Vergi teorisi, iktisadi düşüncenin en temel alanlarından biri olup, tarihsel süreç içerisinde farklı iktisat ekolleri tarafından çeşitli kuramsal yaklaşımlarla ele alınmıştır. Verginin yalnızca devletin gelir elde etme aracı olarak değerlendirilmesi yetersiz kalmakta; aynı zamanda ekonomik aktörlerin davranışları, kaynak tahsisi, gelir dağılımı, tasarruf ve yatırım kararları üzerindeki etkileriyle birlikte çok boyutlu bir analiz alanı sunmaktadır. Özellikle Keynesyen iktisatçılar, vergi politikalarının toplam talep üzerindeki etkisini vurgulayarak, ekonomik istikrarın sağlanmasında maliye politikalarının aktif kullanımını savunurken; klasik ve neoklasik iktisat yaklaşımları, vergi sistemlerini piyasa mekanizmasının etkinliği, bireylerin rasyonel karar alma süreçleri ve teşvik mekanizmaları bağlamında değerlendirmektedir. Bu çerçevede, vergiye ilişkin teorilerin yalnızca siyasal ideolojiler, hukuki çerçeveler veya kamu maliyesine dair teknik düzenlemeler üzerinden değil; aynı zamanda iktisadi düşüncenin temel kabulleri olan homo economicus, fayda ve kâr maksimizasyonu, rasyonel seçim teorisi, marjinal fayda ve fırsat maliyeti gibi kavramlar üzerinden de ele alınması gerekmektedir. Bu çalışmanın temel hipotezi, vergi kavramının kuramsal kökenlerinin yalnızca siyasal ve hukuki referanslarla sınırlı olmadığı; iktisadi düşüncenin tarihsel gelişimi, birey ve kurum davranışlarına dair teorik varsayımlar ve mikromakro düzeydeki etkileşim mekanizmaları ile birlikte şekillendiğini ileri sürmektedir. Böylece vergi, çok disiplinli bir çerçevede analiz edilmesi gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır
Tax theory is a fundamental area of economic thought, approached differently by various economic schools throughout history. While taxation is often seen primarily as a tool for public revenue generation, its broader economic effects on individual and institutional behavior, resource allocation, income distribution, and investment decisions are equally important. Keynesian economists focus on the impact of taxes on aggregate demand and advocate the active use of fiscal policy to stabilize economic fluctuations. Meanwhile, classical and neoclassical approaches emphasize rational decisionmaking, market efficiency, and incentive structures in analyzing tax systems and their economic consequences. Therefore, tax theory should not be understood solely through political or legal frameworks but also through core economic concepts such as homo economicus, utility maximization, rational choice theory, marginal utility, and opportunity cost. This study hypothesizes that the origins of tax theory are rooted not only in political and legal considerations but also deeply embedded in the historical development of economic thought and its assumptions about individual and institutional behavior. Consequently, taxation emerges as a complex and multidimensional phenomenon that requires comprehensive analysis from both economic and interdisciplinary perspectives to fully understand its role in shaping the dynamic relationship between the state, market, and economic agents.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Maliye Politikası |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 14 Temmuz 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Kasım 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 74 |