplara tanınan ayrıcalıklar, rekabeti ve topluluklar arası düşmanlığı artırmaktadır. Suriye’de bütünleşmiş bir ulusal kimliğin oluşamamasının başlıca nedenlerinden biri, Fransız Mandası yönetiminin politikalarıyla kasıtlı olarak teşvik edilen toplumsal parçalanmadır. Soğuk Savaş döneminde Batılı emperyalist güçlerin bölgeye müdahalelerini yoğunlaştırmaları, gruplar arası ayrışmaları daha da derinleştirmiştir. Bu bölünmüş toplumsal yapıyı devralan Baas rejimi ise, Alevi azınlığa yönelik kurumsal ayrıcalıkları sürdürürken diğer gruplara karşı baskıcı ve dışlayıcı politikalar izlemiştir. Bu dinamikler, Suriye’deki içsel bölünmeleri kökleştirmiş ve nihayetinde 2011’de patlak veren iç savaşla sonuçlanmıştır.
Suriye Toplumsal Çatışma Sünni-Şii İlişkileri Psikopolitika Mezhepçilik
Following World War I, the territories of Syria, which emerged from Ottoman rule, underwent successive phases of social conflict that have continued into the present day. Beginning with the French Mandate period and extending into the postindependence era - particularly during the rise and consolidation of Ba‘ath Party rule - regional and tribal tensions gradually evolved into sectarian divisions. Under Ottoman administration, however, despite religious, ethnic, and sectarian diversity, intergroup conflicts remained relatively limited for nearly four centuries. Decades of research on intergroup conflict indicate that ethnic, religious, and sectarian communities can coexist with minimal hostility if unifying strategies are effectively implemented. One essential unifying strategy involves ensuring equal access for all groups to basic human needs such as security, livelihood, social support, recognition, significance, and comfort - consistent with the principles of equity. In contrast, favoritism toward specific groups tends to exacerbate competition and deepen hostility among communities. A major factor contributing to the failure to form a cohesive national identity in Syria was the social fragmentation deliberately fostered by the policies of the French Mandate administration. During the Cold War, Western imperialist powers intensified their involvement in the region, further aggravating intergroup divisions. The Ba‘ath regime, inheriting this fragmented social structure, institutionalized favoritism toward the Alawite minority while pursuing repressive and exclusionary policies against other groups. These dynamics entrenched Syria’s internal divisions, ultimately culminating in the outbreak of civil war in 2011.
Syria Social Conflict Sunni-Shia Relations Psychopolitics Sectarianism
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Modern Türk Tarihi, Siyasi Tarih (Diğer), Yakınçağ Ortadoğu Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 25 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/YTA2025-1673321 |
| IZ | https://izlik.org/JA28WF76XL |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 48 |