Doğulu ve Batılı Seyyahların Anlatılarında İstanbul’un Sembol Yapısı Ayasofya: 16.-19. Yüzyıl Seyahatnamelerinde Algı ve Tasvirler
Öz
Ayasofya, VI. yüzyılda inşa edilmesinden itibaren İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olarak farklı medeniyetlerin, dinî geleneklerin ve kültürel hafızaların kesiştiği özgün bir mekân niteliği kazanmıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde Hristiyan dünyanın en önemli ibadet merkezlerinden biri olan yapı, İstanbul’un fethinin ardından Osmanlı hâkimiyetinde camiye dönüştürülmüş ve bu yeni kimliğiyle de seyyahların dikkatini çekmeye devam etmiştir. Bu yönüyle Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyaret eden Doğulu ve Batılı seyyahların anlatılarında yalnızca mimari bir eser olarak değil, aynı zamanda tarihî, dinî ve kültürel anlamlarla yüklü bir sembol olarak yer almıştır.
Bu çalışma, 16. ve 19. yüzyıllar arasında İstanbul’u ziyaret eden seyyahların kaleme aldıkları seyahatnamelerde Ayasofya’nın nasıl algılandığını, tasvir edildiğini ve temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, farklı coğrafyalardan ve inanç çevrelerinden gelen seyyahların gözlemleri karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelenmiş; yapının mimari özellikleri, sanatsal unsurları, efsaneleri, yapım ve onarım süreçleri ile fetih sonrasında üstlendiği dinî ve toplumsal işlevler değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel kaynaklarını seyahatnameler oluştururken, tarih, sanat tarihi ve kültürel miras literatüründen yararlanılarak konu çok boyutlu bir perspektifle ele alınmıştır. Tarihsel-betimleyici analiz yöntemi doğrultusunda yürütülen inceleme, farklı kültürel arka planlara sahip seyyahların Ayasofya’ya ilişkin ortak ve ayrışan değerlendirmelerini tespit etmeyi hedeflemektedir.
Araştırma bulguları, Ayasofya’nın seyyahların anlatılarında yalnızca bir ibadet mekânı veya mimari eser olarak değil, İstanbul’un tarihî kimliğini ve çok katmanlı kültürel mirasını temsil eden sembolik bir yapı olarak öne çıktığını göstermektedir. Seyahatnamelerde yapı; mimari ihtişamı, kutsallığı, tarihî sürekliliği ve farklı medeniyetlere ait izleri bünyesinde barındırması nedeniyle hayranlık uyandıran bir mekân olarak tasvir edilmiştir. Ayrıca Ayasofya’nın, Doğu ile Batı arasında kurulan kültürel etkileşimin ve medeniyetler arası sürekliliğin önemli bir göstergesi olarak algılandığı görülmektedir. Bu çalışma, seyahatname literatürü üzerinden Ayasofya’nın tarihsel algısını ortaya koyarak Osmanlı İstanbul’u, kutsal mekânlar ve kültürel miras araştırmalarına katkı sunmakta; yapının farklı dönemlerde üretilen anlatılar aracılığıyla kazandığı anlam katmanlarını ve dünya kültür tarihindeki ayrıcalıklı konumunu değerlendirmektedir.
Anahtar Kelimeler
Hagia Sophia as Istanbul’s Symbolic Monument in the Narratives of Eastern and Western Travelers: Perceptions and Representations in Travel Accounts (16th–19th Centuries)
Öz
Since its construction in the sixth century, Hagia Sophia has stood as one of Istanbul’s most iconic landmarks, embodying the intersection of diverse civilizations, religious traditions, and cultural memories. As the principal cathedral of the Byzantine Empire and one of the most significant centers of Christianity, the monument acquired a new identity following the Ottoman conquest of Constantinople in 1453, when it was converted into a mosque. This transformation further enhanced its prominence in the accounts of travelers who visited the city. Consequently, Hagia Sophia occupied a distinctive place in the narratives of both Eastern and Western travelers, not merely as an architectural masterpiece but also as a symbolic space imbued with historical, religious, and cultural meanings.
This study examines how Hagia Sophia was perceived, described, and represented in travel accounts written by travelers who visited Istanbul between the sixteenth and nineteenth centuries. Adopting a comparative perspective, it analyzes the observations of travelers from different geographical, cultural, and religious backgrounds. Particular attention is given to descriptions of the monument’s architectural features, artistic elements, legends, construction and restoration processes, as well as its religious, social, and cultural functions following the Ottoman conquest. While travel narratives constitute the primary sources of the research, relevant studies in history, art history, and cultural heritage provide the secondary framework for analysis. Employing a historical-descriptive methodology, the study seeks to identify both convergent and divergent perceptions of Hagia Sophia among travelers shaped by distinct cultural and religious contexts.
The findings reveal that Hagia Sophia was perceived not only as a place of worship or an architectural monument but also as a powerful symbol of Istanbul’s historical identity and multilayered cultural heritage. Travel narratives consistently emphasize its architectural grandeur, sacred character, historical continuity, and its capacity to embody the legacies of different civilizations. Furthermore, Hagia Sophia emerges as a significant marker of cultural interaction between East and West and as a tangible representation of civilizational continuity across centuries. By exploring the historical perceptions and representations of Hagia Sophia through travel literature, this study contributes to the scholarship on Ottoman Istanbul, sacred spaces, cultural heritage, and travel writing, while highlighting the enduring symbolic significance of one of the world’s most remarkable monuments.
Anahtar Kelimeler