Amaç: Bu çalışma, Selâhaddin Eyyûbî’nin XII. yüzyılda İslâm dünyasının içinde bulunduğu siyasi ve mezhebi kriz ortamında üstlendiği rolü analiz etmektedir. Onun yalnızca Haçlılara karşı savaşan bir komutan değil, aynı zamanda İslâm dünyasında birlik arayışını temsil eden bir devlet kurucusu ve ideolojik lider olduğu vurgulanmaktadır. Yöntem: Bu çalışma, tarihsel olayları yorumlayıcı bir bakış açısıyla ele alan nitel bir tarihsel analiz yöntemine dayanmaktadır. Selâhaddin Eyyûbî’nin askerî, siyasî ve ideolojik faaliyetleri; dönemin siyasî yapısı, hilafet kurumunun durumu, mezhebî ilişkiler ve İslâm dünyasını birleştirme çabaları bağlamında incelenmiştir. Makalede, birincil ve ikincil tarihî kaynaklardan yararlanılarak, Selâhaddin’in uyguladığı stratejiler tarihsel süreç içinde yorumlanmış ve bu stratejilerin İslâm dünyası üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Selâhaddin Eyyûbî’nin Abbâsî halifesi, Zengîler, Fatımîlerle olan ilişkileri karşılaştırmalı olarak ele alınarak, meşruiyet, birlik temaları çerçevesinde analiz yapılmıştır. Bulgular: Selâhaddin’in Mısır’da Fatımî hilafetini sona erdirerek Abbâsî halifesi adına hutbe okutması, Sünnîliğin yeniden kurumsal hâkimiyet kazanmasına olanak sağlamıştır. Zengîler sonrası otorite boşluğunu değerlendiren Selâhaddin, Abbâsî hilafetinin onayını alarak Suriye ve çevresinde meşru bir egemenlik kurmuştur. 1187’deki Hıttîn Zaferi ve Kudüs’ün fethi, onun hem askerî hem de dini liderlik konumunu pekiştirmiştir. Abbâsî halifesiyle ilişkileri zaman zaman gerginlikler içerse de karşılıklı çıkar ve meşruiyet temeline dayalı bir denge politikası sürdürülmüştür. Sonuç: Selâhaddin Eyyûbî’nin faaliyetleri, İslâm dünyasında siyasî birliğin yeniden inşası, mezhebi kutuplaşmanın zayıflatılması, hilafetin meşruiyet kaynağı olarak güçlendirilmesi ve Haçlılara karşı etkili bir direnişin örgütlenmesi gibi çok yönlü hedefleri içermektedir. Onun ölümüyle birlikte kurduğu siyasî denge zamanla zayıflasa da Selâhaddin, hem kendi dönemi hem de sonraki yüzyıllar için "ideal Müslüman hükümdar" tipinin temsilcisi olmayı sürdürmüştür. Eylemleri ve idealleri, siyasî istikrar, dinî birlik ve dış tehdide karşı kolektif savunma gibi temalar etrafında şekillenmiş, İslâm tarihinde derin izler bırakmıştır. Özgünlük: Bu çalışma, Selâhaddin’i sadece askerî yönüyle değil, siyasi meşruiyet arayışları ve hilafetle kurduğu çok boyutlu ilişkiler bağlamında ele alarak klasik anlatıların ötesine geçmektedir. Onun liderliği, dönemsel krizleri aşmak için geliştirilen stratejik ve ideolojik bir model olarak değerlendirilmiştir.
İslam Tarihi Selahaddin Eyyûbî Eyyûbîler Zengîler Fatımîler.
Purpose: This study examines the multifaceted role of Saladin (Ṣalāḥ ad-Dīn al-Ayyūbī) amid the political and sectarian turmoil of the 12th-century Islamic world. Beyond his military leadership against the Crusaders, Saladin is analyzed as a state founder and ideological leader striving for Islamic unity. Methodology: Employing a qualitative historical analysis, the study interprets Saladin’s political, military, and ideological activities in relation to the era’s political structure, the caliphate’s authority, and sectarian dynamics. Drawing on primary and secondary sources, the analysis focuses on Saladin’s strategies for consolidating legitimacy, unifying diverse Muslim powers, and strengthening Sunni institutional authority. His relations with the Abbasid caliphate, the Zengids, and the Fatimids are comparatively assessed through themes of legitimacy, unity, and power balance. Findings: By abolishing the Fatimid Caliphate in Egypt and proclaiming the Friday sermon in the Abbasid caliph’s name, Saladin reestablished Sunni dominance and symbolically restored caliphal authority. Following the decline of the Zengids, he gained legitimate control over Syria with Abbasid approval. His victory at Hattin in 1187 and the subsequent conquest of Jerusalem elevated him as a unifying military and religious figure. Although tensions occasionally arose with the Abbasid caliphate, Saladin maintained a pragmatic policy of mutual recognition and legitimacy. Conclusion: Saladin’s leadership aimed at reuniting the fragmented Islamic world, diminishing sectarian divisions, revitalizing the caliphate as a source of authority, and organizing effective resistance against the Crusaders. While the political equilibrium he achieved weakened after his death, his vision of unity, justice, and defense continued to inspire subsequent generations. Saladin remains an enduring model of the “ideal Muslim ruler,” combining strategic insight with religious conviction. Originality: Unlike traditional narratives focusing solely on his military success, this study evaluates Saladin’s political and ideological strategies as instruments for overcoming the crises of his time and constructing a durable framework of Islamic unity
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dini Araştırmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.54558/jiss.1809099 |
| IZ | https://izlik.org/JA64XC44CM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 17 Sayı: 1 |